Nefesimi tutmuş elimi tutan eli de görmemek için gözlerimi kapatmıştım.
Kapalı gözlerimin ve dudaklarımın üstüne bastırılmış ele her ne kadar çırpınsam da korkuyla birlikte titrek nefesler almak dışın da hiç bir şey yapamıyordum.
Gözlerimi açmayı akıl edebildiğim de karşım da gördüğüm kuzguni gözlerle önce bir rahatlık sonra, öfke gelmişti.
Resmen huzeyfe tuvaletin yanın da ki temizlik odasın da eşkiyalar gibi elimi kolumu tutarak zorla sokmuştu beni.
Tek eliyle iki elimin de bileğin den tutmuş vücuduyla vücudumu duvarın arasına sıkıştırmıştı. Yani Huzeyfe isteyince beni çokta güzel paket edebiliyordu.
Elini ağzımdan çekmesiyle. "Hayvan mısın sen? Ne yaptığını zannediyorsun. "
Hızlı hızlı inip kalkan göğüslerime takılsa da gözü tekrardan gözlerime bakabilmişti haspam. "Konuşmak istiyorum sevda. "
Suratının ortasına kafa atmamak için zor tutuyordum kendimi. Tüm duyguları aynı an da yaşatmasın dan da özellikle nefret ediyordum.
"Konuşmak istiyorum deseydin de anlardım sadece. Ne gerek vardı. Şimdi bu haraketlere, ne yapıyorsun sen çok mu polisiye izliyorsun."
Elini tekrardan ağzımın üstüne kapatıp, kulağıma doğru eğildi. "Konuşmak istiyorum dedim. Kafamı ütüle demedim Sevda."
Gözlerinin içine sinirli bir şekil de bakarak elini ısırdım. Tepki vermesini beklerken elini sakince çekip yüzüme bakmasını iyice sinirlerimi bozmuştu.
"Önce elimi kolumu bırak hayvan herif. Ne bu muammele. Oldu olacak aşılarım tam mı diye veterinere de götür. "
Elimi her ne kadar bırakmış olsa da vücudunu vücuduma yaslamaktan geri çekilmemişti. Bu durum her ne kadar hoşuma gidiyor olsa da kuyruğumu dik tutup asla taviz vermemem gerekiyordu. Adamın çekimine kapılıp dün beni oda da nasıl bırakıp gittiğini unutmamalıydım.
Cevap vermemesiyle gözlerinin içine bakmaya devam ettim. Sonun da dayanamayıp "ne istiyorsun ben den huzeyfe. Tamam anlıyorum, dün bir hezeyana kapıldın bir şeyler yaşadık, ve pişmansın. Bunu anlatmak için bu kadar kıvranıyorsan gerek yok anlıyorum seni."
Gözlerimin içine bakıp ciddi olup olmadığımı çözmeye çalışıyordu.
"Yarın o adamla buluşmayacaksın Sevda!"
Elini yumruk yapıp yanım da ki duvara yaslayınca vucutlarımız tamamen bir bütün haline gelmişti. Şuan o kadar çok her şeyi unutup ellerimi ensesine koyup dudaklarına yapışmak istiyordum ki.
Dün bana yaptığı gibi dudağına doğru yaklaşıp, dudağımı dudağına değdirip konuşmaya başladım. Nefeslerimiz birbirine karışıyor bu durum beni iyice heyecanlandırıyordu.
"Sanane Huzeyfe? Sen benim kiminle görüşüp görüşmeyeceğimi neden kafana takıyorsun."
Geri çekilip gözlerinin içine baktım. Elimi omzuna koyarak bilerek, göğüslerimi göğüslerine yasladım. Benim onu hissettiğim kadar onun da beni hissetmesini istiyordum.
"Ayrıca, ben senin kiminle görüşüp kiminle görüşmeyeceğine karışıyor muyum? Seni ilgilendiren kadınlar pinpon kadınları olsun. Beni de rahat bırak."
O ten uyumumuza kapılmışken ben dikkatinin dağılmasını fırsat bilip kolunun altından çıktım çoktan.
Daha ne olduğunu anlayamadan, bu sefer yüzüm duvara gelecek bir şekil de Huzeyfe beni duvarla arasına sıkıştırdı. Tutuşu canımı acıtmıyor aksine İçim de ki kadını şaha kaldırıyordu. Tek eliyle açıkta olan saçlarımı, yana doğru alıp enseme dudakların bastırdı. Erkekliğini kalçam da ilk defa hissediyordum.
Ensem de ki dudakları beni öylesine tesiri altına almıştı ki kendimi dilimi yutmuş lal olmuş gibi hissediyordum. Bu adam bir kadına nasıl davranması gerektiğini gayet iyi biliyordu.
"Beni sen ilgilendiriyorsun sevda"
Yana aldığı saçlarımın üstün de parmaklarını gezdirip, "saçların"
Boynum da ki dudaklarını baştan başa gezdirip, "tenin"
Dudaklarını çekip boynuma burnunu bastırdığın da derin bir nefes çekti içine. "Kokun."
Elini kalçam da gezdirip, iyice sıkıştırdı beni duvarla arasın da, sanki izin versem burada benimle birlikte olabilecek gibi duruyordu. Sanki kendini zorla tutuyormuş gibiydi. Kalçamı elleyen eliyle dayanamayıp hafifçe inledim. Kafamı geriye doğru omuzuna bırakınca dudakları iyice açıkta kalan boynumu sömürmeye başladı.
"Senin herşeyin artık beni ilgilendiriyor. Sevda. Bunu sana bu şekil de anlatmam gerekiyorsa büyük bir zevkle anlatabilirim."
Vücudumu esiri altına almış nereye dokunması gerektiğini gayet iyi biliyor resmen biblo gibi oynatıyordu beni o kadar tesiri altına gitmiştim ki söylediklerini bile anlamakta zorluk çekiyordum.
Haraketlerimin kısıtlı olması ona dönük olamamak iyice çıldırtıyordu beni.
Dayanamayıp, iniltilerimin arasın dan zar zor "Huzeyfe lütfen." Diyebilmiştim.
Ne olduğunu dahi anlayamadan beni kendine doğru çevirip kucağına bebek alır gibi almıştı. Kısa olan eteğim iyice açılmış sadece karşısın da mor çamaşırımla kalmıştım. Öküzün inlemesine benzer bir ses çıkarıp eliyle vücudumu keşfe çıkmıştı bile.
Dudaklarımız kavuştuğun da ellerimi ensesin de ki küçük saçlarına daldırıp hızlıca çektim. Tüm hıncımı saçlarından çıkarmak ister gibi, boynunu tırnaklarımla çiziyor saçlarını çekip duruyordum. Askılı atletimin ne ara düştüğünü bile bilmediğim askıları çoktan omuzundan düşmüş huzeyfe omuzuma ufak ufak ısırıklar bırakıyordu.
Dışarıdan Şeyma'nın sesinin gelmesiyle anında durmuş durdugumuz da ise olduğumuz pozisyonun yeni farkına varmıştım.
"Sevda naptın kızım? Klozetemi düştün. "
Ne yapmam gerektiğini bilmeden, Huzeyfe'nin suratina baktım. Hala kucağındaydım. Bir eli kalçam da diğer eli ise göğüsümdeydi.
Beyfendi o kadar rahattı ki. İstifini bı bozmuyordu.
Kulağıma doğru eğilerek, "tuvalette olduğunu gitmesini söyle."
Derin bir nefes alarak sesimin titrememesine özen gösterdim.
"Şeyma sen git ben geliyorum."
Şeyma kapının önünde topuklu ayakkabılarını yere vurarak olduğu yerde sayıyordu.
"Ne yapıyorsun kızım içeri de bir saattir?"
Huzeyfe'nin yanın da her ne kadar bu konuyu açmak istemesem de. "Adet olmuşum şuşu eteğime değmiş onu yıkadım sen geç Cihangir'e bir şey çaktırma geliyorum, ben.
"İyi tamam çabuk gel canım sıkıldı şu hanzoyla."
Diyip gittiğin de derin bir nefes aldım. Resmen basılmaktan kurtulmuştuk.
Hala Huzeyfe'nin kucağın da aynı pozisyon da olmamız her ne kadar beni gerse de, kafamı kaldırıp yüzüne bakamıyordum.
"Sevda."
İsmimle hitap etmesi o kadar çok hoşuma gidiyor du ki. Resmen adamın bana Sevda demesi için yalvarabilirdim.
Kafamı yavaşça kaldırıp yüzüne baktığım da gözlerinin rengi daha ne kadar siyaha dönebilir diye düşünmeden edemedim. Bir adam elleşirken daha fazla ne kadar seksi olabilirdi ki.
Beline dolamış olduğum bacaklarımı yavaşça çekip, yere indim.
"Ben konuşmak istiyordum. Ama lanet olsun ki seninle yanlız kalınca, aklıma seni duvara yaslayıp vücudunu dudaklarını istila etmekten başka hiç bir şey gelmiyor."
Cümlesini devamını getirmesini beklerken düşen askımı kaldırıp, eteğimi yine aşşağı doğru çekiştirdim.
"Dün yaşadıklarımız da şimdi yaşadıklarımız da üstü kapatılıp geçilecek şeyler değil. Ben hissederek isteyerek dokunuyorum sana. Her ne kadar senin erkeklik hormonlarımı şaha kaldırmanla alakası olsa da. Ben bir ergen değilim Sevda kendime hakim olmasını da gayet iyi bilirim."
Dağıttığı saçlarımı elimle düzeltip gözlerinin içine baktım.
"Aynı akşam maçtan sonra stresini atacağın ponpon kızları gibi mi huzeyfe. Sana ve lanet olsun ki üstüm de bıraktığın çekime hayır diyemiyor olmamla beni hayatın da ki diger kadınlarla aynı kefeye koyacak olacağın anlamına gelmiyor. Aramız da ki şey bu ten uyumu bu çekimse sen uzak durduğun sürece ben senden uzak durabilirim merak etme. Hoş sen zaten akşam, bu çekimin aynısını ponpon kızlar da da yaşayacağın için pek te aklına geleceğimi zannetmiyorum."
Saçlarımı geriye doğru savurup gözlerinin içine baktım. "Ayrıca sen her gün başka bir kadınla gününü gün ederken benim ne yapıp kimlerle görüştüğüme, ve vücudumun üstün de bir hak iddia etmeye de kesinlikle hakkın yok. "
İçim de ki kaşar Sevda kendini tutamayıp, tekrardan dudaklarına kısa bir öpücük kondurup geri çekildiğin de Huzeyfe karşım da dumura uğramış bir şekil de duruyordu.
"Akşam ponpon kızlarla iyi eğlenceler dilerim."
Arkam da bir adet şaşkın huzeyfe bırakarak, kıçımı sallaya sallaya çıktım temizlik odasından.
Şerefsiz çoktan haketmişti bu konuşmayı, ayrıca tabi ki onu kıskandığı mı belli edecek kadar aptal değildim. Ben saman altından da gayet güzel bir şekil de değirmeni mi yürütebilirdim.
Masaya yaklaştığım da Cihangir tepeden tırnağa süzdü beni. "Gelmeseydin Sevda'm valla sevdin mi mekanın tuvaletini istersen kapattırırım orayı senin için. "
Sahte bir şekil de kahkaha atıp yüzüne baktım.
"Ya ne hayvan adamsın belki kadınsal bir durum gelişti yani biraz anlayışlı olmak nasıl bu kadar zor olabilir anlamıyorum bir türlü. "
Karşısın da taramalı tüfek gibi saldırınca zavallı Cihangir'im susmuş kahvaltısına geri dönmüştü.
Şeyma'ya dönüp "Huzeyfe gitti mi?"
Diye sorduğum da elin de ki telefondan kafasını kaldırmayarak, "yok kanka bir telefonu geldi dışarı çıktı herhalde. "
Hıhı anladım gibisine sesler çıkartırken, cebimden sigara paketini çıkarttım. Ah bilseydi Huzeyfe'nin telefon konuşmasından olan anlayışınını beni sıkıştırmak olduğunu diye geçirdim içimden sanırım. ortalık karışabilir di.
Özellikle abim geldi bir an gözümün önüne vereceği tepkiyi hayal bile edemiyordum. Annemin içten içe Huzeyfe'yi beğendiğini biliyordum ama damadı olarak da ne düşünürdü bilemiyordum. Hoş neden düşündüm bunları, ondan bile emin olamıyordum.
Boşu boşuna kendimi germistim çakmağımın olmadığını fark edince telefonuyla story çeken Cihangir'e
"Şş böcek. Çakmağını versene." Diye sataştım.
Cebinden sarı kırmızı çakmağını çıkartıp bana uzattı. Sigaramı yaktığım da, derin bir duman çektim içime.
Cihangir ise, "iç iç bok iç zaten bir gıdım canın var onu da zehirle anasını satayım."
Cevap vermeye hazırlanırken Huzeyfe'nin masaya doğru geldiğini fark ettim. Elleri siyah kotunun cebin de havalı havalı yürüyordu.
Masamıza doğru gelirken bile çaprazımız da oturan kız grubunun dikkatini çekmiş Huzeyfe'yi parmakla birbirlerine gösterip gülmüşlerdi.
Sakin ol kızım diye içimden sakinleştirmeye çalışsam da kendimi, şeytan diyor du ki masa da ki zeytinleri teker teker fırlat kafalarına ne de olsa arkam da Şeyma vardı her türlü haklarından gelir dayak yememe izin vermezdi.
Ama gerek varmıydı huzeyfe Bey'in kıçını kaldırmaya asla gerek yoktu. Ayrıca ikinci kez gece kulübü vakasına döner bu sefer söyleyecek bir yalan bile bulamazdım.
Huzeyfe masaya doğru gelirken bacak bacak üstüne attığım ve neredeyse boydan boya açık olan bacaklarımı gördüğün de bir kez daha çattı kaşlarını bu durum her ne kadar hoşuma gitse de, gerçekten bugün eteğimin boyunu abarttığımı düşündüm. Resmen oturup kalkamıyordum bile.
Masaya oturup soğumuş olan çayını garsona tazelletirirken özellikle benimle göz teması kurmamaya çalışıyordu.
"Cihangir ayarla akşama her şeyi. Kızlar tamam akşam sekiz de halı sahadalar. "
Sağ gözümün seğirmeye başladığını fark edince içimden bildiğim tüm küfürleri karşım da oturan adama sıraladım. Fazlasıyla hak ediyor du çünkü.
Şerefsizlik yapıp damarıma basıyordu. Ama suç her zaman ki gibi bendeydi. karşım da ki adamı insan yerine koyup bir şeyler yaşamaya çalışıyordum.
Yeni tazelenmiş çayımdan koca bir yudum alıp bir daha Huzeyfe'nin suratına bakmadım. Madem öyleydi ben de oyunu kuralına göre oynamasını bilirdim.
"Bana bakın sizi kart horozlar, ki buna sen de dahilsin huzeyfe! Ponpon karısı mıdır nedir siz ne bok yerseniz yiyin ama sakın burak'ı bulaştırmıyorsunuz."
Dayanamayıp sinirden histerik bir kahkaha attığım da seyma bana "ne gülüyorsun kızım. Ne yapayım göz mü yumayım. Tamam her haltı yemeye yiyorlar da bari uzağımız da yesinler."
Doğruydu erkek milleti zaten her türlü haltı yemeye yiyorlardı. Biz kadınlara da aciz bir şekil de bari gözümüzün önün de yemesinler demek düşüyordu.
"Saçmalama Şeyma."
Cihangir'e dönüp "kusura bakmayın ama siz erkeksiniz. Seri bir şekil de üretilmiş bozuk makinelersiniz. Ayrıca ne demek her haltı yiyin ama uzağımız da yiyin demek. Kendine gel istersen o kadar da düşmedik daha. Onlar gözümüzün önün de her haltı yerken oturup seyredecek halimiz yok ya. Varsın avunsunlar tek gecelik pinpon kadınlarıyla."
Saçlarımı geriye doğru savurup Huzeyfe'ye baktım. Tabi ki de etkiye tepki meselesi olacaktı. Benim adım sevda'ydı bir kere.
Her halükarda burnun dan fiti fitil getirmeden duramazdım.
"Şeyma ben de diyorum ki, geçen bu hanzolarla gittik gece kulübüne pek bir şey anlamayadık kavga gürültü derken. Bu akşam kız kıza bir kaçamak mı yapsak?"
Şeyma neden dört nala koştuğumu anlamasa da bozuntuya vermeden.
"Olur kız valla bak benim de çok ihtiyacım var. Hem neydi oranın sahibinin adı adam içine düşecek gibi bakıyordu senin. Biraz işve cilve yaparsın, gece boyu krallar gibi takılırız."
Vur dedik öldürdu yine Şeyma.
"Ne diyorsun kızım. Hakan mı sulandı Sevda'ya ben niye fark etmedim lan. ayrıca ne bu haller kaşınız gözünüz ayrı oynuyor. Sevda hadi bu değişiği anlarım da sana ne oluyor kızım. Ne bu afra tafra."
Ne diyeceğimi bilemezken Huzeyfe'yle göz göze geldik. Şeytan diyor du ki öt herşeyi Cihangir'e su adamın kırsın ağzını burnunu.
"Benim karşı olduğum durum. Şeyma'nın sizin öküzlükleriniz yüzünden sürekli üzülmesi. Yoksa banane ne halt yerseniz yiyin."
Derin bir nefes alıp devam ettim konuşmaya.
"Hem sizene onu anlamıyorum ben. Siz gayet te güzel kendi aranız da eğlenebiliyorken, bizim kız kıza takılacak olma fikrimiz sizi neden bu kadar rahatsız ediyor Cihangir bey öğrenebilir miyim?"
Cihangir'in cevap vermesine fırsat bırakmadan huzeyfe atladı lafa.
"Bizi neden rahatsız etsin ki sevda hanım! Ne de olsa her türlü şartta siz gayette güzel bir şekil de burnunuzun dikine gitmeyi çok iyi başarıyorsunuz. Tabi ki bizim ponpon çıtırlarıyla ilgilenmemizin sizi ilgilendirmeği gibi sizin de kiminle nerede ne yapmak istediğiniz bizi hiç ilgilendirmez."
Karşım da ki adamın ilk defa bu kadar uzun cümle kurmasına mı şaşırsam yoksa beni mors etmesine mi bilememiştim.
"Aynen öyle Huzeyfe. Hiç ilgilendirmez. Sonuçta herkes kendi çizdiği yolun hayrını görmeli."
Şeyma ve Cihangir şaşkın bir şekil de konunun nasıl buraya geldiğini, anlamaya çalışırken. Şeytan masanın üstün de duran ketçapı Huzeyfe'nin üstüne boca etmemi söylüyordu.
"Şş ne oluyor lan Size. Sabahtan beri bir afralar tafralar. Siz birbiriniz den mi hoşlanıyorsunuz lan!"
Etrafım da ki hiç kimse salak değildi. Ayrıca biz de zaten kendimizi belli etmeyi çok iyi beceriyorduk.
Huzeyfe'nin yüzünü dahi görmek istemediğim den suratına doğru bakmadım.
İçim de ki kötü kadın. 'az önce adamın kolların da yaprak gibi titrerken hiç te şikayetçi değildin halinden."
Huzeyfe benim cevap vermemi beklerken ben iç sesimle çatışmaya girmiş konunun nasıl bize döndüğünü anlamaya çalışıyordum.
"Tabi ya ben biliyordum abi. İçime doğmuştu. Görmüyor musun oğlum keriz gibi uyutmuşlar bizi lan. Araların da ki çekim, elektrik Allah'ıma ülkenin bir aylık elektriği çıkar şu masadan."
Cihangir ve Şeyma durup dururken, kararı vermiş şimdi de hüküm sürmeye başlamışlardı. Cihangir'in omuzlarını dikleştirip, kavga pozisyonuna girmeye başladığın da savunmaya geçtim.
"Ne saçmalıyorsunuz siz Allah aşkına. Nereden çıktı bu. Benim feminist damarım ağır basınca dayanamadım patladım öyle. Ayrıca ne olabilirmiş benim bu hanzoyla aram da Allah aşkına. "
Huzeyfe'nin gözlerinin içine baktığım da gayet rahat bir şekil de oturmuş ne yalan soyleyeceğimi dinliyordu. Evet biz gizli gizli öpüşüp elleşiyoruz diyecek halim olmadığına göre söylemem gereken en mantıklı şeyi söyledim.
"Ne bileyim kızım ben. Sevgili gibi tripleşip küsüyorsunuz birbirinize. Şu hallerinizi konuşmalarınızı duyan herhangi biri de bizimle aynı şeyi düşünürdü."
"Saçmalama Cihangir. Öyle bir şey olmuş olsa sizden neden saklıyalım ki. Ayrıca Allah yazdıysa bozsun. Sevda gibi çirkef bir kadınla, ömür mü geçer."
Yüreğimden gelen çıtırtı sesini yanım da oturan Şeyma'nın dahi duyduğuna emin oldum bir an.
"Aaa! Huzeyfe sen kurban ol sevda'ma onun gibi güzeli. Masum kalplisi var mı bu dünya da acaba?"
Şeyma'nın bir kız kardeş gibi beni savunmasına şaşırsamıydım bilemiyordum.
Cihangir ne bok yerseniz yiyin bakışını atıp önüne döndü. Birlikte olmadığımızı öğrenmişti ya gerisi pekte ilgisini çekmemişti.
Dolan gözlerimi saklama gereksinimi bile duymadan son kez baktım Huzeyfe'nin gözlerine.
Demek Allah yazdıysa bozsundu.
Karşım da ki adamın benden bu denli nefret edip, beni hayatın da bu kadar istemiyor olmasını tahmin etsem de bizzat onun dudaklarından duymak canımı acıtmıştı.
Cihangir'e dönüp, "kalkalım mı artık" dediğim de gözlerimin içine bakıp, hala neler olduğunu çözmeye çalışıyordu.
"Peki kalkalım madem."
Herkesten önce kalkıp çantamı koluma taktım. Şeytan diyordu ya hepsini geride bırakıp eve taksiyle dönmemi yine de Şeyma'ya ve Cihangir'e ayıp olur altında başka bir şey ararlar korkusuyla onları bekledim.
Huzeyfe hesabı ödemeye gittiğin de. Cihangir ise önümüz den yürüyordu.
"Sevda'm kusura bakma olur mu? Ben bu hale gelebileceğini tahmin etmemiştim."
Karşım da ezilip büzülen Şeyma'yla gülümsedim. Gülümsemek zorundaymış gibi hissettim çünkü kendimi.
"Saçmalama Şeyma konunun seninle ne alakası var. Sadece adam hayatında benim gibi. Bir kadının hiç bir zaman yeri olmayacağını açık açık söyledi. O kadar."
Şeyma koluma girerek kendince destek olmaya çalıştı.
"Peki bu durum seni neden bu kadar çok üzdü?"
Evet gerçekten benim de kendime sormam gereken tek soru buydu. Bu durum neden beni üzmüştü.
"Bulduğu her fırsatta beni sıkıştırıp öptüğü için, olabilir mi acaba Şeyma?"
Oh diye nefesimi dışa vurduğum da sanki omuzlarım dan büyük bir yük kalkmış gibi hissettim. Şimdiye kadar neden bu bilgiyi Şeyma'yla paylaşmamıştım ki zaten.
"NEE! Ne diyorsun kızım sen ne demek şimdi bu?"
Hayvan gibi bağırmasıyla neredeyse çevremiz de ki tüm gözler üstümüze dönmüştü. Bu kadının hiç ayarı yoktu gerçekten.