Nujin, derin düşüncelerin içinde boğulurken, arkasında hissettiği çıkıntı ile donakaldı. Nefesi hızlandı, gözleri irileşti. Arkasındaki iri bedenin değişen nefeslerinden uyanmış olduğunu anlayabiliyordu. Ani bir kararla başını arkasını çevirdi fakat alnına çarpan sivri çene ile durdu. Hazar Mir Hézrawan'ın sert nefesleri şimdi alnını okşuyordu. Nujin başını biraz geriye çekerek gözlerini yukarıya çıkardı ve o an kocasının uykulu bakışlarıyla göz göze geldi.
O andan sonrasını hatırlamıyordu. İlk atağı kim yapmış, ilk teması kim kurmuş... Hepsi belirsizlik dolu bir sis bulutundan ibaretti. Hazar Mir Hézrawan'ın dolgun dudakları, alt dudağını kavrayıp çekiştirdiğinde, ateş alan bölgesinde ince bir sızı hissetti. Nujin ne olduğunu anlayamıyordu. Hangi ara ağız ağıza gelmişlerdi?
Genç kız, ellerini kocasının geniş göğsüne yaslayarak sert kaslarını hissetti. Hazar'ın sert öpücüklerine anında icabet eden Nûjin, ansızın titredi. Hazar'ın bedeni usulca üzerine çıkarken, sert elleri ince beline inmişti. Avuç içlerinden yayılan sıcaklık, adeta geceliğin ince kumaşını aşıp tenine işliyordu. Hazar, Nujin'in dudaklarını emerken o çoktan kollarını kocasının boynuna dolamıştı. Dolgun dudaklarını ezip, çekiştirmeye başlayan adamın sayesinde boğazından derin, boğuk bir inilti döküldü. Odaya dağılan sesle, Hazar'ın hareketleri sertleşti.
Ellerini, karısının belinden aşağı doğru indirdi ve sertçe kalçasını kavradı. Ellerini, avuçlarının arasında sıkıştırıp, ezdiği kalçaları kapatan saten geceliğin altından geçirdi. Çıplak tenini usulca okşayarak ansızın bacaklarını ayırıp kendisine çekti ve beline dolmasını sağladı. Nûjin, bacaklarını Hazar'ın beline sardığı an alev alan kadınlığına yabancı bir sertlikle hissetti. Birbirlerine yapışmış durumdaydılar. Nujin kollarını kocasının boynuna sıkıca doladı. Bu hareketi, süregelen öpüşmelerinin ateşini arttırdı. İkilinin dudaklarından çıkan şapırtı sesleri, her geçen saniye katlanarak artmaya devam ediyordu.
Hazar şevkle kasıklarını Nujin'in kasıklarına bastırırken, uzun ve kalın sertliği aralarında hareket ediyordu. Aralarında bulunan ince kumaşa rağmen birbirlerinin her şeyini olduğu gibi hissediyorlardı. Birbirine kavuşan dilleri, birbirini hoyratça emmeye başladı. Sonrası Nujin için belirsizlik dolu, karmaşık bir serüvendi. Hazar'ın üzerinden kalkması, çırılçıplak bir şekilde tekrar üzerine uzanması... Kocasının her detayı zihnine kazınmıştı. Hazar Mir Hézrawan her şeyiyle heybetli bir adamdı.
Nujin’in elleri, kendi iradesi dışında Hazar’ın ensesine kaydı. Parmak uçları, kısa saç tellerini nazikçe kavrayıp hafifçe çekiştirirken, arzu dolu yakıcı bir gerilim yayıldı aralarına. Boynunda hissettiği dudakların baskısı, ilk anda hafif bir yumuşaklıkla başlayıp, ardından derinleşerek Hazar’ın sert ve hoyrat hareketlerini daha belirgin hâle getirdi. İnce derisi keskin dişlerini arasında can çekişiyor, ardından öpülüp emiliyordu. Nujin’in dokunuşlarıyla Hazar’ın kasları gerginleşiyor, aralarındaki görünmez elektrik, nefeslerin ritmiyle uyumlu bir melodiyi andırıyordu.
Nujin dudaklarından dökülen boğuk inlemelerini önüne geçemezken, kalçalarını sıkı sıkı tutan el hafifçe kayarak bacak arasına doğru ince ve temkinli bir yol çizdi. Hazar'ın eli, ince çamaşırını kaydırıp yumuşak etiyle buluşur buluşmaz, gözlerini sıkıca kapattı. Kocasının sert solukları gerdanına çarpıyor, kalın ve kemikli parmakları girişini yokluyor, bir nevi kontrol ediyordu. Derken, bir yırtılma sesi ulaştı kullarına. Hazar Mir Hézrawan iç çamaşırı yırtmış, odanın rastgele bir köşesine savurmuştu.
Kocasının eli, bir nabız gibi atan sıcak kadınlığında gezinmeye başladığında, organından yükselen ıslak sesler yüzünün kıpkırmızı olmasını sağladı. Yer yarılsaydı! Yer yarılsaydıda, Nûjin içine girseydi. Titrek, tedirginlik dolu bir nefes çekti ciğerlerine. Lâkin kulaklarına çarpan sesler gittikçe yükselmeye devam ediyordu. Öyle ki, Nujin artık kocasının bunu bile isteye yaptığını düşünüyordu. Kahretsin ki etkileniyordu! Gözlerini sıkıca kapatarak, şişmiş ve kızarmış dolgun dudaklarını birbirine bastırdı lâkin ağzından dökülen kısık iniltiye mani olamadı. Kadınlığından yükselen ıslak sesler, en az kendisi kadar Hazar Mir Hézrawan'ı da zorluyordu. Genç adam, parmak uçlarına bulaşan ıslaklığın gittikçe yoğun bir al hâl aldığını hissediyor, aletini ansızın parmağıyla yokladığı küçük deliğe saplamamak için zor duruyordu. Hazar Mir Hézrawan kendini dizginlemeye çalıştıkça, Nujin'in dudaklarından dökülen inlemeler, sızlanmalar sabrını zorluyordu. Daha fazla uzatmadı. Her geçen saniye, işkence gibi geliyordu. Kalın, damarlı kabarmış erkekliğini kökünden tutarak karısının ıslak yuvasına yasladı. Nujin'in gerildiğini fark ettiyse de, umursamadı. Aletini ıslaklığa iyice bulayarak, karısının üstüne tamamen uzandı fakat alan çok dardı. Hazar Mir Hézrawan gibi iri kıyım bir adam için, şu an bulunduğu sınırlı alan bir hayli zorlayıcıydı.
"Bacaklarını iyice arala."
Nûjin, kocasının boğuk, erkeksi ve sert sesiyle titredi ve anında bacaklarını iki yana daha çok açtı. Baştan aşağı tüm bedeni buz kesmişti, fakat içinde kaynayan bir volkan vardı. Kadınlığında hissettiği demiri andıran sertlikteki aletin ne olduğu elbette biliyordu. Lâkin bu rahatlaması yerine, daha çok gerilmesini sağlıyordu. Saniyeler evvel gördüğü o iri aleti içine nasıl alacaktı? Sakin olmaya çalıştı. Dün geceki hataya düşmeyecek, başladığı işin sonunu getirecekti. Sonradan başının ağrımasını hiç ama hiç istemiyordu. Ciğerlerine derin bir nefes çekti. Üzerinde ki adamın kokusu buram buram burnuna dolarken, uzun gür kirpikleri ansızın titredi.
Böyle olmamayı dilerdi. Bu adamla başka bir zamanda başka bir yerde tanışmış olmayı isterdi. Nujin, dolan gözlerini sıkıca birbirine bastırıp açarak, tekrar içinde bulundukları ana döndü ve Hazar'ın bacak arasına uyguladığı baskıyla odaklandı.
Hazar Mir Hézrawan, iri organını başını karısının girişine yaslayarak, hafifçe içine kaydı ve Nujin'in üzerine biraz daha uzandı. Hissettiği sıkılık ve darlık karşısında alnından süzülen küçük, ince ter damlasına mani olamadı. Aletinin başı, küçük deliğini içine girmişti fakat darlık onu geriye itiyordu. Sert bir soluk vererek, geri çekilip birden yüklendi. Nujin'in kulağını sağır edecek çığlığı odanın duvarlarına çarptığında, artık genç kızın içindeydi. Tamamı olmasa dahi bir kısmı girmişti. Sabırla beklemeye koyuldu. Bu eylem kendisi için zorlayıcı olsada, altında yatan kadın için gerekliydi. Ellerini Nujin'in iki yanına yaslayarak, yüzünü yastığa dağılmış saçların arasına gömerek beklemeye başladı. Kasıklarında bir ateş vardı.
Nûjin, alnını Hazar’ın geniş omuzuna yasladı, gözlerini sıkıca kapadı. Boşta kalan eli kocasının boynuna dolanmış, diğeri kaslı koluna kenetlenmişti. İçinde öyle yoğun bir acı vardı ki, her nefeste sanki bir parçası kopuyor, ruhunun derinliklerinde yavaşça eriyordu. Kadınlığının en mahrem köşelerinde bir sızı dolaşıyor, kadınlığı yırtılmış gibi hissediyordu. Zaman, mekân, üzerinde ki adamın varlığını kısacası her şey, sadece bu anın ortasında, bu sessiz çığlığın içinde eriyip gidiyordu. Bir süre sonra, Hazar'ın elini bacağında hissetti. Kocası bir bacağını tutup beline doğru kaldırdıktan sonra, geri çekilip içine ilk darbesini vurdu. Nûjin, sertçe alt dudağını dişleyerek acısıyla yarışan zevki karşıladı.
"A- Ağam.." Titrek sesinin eşliğinde dudaklarından dökülen bir kelimenin ardından, içinde ki aletin gittikçe sertleşip, büyüdüğünü hissetti. Ağır ağır yutkunarak Hazar'ın kolunu tutan elini sıkılaştırdı.
Uzun boylu aynı zamanda oldukça iri olan adamın ağır ama sert olan darbeleri hızlanmaya başladı. Birleşme noktalarından yükselen çıplak ete vuruş sesi, Hazar'a zevk verirken, Nujin'i hiç olmadığı kadar utandırıyordu. Genç kız, bir anlık içgüdü ile bacaklarını kocasının beline doladı. Yanlış yaptığını ise, içine biraz daha gömülen aletin bedenine yaydığı acıyla anladı. Kısa tırnaklarını adamın esmer, pürüzsüz tenine bastırdı. Kadınlığı zonkluyordu. Saatler sonra nasıl ayağa kalkıp, aşağı ineceğini hesap etmeye başladı. Gel gör ki bu içsel çatışma, küçük kadınlığında hissettiği zevk ve acı karışımı titreşimlerle kısa sürdü.
Hazar'ın her hareketinde, iri hayâları kızın dolgun kalçasını dövüyordu. Adamın elleri yatağın yumuşak kumaşından ayrılarak aşağı indi. Nujin'in bedeninin altına sızarak usulca ilerledi, geniş avuçlarını dolgun kalçalara sardı ve sertçe sıkarak geri çektiği iri aletini sertçe küçük kadınlığa çarptı. Bu hareketi defalarca gerçekleştirdi. Nujin, yüzünü Hazar’ın boynuna gömerek nefesini onun teninde kazıyor, Hazar ise alnını, Nujin’in saçlarının hafifçe dağıldığı yastığa bastırmış soluklanıyordu. Aralarındaki temas sert, vahşi, tutkulu ama aynı zamanda gizemli bir yoğunluk taşıyordu. Bir kere bile göz göze gelmeden sevişmişler, arzu dolu yakıcı çukurda kendilerini kaybetmişlerdi.
Saniyeler, dakikalara evrilmişti. Nûjin, hayatında ilk kez hissettiği bu yanıp tutuşan arzunun içinde savrularak titremiş ve tüm benliğini kocasının sıcak, güçlü kollarına bırakmıştı. Onun hemen ardından ise hareketlerini bir an olsun durdurmayan Hazar Mir Hézrawan gelmişti. Sarsılarak özünü karısının içine akıtmış, bu süreçte organını sertçe yuvasına çarpmaya devam etmişti. Oluk oluk Nujin'in içine boşalırken hoyrat gelgitleri sürmüş, son damlasına kadar yuvasına akmış ve en sonunda nefes nefese iri bedenini Nujin'in üzerine bırakmıştı.