Ertesi sabah Mardin güneşi yavaşça Demirhan Konağı’nın taş duvarlarına vururken, nişanın coşkusu hâlâ evin havasını sarmıştı. Geniş avluda sabah kahvaltısı için masa hazırlanıyordu. Demirhanlar ve Altaylılar, iki köklü ailenin temsilcileri, bir aradaydı. Gümüş işlemeli bakır siniler, taze pişmiş tandır ekmeği, çökelek, zeytin, reçeller ve demli çaylarla donatılmıştı masa. Berivan, zarif sabahlığı içinde avluya adım attığında gözler hemen ona çevrildi. Yeşil gözleri güneşle parlıyor, saçlarını gevşekçe toplamış hali bile ayrı bir asalet taşıyordu. Hafif bir tebessümle herkesi selamladı. Akif gülerek, “Aman Berivan, nişanlılık sana yaramış, daha bir ışıldıyorsun,” dedi. Berivan kaşlarını kaldırdı. “Işıldamak için nişan şart değil Akif Bey. Kadın dediğin içten parlar.” Gülüşmeler yükseldi

