BÖLÜM 6 – KURTLAR SOFRASI

1390 Words
İstanbul’un karanlık sokakları, güneş battığında gerçek sahiplerini ortaya çıkarıyordu. Mira, Kuzey ile birlikte yürürken bu dünyanın içine adım atmanın eşiğinde olduğunu hissediyordu. Artık bir av değildi. Avcı olmayı öğrenmeliydi. Levent Kaya’nın dosyası hâlâ elindeydi. Cem Kaya… Levent’in kardeşi. Onun hakkında öğrenebileceği her şey, bu savaşı kazanmaları için önemliydi. Kuzey’in arabasına bindiğinde, önüne koyulan silaha baktı. Bir Glock 19. Hafifti. Daha önce eline silah almıştı, ama hiç kimseyi öldürmemişti. "Öğrenmen lazım," dedi Kuzey, motoru çalıştırırken. Mira silahı kavradı. “Ne zaman?” Kuzey ona kısa bir bakış attı. “Hemen.” --- ATIŞ EĞİTİMİ Terkedilmiş bir fabrika binasına geldiklerinde, Mira derin bir nefes aldı. Burası kan ve barut kokuyordu. Daha önce burada kaç kişinin öldüğünü bilmiyordu, ama sayının az olmadığını tahmin edebiliyordu. Kuzey, önüne birkaç tahta hedef yerleştirdi ve Mira’ya döndü. “Silahı kaldır.” Mira Glock’u kavradı, hedefi gözüne kestirdi. Parmağı tetiğin üstündeyken derin bir nefes aldı. Ve ateş etti. Mermi tahtanın kenarını sıyırdı. Kuzey güldü. “O kadar kolay değil, değil mi?” Mira kaşlarını çattı. Yenilgiye tahammülü yoktu. Bu yüzden tekrar nişan aldı. Ve tekrar ateş etti. Mermi, tahtanın ortasına isabet etti. Kuzey gözlerini kıstı. "İşte şimdi başlıyoruz." --- KARDEŞİN GÖLGESİNDE Cem Kaya, abisi Levent’in gölgesinde büyümüş bir adamdı. Çok zeki, çok hızlı ve tehlikeli olabilirdi. Ama Levent’in aksine, kontrol edilebilirdi. Mira ve Kuzey, Cem’in her gece gittiği gece kulübüne doğru ilerlerken, Mira içindeki gerilimi hissedebiliyordu. “Beni Cem’in yanına sokabilecek misin?” diye sordu Mira. Kuzey gülümsedi. “Ben seni her yere sokarım.” Kapıya geldiklerinde, Kuzey güvenlik görevlisine bir şeyler fısıldadı. Adam başını salladı ve içeriye doğru işaret etti. Mira, bu dünyanın içinde doğmamıştı. Ama artık onun bir parçasıydı. Kulübün içine adım attığında, müziğin ritmi göğsüne vuruyordu. Kalabalığın arasından ilerleyerek VIP bölümüne geçtiler. Ve orada, Cem Kaya’yı gördü. Siyah gömleğinin düğmeleri açıktı. Önünde bir viski bardağı vardı. Etrafında güzel kadınlar vardı ama Cem’in gözleri boş bakıyordu. Bu adam, abisinin gölgesinde kaybolmuş biriydi. Mira derin bir nefes aldı ve yanına oturdu. Cem ona baştan aşağı bir bakış attı. “Sen kimsin?” Mira gülümsedi. "Ben senin yeni kaderinim." Cem, kaşlarını kaldırdı. “İlginç bir başlangıç.” Mira bardağına uzandı, viskiden bir yudum aldı. “Seninle konuşmak istiyorum.” Cem başını iki yana salladı. “Beni abimle ilgili bir şey için bulduysan, yanlış adrestesin.” Mira gözlerini kıstı. "Yanlış adres mi, yoksa korkaklık mı?" Cem’in gülümsemesi dondu. Kuzey, Mira’nın söylediklerini dikkatle izliyordu. Mira, sınırları test ediyordu. Cem arkasına yaslandı. “Beni kışkırtmaya mı çalışıyorsun?” Mira gülümsedi. “Hayır. Sadece gerçeği söylüyorum. Sen onun kölesi gibisin. Onun gölgesinde yaşamaktan sıkılmadın mı?” Cem bir an duraksadı. Sonra bardağını masaya koydu. "Ne istiyorsun?" Mira, eğildi. “Levent’i düşürmek istiyorum.” Cem önce güldü. Sonra sustu. Gözlerindeki ifade değişti. Mira, doğru noktaya dokunduğunu anlamıştı. --- KÖPEKLERİN VE KURTLARIN OYUNU Cem, Mira’ya bir süre baktıktan sonra başını salladı. “Bunu neden yapıyorsun?” Mira gözlerini kırpmadan cevap verdi. “Hayatta kalmak için.” Cem iç çekti. “Ben de hayatta kalmak istiyorum, ama abimi satarsam ben de ölürüm.” Mira arkasına yaslandı. “Bence çoktan kararını verdin. Senin ölüm fermanını imzalayan kişi Levent olacak.” Cem kaşlarını çattı. “Bu kadar emin misin?” Mira başını salladı. “Levent, senden şüphelenirse seni öldürmekte bir saniye bile tereddüt etmez. Sen onun zayıf noktasısın. Ve zayıflıklardan kurtulmak ister.” Cem sustu. Kuzey, Mira’ya dikkatle bakıyordu. Bu kız, bu dünyaya yeni girmişti ama şimdiden oyunu öğreniyordu. Cem, bir sigara yaktı. Dumanı havaya üflerken Mira’ya döndü. “Bana bir sebep ver. Neden sana güvenmeliyim?” Mira gülümsedi. “Çünkü ben Levent’i öldürebilecek tek kişiyim.” Ve Cem, Mira’nın gözlerine baktığında, onun gerçekten bunu yapabileceğine inandı. Böylece bir anlaşma doğdu. Ve bir savaş başladı. --- İHANETİN İLK ADIMLARI Cem Kaya, sigarasından derin bir nefes alırken Mira’nın gözlerine baktı. Bu kız tehlikeliydi. Ama onun tehlikesi, Levent’in vahşiliğinden farklıydı. Levent Kaya, bir kurt sürüsünün lideriydi; güçlü, acımasız, merhametsiz. Ama Mira? O, kurda dönüşen bir avcıydı. Ve böyle bir avcı, düşmanın göremediği yerden saldırırdı. “Levent’i öldürebileceğini mi söylüyorsun?” dedi Cem. Mira hafifçe başını eğdi. “Sadece öldürmek değil, onun sahip olduğu her şeyi yok etmek istiyorum.” Cem, bardağını kaldırdı, içindeki viskiyi bir dikişte bitirdi. Sonra geri yaslandı. “Bu kolay olmayacak.” Kuzey gülümsedi. “Kolay olacağını kim söyledi?” Mira, Cem’in dikkatini çektiğini biliyordu. Ama bu yetmezdi. Onu tam anlamıyla ikna etmesi gerekiyordu. “Beni dinle,” dedi Mira. “Senin yerinde olsam, kardeşinin bana ihanet etmeyeceğinden emin olmak isterdim. Ama ben biliyorum ki Levent, eninde sonunda seni öldürecek.” Cem kaşlarını çattı. “Bunu neye dayanarak söylüyorsun?” Mira arkasına yaslandı, gözlerini Cem’den ayırmadan devam etti. “Çünkü sen onun en büyük zayıflığısın.” Cem’in yüzü sertleşti. “Saçmalıyorsun.” Kuzey hafifçe güldü. “Öyle mi?” dedi. “Bunu sen de biliyorsun, Cem. Levent’in gölgesinde yaşıyorsun. O sana güvenmiyor. Seni sadece bir yük olarak görüyor.” Cem’in çenesi kasıldı. Bu konuşma hoşuna gitmemişti. Ama Mira ve Kuzey doğru noktaya dokunmuştu. Mira devam etti. “Levent’in son zamanlarda seni test ettiğini fark ettin mi? Sana en pis işleri veriyor, seni hep göz hapsinde tutuyor. Hiç düşündün mü, neden?” Cem’in yüzü gerildi. “Eğer doğru söylüyorsan, Levent’in bana bir hamle yapmasını beklemem gerek.” Mira gülümsedi. “Ya beklemezsen?” Cem bir an düşündü. Sonra elini çenesine götürdü, yüzündeki gerginlik arttı. “Senin bir planın var, değil mi?” Mira hafifçe başını salladı. “Her zaman.” --- KURT KAPANI Gece kulübünden ayrıldıklarında Mira, içindeki adrenalini hissedebiliyordu. Bu işin içinde hayatta kalmanın tek yolu, hamle yapmaktı. Arka sokaklara girdiklerinde, Kuzey arabayı terkedilmiş bir binanın önüne çekti. Mira ona baktı. “Nereye gidiyoruz?” Kuzey cevap vermedi, sadece başıyla işaret etti. Mira, silahını kontrol etti ve onunla birlikte içeri girdi. Binanın içi karanlıktı. Betona sinmiş nem kokusu, çürümüş ahşap ve pasın karışımıyla birleşmişti. Burası bir infaz yeri gibiydi. Ve tam ortada, elleri ve ayakları bağlanmış bir adam diz çökmüş duruyordu. Kafası önüne eğilmişti, kanlı ve bitkin görünüyordu. Ama yüzünü kaldırdığında, Mira’nın gözleri kısıldı. Tanıyordu onu. Adam, Levent’in sağ kolu Cihan’dı. Mira, Kuzey’e döndü. “Bu ne?” Kuzey, cebinden bir sigara çıkardı, yaktı ve dumanı üfledi. “Levent, onu öldürmemizi istiyor.” Mira kaşlarını kaldırdı. “Neden?” Kuzey omuz silkti. “Bir hata yapmış.” Mira, diz çökmüş adama yaklaştı. Cihan, kanlı yüzüyle ona baktı ve tükürdü. “Siz de Levent’in köpekleri misiniz?” Mira eğildi. “Hayır.” Sonra silahını çıkardı ve Cihan’ın dizine ateş etti. Cihan çığlık attı, ama Mira gözlerini bile kırpmadı. Kuzey, sigarasının dumanını üfleyerek güldü. “Bunu neden yaptın?” diye inledi Cihan. Mira gözlerini onun gözlerine dikti. “Sana bir soru soracağım ve doğru cevabı verirsen, hayatta kalabilirsin.”** Cihan nefes nefese kaldı. “Ne sorusu?” Mira silahını yeniden kaldırdı. “Levent’in en zayıf noktası ne?” Cihan bir an sessiz kaldı. Sonra başını iki yana salladı. “Sizi öldürür.” Mira soğukkanlı bir şekilde tetiği çekti ve diğer dizine ateş etti. Cihan tekrar çığlık attı. “Yanlış cevap,” dedi Mira. Kuzey Mira’ya dikkatle baktı. Bu kız, artık korkusuzdu. Cihan inledi. “Tamam… Tamam, söyleyeceğim…” Mira, silahını indirip eğildi. “Dinliyorum.” Cihan derin bir nefes aldı. “Levent’in bir oğlu var.” Mira’nın gözleri kısıldı. “Ne?” Cihan başını salladı. “Oğlunu herkesten saklıyor. Adı Kaan. Onu yurtdışında tutuyor ama bazen gizlice İstanbul’a getirtiyor. Kimse bilmiyor, hatta Cem bile.” Mira geriye yaslandı. “Demek öyle…” Eğer bu doğruysa, Levent’in gerçekten bir zayıf noktası vardı. Ve bu, onun yıkımı olabilirdi. --- SONSUZA KADAR KARDEŞ Mİ? Mira ve Kuzey, Cem’le tekrar buluştuklarında, Mira direk konuya girdi. “Levent’in bir oğlu var.” Cem’in yüzü dondu. “Saçmalama.” Mira gözlerini kıstı. “Cihan söyledi. Adı Kaan. Onu yurtdışında saklıyor ama bazen İstanbul’a getirtiyor.” Cem, eliyle saçlarını karıştırdı. Bu bilgi, onun için bile yeniydi. “Bu kesin mi?” diye sordu. Mira başını salladı. “Öğreneceğiz.” Kuzey lafa girdi. “Eğer bu doğruysa, bu işi bitirmek için ihtiyacımız olan şey elimizde.” Cem derin bir nefes aldı. “Peki ya Levent bunu öğrenirse?” Mira soğuk bir şekilde gülümsedi. “Öğrenecek.” Cem ona baktı. “O zaman bizi de öldürmeye çalışacak.” Mira gözlerini kıstı. “Ondan önce biz onu öldüreceğiz.” Ve böylece, Levent Kaya’nın düşüşü için ilk hamle yapıldı. Ama hiçbir şey göründüğü kadar kolay olmayacaktı. Çünkü Levent Kaya, bir avcıydı. Ve avcılar, ölümle dans etmeyi iyi bilirdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD