ŞERARE +18 PROLOG

728 Words
"Soyun… yatağa gir." Nujin, sözlerin yüküyle olduğu yerde donakaldı. Adam, arkasını dönüp odanın karanlık köşesindeki banyoya doğru yürürken, sesi hâlâ odanın içinde yankılanıyordu... Kalbi bir anlığına duracak gibi oldu, nefesi düzensizleşti, parmakları titredi. Ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez halde, sessizce olduğu yerde donup kaldı. Zaman sanki onun etrafında ağır ağır akıyordu. Özür dilerim, dedi. İçinden binlerce kez özür diledi. Her özrünü annesine armağan etti. Nujin, üzerinde ki uzun beyaz elbiseden kurtularak, beyaz dantelli iç çamaşırlarıyla kaldı. Avuç içinde buruşan elbiseyi, odada ki uzun berjerin üzerine bırakarak, hiç oyalanmadan yatağa girdi ve ince örtüyü boğazına kadar çekti. Dakikalar sonra banyonun kapısı sessizce aralandı ve giyinme odasının açık kapısından kocası içeri girdi. Kendisine hiç bakmadan yere serdiği seccadenin ucuna yönelip namaz kılmaya başladı. Nujin, arkası dönük bu adamı sessizce izledi, her hareketinde gözlerini gezdirdi. Geniş omuzları, uzun boyu, parlak ve gür saçları… Başka bir hayat, başka bir zaman diliminde tanışmış olsalardı, şüphesiz kendini bu adama kaptırırdı. Ama gerçeklik bambaşkaydı. Bu adam, onun hayatının dışındaydı, evliydi. Nujin’in gönlü ne yasak bir aşka ne de annesinin hatıralarını sarsacak bir ihanete kayacaktı. Kimsenin hayatına gölge düşürmeyecek, kimseyi huzursuz etmeyecek, sessizce bu evin bir köşesinde kan bedeli olarak yaşayıp gidecekti. Kocasının namazını bitirdiğini anladığı an, gözlerini hızla kaçırıp boş tavana sabitledi. Duyduğu hışırtı sesleri, kocasının üzerini çıkardığına işaret ediyordu. Nujin'in aldığı nefes boğazına takıldı. Ne yapacağını hiçbir şekilde bilmiyor, korkudan titriyordu. Hiç bilmediği, sevmediği, aralarında en ufak bir sohbetin geçmediği bu adama kendisini nasıl teslim edecekti? Saniyeler sonra geniş yatak sarsıldı ve Hazar Mir Hézrawan'ın iri cüssesini yanında yerini aldı. Nujin daha yanına yatmasını kabullenemeden üzerinde ki örtü çekildi ve Hazar Mir Hézrawan'ı bacaklarının arasında, üzerinde buldu. "Ben sana soyun demedim mi?" Hazar Mir'in boğuk, erkeksi sesinin keskinliği Nujin'i iyice korkuttu. Korkuyla alıp verdiği nefesinin sesi ve kalp atışlarının melodisi, odada gerilimi yükseltiyordu. Nujin’in içinde korku, çaresizlik ve istemeden doğan bir yakınlık karmakarışık bir dans ediyordu. Hazar Mir Hézrawan’ın varlığı, onu hem savunmasız hem de hayretle büyülenmiş bir çocuk gibi hissettiriyordu. "So- soyundum, ağam.." Nujin'in korku içinde sarfettiği sözleri üzerine, Hazar Mir Hézrawan büyük bir darbe yemişcesine sıkıca gözlerini kapatıp açtı. Sabırlı olacaktı. Sabredecekti. Hiç cevap verme zahmetinde bulunmadan usulca Nujin'in üzerine uzanarak elini sırtına götürdü ve sütyenin kopçasını açarak kollarından sıyrıp odanın bir köşesine fırlattı. Nujin, utançla kollarını açıkta kalan göğüslerine sardı. Yoğun bir utanç denizinde yüzüyordu. Kısa süre içerisinde alt kısmına geçen Hazar Mir, iki yandan tuttuğu ince kilotu aşağı çekerek bacaklarından sıyırıp attı. Genç kız, utançla inlerken, bacaklarının arasına yerleşen adamdan gözlerini itinayla kaçırdı. O ana kadar fark etmediği bir detay ise, genç adamın da çıplak olduğu idi. Nujin bacak arasına değen demir gibi bir sertlikle nefesini tuttu. Hazar'ın iri bedeni üzerinde ağırlığı vermeden duruyor, kendisini altında küçücük hissediyordu. Kocası öylesine heybetliydi... "Kuru.." Hazar Mir Hézrawan, Nujin'in gözlerinin içine bakarak elini yaladı ve aralarına sokara karısının kadınlığını usulca ovmaya başladı. "Islanman lazım, yoksa canın yanar." Nujin bambaşka diyarlarda idi. Hazar Mir Hézrawan'ın eli en mahrem yerlerinde gezinirken, aldığı nefes ciğerlerine yetmiyordu. Yoğun zevk bedenini pelte kıvamına getirirken, korkusu da aynı ölçüde artıyordu. Dakikalar sonra kadınlığında ki elin yerini, Hazar'ın sert, kalın ve uzun aleti aldı. Küçük kadınlığına sürtünerek ıslanmasını sağlayan adam nihayet amacına ulaşmıştı. Nujin, dolan gözlerini sıkıca kapattı. Sevgiden, şefkatten yoksun bu birleşme, saf arzu kokuyordu. Öyle ki dudakları bir kere olsun kocasının dudaklarına değmemiş, elleri bir an olsun Hazar Mir Hézrawan'ın teninde gezinmemişti. Girişinde hissettiği baskıyla, gözlerini daha sert kapattı. Canı yanıyor, yapamayacağını hissediyordu. Ansızın gözlerini açtı ve pür dikkat kendisini izleyen adamın karanlık, sert harelerine baktı. "Ben... ben yapamayacağım ağam! Korkuyorum, canım yanıyor..." Ansızın dudaklarından dökülen feryat, Hazar Mir Hézrawan'ı durdurdu. Girişinde ki baskının yok olması ile birlikte Nujin'in beklediği rahatlama bedenine ulaşmadı. Hışımla kendisini yan tarafa atan kocası burnundan soluyordu. Bu ise rahatlamak yerine daha fazla strese girmesine sebep oluyordu. "Kaç yaşındasın sen?" Duyduğu sert ses tonu ile üzerine çektiği örtünün altında titremeye başladı. "Her seferinde dur, istemiyorum, acıyor diyerek kafamı mı sikeceksin!?" Nujin'in yaşaran gözlerini Hazar Mir Hézrawan görmemişti. Sırtını yatak başlığına yaslamış, başını geriye atmış, gözlerini tavana dikmişti. Yıllardır taşıdığı yük yetmezmiş gibi, her geçen gün yeni bir acı ekleniyordu omuzlarına. Artık tükenme noktasına gelmişti. "Ö.. özür dilerim..." Nujin, kelimeleri boğuk ve kırılgan bir sesle fısıldadı. Ama Hazar, sözlerini duymadı. Sessizce yataktan kalkıp banyoya gitti. Genç kız, gözleri dolu dolu, günahını bilmeden yaşadığı bu acıyı izledi. Gözlerini kapatıp, yatağın içine iyice gömülerek gözlerini sıkıca kapattı. Uyuyunca geçerdi. Uyumalıydı. İnsan ruhunu sıkan acılardan yalnızca uyuyarak uzaklaşırdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD