Gözüme vuran güneşle gözlerimi zar zor açabilmiştim. Nefret ediyordum böyle uyanmaktan. Yetmezmiş gibi başıma giren sancıyla inledim.
Neydi bu ağrı Allah aşkına. Yatakta beş dakika gözlerimi kapatarak kendime gelmeye çalıştım. Yatağımdan zorla kalkarak karşım da ki boy aynasından kendime baktım. Dün yaptığım makyaj akmış elbisemle uyumuştum. Çok fazla bir şey içmemiştim ama bünyem alışkın olmadığından çarpmıştı herhal de. Herşey normaldi ama ben eve nasıl gelmiştim?
Banyoya giderek, elbisemi çıkardım. Hızlıca ılık suyla bir duş aldığım da bir nebze olsun rahatlamıştım. Gece bir ara elbisemi çıkarmıştım o anlar gözümün önüne geliyordu ama nasıl tekrardan giymiştim anlamıyordum. İyice kafayı yemeye başlamıştım galiba.
Banyo dan çıkıp odama döndüm. Saat sekize geliyordu. Annemler hala uyanmamıştı. Pijama takımlarımı giyip aşşağı indim. Ocağın üstüne çay suyu koyup kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Annem uyandığın da mutluluktan ağlayabilirdi.
Gece neler olduğunu hatırlamaya çalışırken bir yandan bir yandan da sofrayı kurmuştum. En son Şeyma'yla dans etmeye kalkmıştık, daha sonra kızları bir güzel patakladık. Silikonu patlayan kız aklama gelince dayanamayıp salatalık doğarken kahkayı patlattım. Harbi benim pisikopat kuzenimin sicili gittikçe kirleniyordu.
Burun kırmıştı.
Şimdi de silikon patlatmıştı.
Abimi gerçekten çok seviyordu. Söz konusu abim olunca gözü de gönlü de hiç bir şeyi görmüyordu. Sevginin de böyle bir şey olması gerekiyordu zaten değil mi?
Tabi ki de daha önce ilişkilerim olmuştu. Uzun vadeli kısa vadeli hoşlantılar kıskançlıklar yaşanmıştı. Ama hiç bir zaman gerçek aşkı yasayabildiğimi düşünmüyordum. Hoş yaşamakta istemiyordum. Çevremden de görüyordum. Aşkın beraberin de getirdiği tek şey acı ve huzursuzluktu.
Düşüncelerimin arasından terlikleriyle saten sabahlığıyla mutfağa annem girdi. Önce kurulu olan masaya daha sonra da bana baktı. "Günaydın annecim." Sabah ki baş ağrımın aksine bülbül gibi şakıyıp güldüm.
"Günaydın annecim. Günaydın da iyisin dimi kızım ateşin falan yok?"
Dışarıdan bakınca solgun mu duruyorum diye bende bir an şüphe ettim ama, annem kahvaltı hazırlamamla ilgili taşı kafama vuruyordu.
"Of anne ya yapsak yaranamıyoruz yapmasak yaranamıyoruz. "
Şaşkın halime bakarak kahkaha attı. Valide Sultan'ın gözüne girerek başlamıştık güne bir artı bir demekti.
En azından dün gece karıştırdığım haltlarla ilgili biraz sonra beni abime karşı savunabilirdi. Annemden sonra babam kerem ve abimde kalabilmişti.
Abim beni baştan aşşağı süzüp iyi olup olmadığımı kontrol etmişti. İyi olduğumu görünce de sonra hesaplaşıcaz bakışı atıp kahvaltıya başlamıştı.
Allah'ım inşallah yalanını uydurabileceğim bir şey yapmışımdır. Duam bile bir değişikti. Ama Allah benim içimi biliyordu. Affederdi inşallah. Küçükken oyuncaklarımı dağıtıp bunun da günah olduğunu düşünerek Allah'ım sen beni affet diye dua ederdim. Babannem de sen yap yap Allah'ın başka işi yok sürekli seni affetsin diye dalga geçerdi benimle. Hepsi babannemin suçuydu. Kadın resmen daha ben çocukken fabrika ayarlarımla oynamıştı.
Babam köşede gazetesini okurken ben bitmiş olan çayları tazelemek için kalktım. Peşimden Kerem de bardağını alıp geldi.
"Ah be bilseydim. Kadının silikonlarını patlatacağınızı, o anı görmek için tüm kitaplarımı feda edebilirdim abla."
Boş boğaz abim hemen Kerem'e yetiştirmişti demek. Annemlere söylememişti ama söyleseydi, annemin gözüne bırakın kahvaltı hazırlayarak girmeyi tüm mahalleyi temizleseydim yine de fayda etmezdi.
Kerem'in kafasına bir tane geçirdim.
"Sus lan! Annemler duyucak başıma bela Alıcam, olum hiç mi dilinin ayarı yok senin."
Elini göğsünün üstüne getirerek kahkaha attı.
"Senden korkmuyorum abla. Çünkü benim patlatabileceğin silikonlarım yok ahahahaha."