On Altıncı Bölüm

1730 Words
Alp acilde otururken derin bir nefes alıp Mısra'yı düşünmeye devam etti. Yaptığı hataydı ama hislerini sonradan fark etmesi onun suçu değildi. Sadece Mısra'yı anlaması ve en önemlisi kendini anlaması biraz uzun sürmüştü o kadar. "Biri buraya sedye getirsin!" Tanıdık ses kulaklarını doldurduğunda kaşlarını çatıp ayağa kalktı. Sedyeyle beraber iki hemşir hızla kapıya doğru ilerlediğinde o da arkalarından ilerledi. Sedyeye yatırılan hastaya doğru ilerlerken ilk önce ayıcıklı panduflarından tanıdı onu. Daha sonra Mert'in, Nisan'ın ve Murat Bey'in yüzlerini de gördüğünde kalbine çöken ağırlığı hissetti. "Mısra!" Mert ve Nisan Alp'e döndüğünde Alp korku dolu bedeniyle sedyeye yaklaştı. "Ne oldu!" Yüzünü incelerken yaraya odaklanması zor olmuştu, uyurken daha güzel oluyordu çünkü. "Nereye çarptı? " "Fayansın köşesine. " Nisan'ı duyduğunda hiçbir şey söylemeden asistanlardan spanch isteyip yaranın çevresini temizledi. "Tomografiyi hazırlatın, " Kendi aralarında fısıldaşıp dedikodu yapmaya başlayan hemşirelere sert bir bakış atıp sedyeyi müşahade odasına çekmelerini istedi. "İyi olacak mı?" Alp Nisan'a bakmadan başını salladı. "Nasıl oldu bu?" "Benim yüzümden..." Murat Bey duvara yaslanıp yere çökerken ağlamaya başladı. "Ben nasıl bir adamım böyle!" Üçü de ona kısa bir bakış atmakla yetindi. Alp yarayı temizleyip Mısra'yı tomografiye götürmelerini istedi. Mısra tomografiye giderken de Mert'e dönüp onun yüzünü inceledi. Kaşı patlamış ve dudağının kenarı kanamıştı. "Emir! Arkadaşa pansuman yapın. " "Gerek yok, Mısra'nın yanında olmalıyım." Yanından geçmeye çalışan Mert'in omzuna elini koyup durdurdu. "İzin ver yanında ben olayım." Sadece Mert'in duyabileceği bir sesle fısıldadığında Nisan, Murat Bey'in yanındaydı. Mert derin bir iç çekip başıyla onayladığında Emir onu bir yatağa oturtmak için bir şeyler söylüyordu. Mert için bu çok zordu ama Mısra olsa.. Alp'i yanında isterdi. Alp tomografi odasına giderken Mısra'nın omzunda çok fazla yük olduğunu biliyordu. &&&& Gözlerini açtığında ışıklar hiç yardımcı olmamıştı. "Yuh, ömürlük küfür kredini doldurdun bence." Mısra başını oynatmadan duyduğu sesin hayal olması için dua etti. Sonra elini ağrıyan başına götürdüğünde elinin altındaki bandajı hissetti. "Senden kurtuluş yok mu?" dedi Mısra. Alp dilini şaklatıp güldü. "Yakışıklıyım zekiyim daha ne istiyorsun kızım?" Homurdanıp yatakta sağına döndü. "Dışarıdakilere geberdiğimi söyler misin? Biraz uyumak istiyorum." "Tamam söylerim." Başını çevirip Alp'e baktı. Cidden Mısra'ya böyle bir iyilik yapar mıydı? "Ama bir şartla." Oflayıp tekrar önüne döndü. "Çıkarlarınla uğraşamam-" "Seninle uyumama izin verirsen." Arkasına dönmeden el hareketi çekip gözlerini kapattı. Alp'in gülüşü kulaklarını doldurduğunda gülümsememek için kendini zor tuttu. "Tamam, şimdi gidiyorum ama sonra geleceğim. " "Ah," dedi çok üzülmüş gibi yaparak. "Gelmezsen kahrolurum zaten." "Acaba biraz morfin mi verseydim hazır susmuşken?" Ona dil çıkartıp tekrar gözlerini kapattı. Alp odadan çıktığında Mısra derin bir nefes verip gözlerini araladı. Neden her şey üst üste geliyordu? Neden bir yaşadığını hazmedemeden bir diğerini yaşıyordu? Sabretmesi gerektiğini hatırlatıp olanları kendi süzgecinden geçirdi. Alp onu öpmüştü, bu hiç beklemediği istemediği ama sonuçta yaşadığı bir şeydi. Bunu Nisan'la konuşmalı ve artık bir nokta koymalıydı. Sonra Mert'i düşündü. Annesi ve kardeşi için onun omzunda ağlamıştı ama onları kaybetmesine abisi neden olmuştu. Mert bunu bilmiyordu, başından vurulmasına rağmen de bunu inkâr etmemiş, kabullenmiş ve yapmadığı bir şey için bedel ödemeyi kabul etmişti. Bu yüzden ona kızamazdı. Ama bunu ona söylemediği için kızabilirdi, biraz zamana ihtiyaçları vardı belki de. Mısra'nın biraz dinlenmeye ve düşünmeye ihtiyacı vardı. Bir diğeri ve en zor olanı da babasıydı. Seneler sonra karşısına çıkıp kızı için tedavi istemişti. Ama daha birkaç ay önce eski karısı için hapse girmeyi göze alıp katili zannettiği kişiyi öldürmeye çalışmıştı. Demek ki unutmamıştı. Peki o kız? Kardeşi... Onu hiç tanımayan ama onu severek büyüyen bir kardeşi vardı. Bu da babasının onu sevdirmesinden kaynaklanıyordu. Ama o kadın annesi değildi ve ne o kadını ne de o kızı kabullenmek istemiyordu. Hayatında istemiyordu. Efe'den başka kimsenin ona abla demesini istemiyordu. Efe'den başka kimseyi kardeşi olarak görmekte istemiyordu. Madem kız kendisini tanımıyordu, tanımamalıydı da. Yatakta doğrulup iç çekti. Kaçmak ya da ertelemek bir işe yaramıyordu. Kapıyı açıp dışarı çıktığında karşısındaki üç kişide ayaklanmıştı. Nisan gelip sarıldığında karşılık verdi. "Çok korktum." "Korkma." Geri çekilip gülümsedi. Nisan'da gülümseyip hemen yanında durdu. "Mert katil değil, " dedi babasına doğru bakarak. "Mert senelerce suçu olmamasına rağmen ceza çekti. O gün bize çarpan araba onun abisine aitti. O orada değildi yani." Murat Bey Mert'e bakarken Mert ellerini kaldırıp "Sorun değil, " dedi. Murat başını eğip hiçbir şey söylemedi. Sorun değil diyip geçilecek bir şey değildi elbette, bu kadar basit değildi. "Burada ilgili baba gibi durmana gerek yok, bir üst katta kızın yatıyor. Onun yanına git. " Murat kafasını kaldırıp Mısra'ya baktı. "Senin yanında durmak istiyorum." "Benim yanımda seneler önce durmalıydın. Çünkü sana o zaman ihtiyacım vardı." Sinirlendiğini hissedip ses tonuna hakim olmaya çalıştı. "Benim o zaman bir babaya ihtiyacım vardı. " Başını iki yana sallayıp koluna giren Nisan' a tutundu. "Seni görmek istemiyorum." Mert'e dönüp bir süre gözlerine baktı. "Seni de." Annesinin ve kardeşinin ölümüne, ailesinin gidişine sebep olan Mert'in abisi miydi yani... Odaya girip kapıyı kapattığında Nisan yatağın ucuna gelip üzerini örttü. "Başına neler geldiğine hâlâ inanamıyorum. Mert bunu bizden nasıl saklar!" İç çekip elleriyle oynamaya başladı. Mısra şimdi her şeyi bir kenara bırakıp Nisan'a sarılmak istiyordu çünkü şu an aklına takılan o konuyu kapatma vaktiydi. "Nisan Ben sana o gün çok sert çıkıştım özür dilerim," Nisan şaşkın bu şekilde mısra'ya baktı "Şimdi bunları konuşmanın sırası değil,dedi Mısra başını iki yana salladı. "Hayır tam sırası, " sonra Nisan a sıkı sıkı sarıldı "Amacım seni kırmak değildi, sadece aylardır neler çektiğimi neler hissettiğimi bir bilsen... kendimi ne kadar boktan ve iğrenç bir insan gibi hissettiğimi bir bilsen Nisan kendimi o kadar çaresiz hissettim ki!" "Benim iyiliğime düşündüğünü biliyorum her şeyi benim için yaptığını da biliyorum ama çok çocukçaydı. böyle olmasına gerek yoktu yolu bu değil Nisan " "Biliyorum" dedi Nisan mısra'nın sözünü keserek. "Biliyorum ama o gün Alp kafeye geldiğinde o kadar üzgündü ki,ondan hoşlandığımı düşünüyormuşsun bu yüzden benimle konuşmasını istemişsin, bunu nereden çıkarttın bilmiyorum" sonra durdu ve yüzünü buruşturdu. " Alp benim tipim değil onunla konuşmak hoşuma gidiyor ama ilk günden beri senden hoşlandığını biliyorum senin de ondan hoşlandığını biliyorum, her hastaneye geldiğimde ip sormam ve bir araya geldiğinizde gülümsememin tek sebebi buydu." Doğrulup mısra'nın elini tuttu " Alp'e ısrar edince sana karşı olan tüm hislerini anlattı. O çocuk gerçekten seni seviyor Mısra, baksana O an böyle aptalca bir plan yaptım ve ikimiz de sonuçlarını hiç düşünmeden buna evet dedik, sence Alp böyle çocukça bir şey yapabilecek biri mi? aşktan gözü kör olmuş anlattığımda anında kabul etti seni tanıdığım için bu konuda bana güvendiğini söyledi." Gülümsedi. "Çok geçmeden ne kadar aptalca bir şey yaptığımız fark ettik ama bu sefer de birden bire nasıl açıklayacağımız ı düşündük O yüzden biz de böyle bir plan yaptık... sana ayrıldığımızı söyleyecektik ve senin de için rahat edecekti ama o gün Dağhan'la eve geldiğinde sana yalan söylemek istemedim aramızda yalan girsin istemedim " Omuz silkti. "Bu kadar büyük tepki vereceğini de tahmin etmemiştim açıkçası" sonra konuyu değiştirdi "Galiba başka birinden hoşlanıyorum." Mısra derin bir nefes verip gözlerini kapattı. Üzerinden öyle bir yük kalkmıştı ki.... "Kimden hoşlanıyorsun?" Nisan dudağını ısırıp güldü. "Yine mi hastaneden!" Nisan kahkaha atıp kendini sırtüstü yatağa attı. "Seni direk buraya transfer edelim bence biz." Mısra da güldüğünde Nisan birden ciddileşti. "Şu Kuzey'in sevgilisi yok değil mi?" Kaşlarını çatıp Kuzey'in kim olduğunu düşündü. "Dağhan 'ın yanındaki asistan mıydı o ?" Gözlerini devirip başını salladı. "Evet, kalp doktoru. " "Sence biliyor muyum?" Oflayıp tekrar güldü. "Ben bulmuştum zaten, sevgilisi falan yok." Ağzı açık bir şekilde Nisan'a bakarken Nisan Mısra'yı dürttü. "Şimdi çıkar ağzındaki baklayı." Başını iki yanda salladı. "Bir şey yok." Mısra, Nisan' a bakıp başını salladı. "Alp..." 'Eee' dercesine suratına baktı. "Yani Alp," "Söylesene artık Mısra çatlatma insanı," "Alp," dedi tekrar Mısra. can çekişiyor gibiydi. sonra da nisan'ın tepkisini görmemek için gözlerini kapattı ve fısıldayarak " Alp beni öptü " dedi Nisan öyle bir bağırmıştı ki sesi tüm odanın duvarlarında yankılanmıştı. Mısra gözlerini araladı gözlerini kapatması hiçbir şeyi değiştirmedi çünkü, derin bir nefes verdi. O sırada Nisan şaşkınlıktan eliyle ağzını kapatmış ama gülümsediği her halinden belli bir şekilde Mısra'ya bakıyordu. "Ne zaman oldu bu?" "Oluyor bir kaç gün," Sonra Mısra biraz da ilaçların verdiği duygusallıkla ağlamaya başladı. Nisan tekrar sarılıp Mısra'nın gözyaşlarını sildi. "Kızım ilk kez aşık oldun sen farkında mısın! Bu günleri de mi görecektim Allahım..." Olmayan gözyaşlarını siliyormuş gibi yaptığında Mısra da güldü. "Seni kaybedeceğim diye çok korktum. " Elini omzuna koyup hafifçe sıktı. "Bizim dostluğumuz bir erkek yüzünden bitemeyecek kadar sağlam. " Mısrada gülümsedi, bunu bir kez daha anlamıştı "Şimdi ne olacak?" diye sordu Mısra " Alp'e nasıl davranmam gerekiyor?" Nisan sırıttı. "Oturup açık açık konuşmalısınız koskocaman insanlarsınız," Mısra derin bir iç çekti. "Bu benim için çok zor," "Biliyorum," dedi Nisan " ama üstesinden gelebilirsin yeterince geç kaldınız zaten." Mısra kendini o kadar hafiflemiş hissediyordu ki aylardır omzunda taşıdığı yükü bir çırpıda atıvermişti yeniden derin bir nefes aldı "Korkuyorum" dedi "Yeniden bir ilişkiye başlamaktan ve yeniden hüsran uğramaktan korkuyorum" "Mert seni çok sevdi Mısra" dedi Nisan "Baksana neler olmuş gözümüzün önünde..." Mısra öylece boş gözlerle karşıya bakıyordu, ondan annesini alan kişi Mert'in abisi miydi yani Mert'in abisinin belalı ve problemli bir tip olduğunu her zaman bilmişti toplasan 10 kere ancak görmüştü zaten mert'te düşkün değildi aralarında hep soğukluk vardı çünkü onlar aynı bataklık taydı Mert o bataklıktan arkadaşları sayesinde çıka bilmişti ama abisinin böyle bir şans yoktu Mert defalarca elini uzatmış olsa da abisi hiçbir zaman o eli tutmak istememişti Sonra da Mısra"dan ailesini almış da ondan Mert bu günaha ortak olduğunu düşünmüştü. belli ki yıllarca saklanmasının Mısradan ayrılmasının ve ölmeyi hak ettiğini düşünmesinin sebebi buydu demek ki.... Mısra mert'i gerçekten çok seviyordu bu sevgi o zamanlarda da aynı böyleydi sadece daha yoğun o kadar sevginin boyutu yılların değişmesine rağmen hiç değişmemişti hiçbir zaman da değişmeyecekti Esra Mert'e aşık değildi unu ikisi de çok iyi biliyordu bunu aralarında defalarca kez konuşmuşlar dı Mısra mert'i yalnızca seviyordu Bu ikisi için de bir problem değil de �sra için en iyi arkadaşı ile evlenmek kadar doğru bir tercih olamazdı da zaten açıkçası evliliği o kadar da ciddiye aldıkları yıllar değildi ne kadar kabul etmek istemese nerede o zaman gerçekten küçükler di ısrar iç çekti o zamanlar her şey gözlerine ne kadar kolay geliyordu gerçekten şimdi olsa mert'le o kadar kolay nikah masasına otururlar mıydı Esra evliliğe hazır mıydı evlilik neydi ki onlar için ne anlama geliyordu Şimdi alple gerçekten bir yola çıksa ve sonra o yol evlilikten geçse bunu yapmak ister miydi başını iki yana salladı bu kadar uzun boylu düşünmenin bir anlamı yoktu bunların hepsini zaman gösterecekti hem Mısra ve Alp doğru düzgün iletişim kurabilen insanlar değillerdi birbirleriyle hiç anlaşamıyorlar da belki de kendilerine herhangi bir ilişkide rahatsız etmeyecek lerdi ya da ulaşamayacak lardı kim bilir... &&&
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD