Beynini kitap sayfalarının arasında unutmuş bir kardeşle uğraşmak inanın hiç kolay değildi. Bazı günler odasından bile inanın o kadar çok çıkmıyordu ki, bir kardeşimin bile olduğunu unutuyordum. Aramız da üç yıl vardı. Fazla bir yaş farkı yoktu. Ama ben abimle Büyümüştüm, orası ayrıydı. Abim demişken beni hangi köşe de sıkıştırıp, ağzıma edecekti hiç bilmiyordum.
Netice de abimdi bu herşey beklenirdi . İşin kötüsü ise gece silikon olayından sonra ne yaptığımı bilmiyordum. Savunma bile hazırlayamıyordum, Allah'ım sen utandırma, diyerek elimi yüzüme sürdüm.
Kahvaltı seansı bitmiş herkes bir köşeye çekilmişti. Ben masayı toplarken abim kenar da çay içiyordu, babam ise gitmiş Kerem ise çoktan odasına girmişti bile. Annemin abimin odasına kirli elbiseleri almaya gitmesiyle abim ötmeye başladı. "Dua et annemin yanın da sesimi çıkarmadım. Ama bundan sonra bir daha abi beni gece alkollü mekanlara götür dersen bozuşuruz. Hem rezil ettin kızım bizi, ne demek Huzeyfe'nin boynuna sarılıp baba beni bırakma demek!"
Öyle bir şey yapmış olamazdım değil mi? Abimin abartmalarıdır inşallah diyerek içimden geçirdim. Daha kırk yıl huzeyfe benimle dalga geçerdi. Hoş ben önümüz de ki kırk yılda onu istemiyordum ya neyse. Ayrıca ben. Abime beni gece dışarı çıkar diye bir şey de söylememiştim. Kendisi peşimize takılmıştı. Sanki gece dışarı çıkmak için kendisinden izin alacaktım. Kafama koyduğum şeyi hayli hayli yapardım ben. Hayatımı yaşayabilmem için de kimseye ihtiyacım yoktu. Yine de abimin annemle beni tehtit edeceğini bildiğim için sustum.
Bu seferlik alttan almam hayatım için önemliydi. Sesimi çıkartmayarak mutfağa geçip bulaşıkları makinaya dizdim. Ne de olsa abim evden çıktıktan sonra Şeyma'yı arar gece asıl olan olayları öğrenmiş olurdum.
Annem anneanneme gitmiş, abim ise dışarı çıkmıştı. Ev de Kerem'le yanlız kalmıştık. Ben ise fırsat bu fırsat diyerek dünden beri elime almadığım hala çantamın için de duran telefonumu elime aldım. w******p grubumuzdan Cihangir Şeyma ve benimle dalga geçmişti. Bir ton mesaj vardı.
"Minik kuşum? Ne oldu kuş mu öldü. Ne bu kızım hala ayılamadın mı? Tabi sen de haklısın her yiğide nasip olmaz slikon patlatmak."
Dayanamayıp kahkaha attım. Her ne kadar sinir bozucu bir durum olduysa da bir o kadar da komikti.
"Kes sesini Cihangir biraz daha uzatırsan memelerine silikon taktırır, daha sonra onları da patlatılırım."
Şeyma hala sinirliydi. Cihangir'le konuşmalarını okurken, iti an çomağı hazırla diye boşuna dememislerdi demek ki. Gelen çağrının Şeyma'dan olmasıyla panikle açtım.
"Alo kızım nerdesin sen. Gece bir an üstüne daha fazla gelmesinler diye mi baygın takliti yaptın ne yaptın anlamadım ki? Ayrıca hadi baygın takliti yaptın bana niye göz falan kırpmıyorsun. Ödüm koptu. Ayrıca tebrik ediyorum istediğini başardın, dün Huzeyfe var ya böyle sanki porselen bebek taşıyormuş gibi taşıdı seni."
Nefes almadan tek seferde saçma sapan cümleler kurup konuşması bitince telefonun bu ucundan nefes alıp vermesini duyabilmiştim.
Güzel fikirdi ama benim uygulamaya ihtiyacım kalmamıştı zaten iki üç yudum bir şey içmeme rağmen adrenalinle karışınca çok güzel çarpmış bayılmıştım. Ne demekti kırılacak eşya gibi taşımıştı beni, tüm gün saman çuvalı gibi oradan oraya fırlatıp durmuştu beni, yani illa değer görebilmek için sızmış mı olmak gerekiyordu.
"Saçmalama kızım ya ne baygın takliti sende iyice abarttın he. Bünye alışık değil az bir şey içince sızdım işte. Ayrıca ne demek istediğini başardın Şeyma? Allah Allah kızım ben niye huzeyfe beni kucaklasın istiyeyim. Alemsin hem gece elalemin silikonlarını patlatan benmişim gibi konuşman da ilginç."
Huzeyfe görürüm korkusuna dışarı bile çıkmak istemiyordum. Tamam her ne kadar gecenin bir kısmını planlamış bir kısmını spontane yaşamış olsam da, sızacağım, ve Huzeyfe'nin beni kucaklayacağını hiç hesaba katmamıştım.
"Sana da bir şey söylemeye gelmiyor he! Hazırlan da az tur atalım dün geceden sonra bu kadar sessizliği kaldıramıyor bünyem."
Dayanamayıp kahkaha attım. Tabi her gün silikon patlatmak nasip olmuyordu. "Saçmalama Şeyma dün gece yaşadığımız olaylar uzun bir süre yeter bence. Ayrıca otur oturduğun yer de nereye gidicez şimdi kızım."
"Offf Sevda ya. Ne bileyim yemek yeriz alışveriş yaparız. Bunaldım diyorum kızım çık hava alalım işte. Yoksa dün geceden sonra hanzo abin yasak falan mı koydu?"
Bana bana yasak konacaktı. Ben o yasağı ayağımın altın da ev panduflarımla çiğner atardım. "Saçmalama Şeyma alt tarafı dışarı çıkmaya üşeniyorum diye bin tane şey uydurdun kızım. Tamam hazırlanayım yarım saate çıkarız."
Telefonun diğer ucundan bile olsa sesinin keyiflendiğini yüzünün güldüğünü hissedebiliyordum. "Seni seviyorum bebeğim tamam ben de hazırlanıyorum çok beklet-"
Cümlesini bitirmeden telefonu suratına kapatmıştım, varsın hattın diğer ucun da Kudursun dursun du. Şeyma hanım kiminle dans ettiğini unutup benimle dalga geçiyordu.
Eski den ne giydiğini nasıl göründüğünü umursamayan Sevda'nın içine sanki kokoş bir kadın kaçmış gibiydi. Rimel sürsem gözüm allıkta kalıyordu. Pantolon giysem kendimi beğenmiyor elbise yada etek kombini yapıyordum. Ya bir dağ da kurt ölmüştü. Ya da benim ölümün gelmişti.
Yine dolabımın önün de elbiselerimi kombinlemeye çalışırken, siyah pileli diz kapağım da biten eteğimi çıkardım. Üstüne ise düz beyaz bir tişört giydim. Oh mis gibi de hazırdım işte. Hızlıca saçlarımı düzlestirip, makyaj masamın başına geçtim.
Yeşil olan gözlerime siyah göz kalemi çekince yeşilleri kızgın gibi görünüyordu. Bin de bir de gözüme sürme çeksem bu görüntü hoşuma gidiyordu. Rimelimi ve hafif rujumu sürdüğüm de ise hazırdım.
Assağı indiğim de kerem zaten odasın dan çıkmadığı için seslenme gereği bile duymadan siyah konverslerimi giyip aşşağı indim.
Bir alt katımız da olan Şeyma'nın kapısına vurduğum da yengem açmıştı kapıyı. "Sevda yavrum nerelerdesin sen ne aşşağı iniyorsun ne yengeni soruyorsun. Gelsene içeri kızım ne yabancı gibi kapı da duruyorsun."
Ah yengem ah bir bilsen kızınla silikon patlatıp olay çıkartmaktan kendimize vakit bulamıyoruz. İçimden kendi düşüncemi zar zor sustururak dışa vurmamaya çalıştım. Sevda'ydım ben sağım solum pek belli olmaz dı.
Ellerinden tutarak yanaklarından öptüm. Annem kadar emeği geçmişti bize, küçükken bir gece yengem de bir gece biz de kalırdık Şeyma'yla küçükken dediğim üniversiteye gidince son bulmuştu.
"Haklısın yengem ama ayakkabılarım zor çıkıyor çıkartmayayım şimdi. Akşam annemi de alır gelirim. Eski günleri yad ederiz bir olur mu?"
Kendisi de saçlarımı okşayıp yüzümü öptü. Sanki fazla duygusaldı bugün.
"Olur tabi kuzum. Hem senin sevdiğin limonlu kekten de çırparım"
Dışarıdan bakan birinin limonlu kek diyince gözlerimden çıkan kalpleri görebileceğine yemin edebilirdim. Özellikle yengemin eli pek lezzetliydi.
"Ooo ben kaç gündür istiyorum. Sesin çıkmıyor anne. Şimdi sevda'yı görünce bakıyorum sattın hemen beni."
Klasik kıskanç köpek Şeyma'ydı işte. Yengemle gülünce kendisine iyice tribe bağlamıştı.
Ayna karşısın da elli kez daha saçına başına makyajına baktığın da en azından içeri girseydim yengemle muhabbet ederdik diye diye zorla çıkardım evden.