Gece, Mardin’in yıldızsız bir göğü vardı. Havanın serinliği odanın içinde bile hissediliyordu ama Efnan’ın yüreğindeki sıcaklık başkaydı. Uzun saatlerin ardından, ilk defa biraz huzurla uzanmıştı yatağına. Karnını okşadı usulca. “Kalmaya değer mi?” diye sordu içinden. Kalmayı seçmişti, ama kalbini hâlâ tam açamamıştı. Kapı yavaşça tıklatıldı. “Efnan…” Boran’ın sesi hem çekingen hem umut doluydu. “Bir dakikanı alabilir miyim?” İzin bile beklemeden kapıyı aralayıp girdi içeri. Elinde küçük bir tabak vardı. Üzerinde tarçınlı sütlü irmik tatlısı. Efnan şaşkınlıkla baktı. “Bu ne?” dedi, kaşlarını kaldırarak. Boran, utanmış bir çocuk gibi başını eğdi. “Annemden öğrendim… Sen hamileyken tatlı krizleri olur demiştin bir keresinde. İrmikli sevdiğini de hatırladım. Belki… gönlünü biraz alır diy

