Gece, İstanbul'un üstüne ağır bir battaniye gibi serilmişti. Sokak lambalarının loş ışığı kaldırım taşlarına yansıyor, karanlığın içinden siluetler geçiyordu. Şehir uyumuyordu. Şehir her zaman bir şeyler planlıyordu.
Mira ve Kuzey, dar bir ara sokakta yürürken, etraflarını saran sessizliği dinliyorlardı. Adımlarını hızlandırmadılar. Telaşlı olmak, hedef olmak demekti.
Mira hâlâ elindeki kağıdı sıkıyordu. Ölüm listesini.
"Önce buradan çıkmalıyız." Kuzey, yanındaki kadına göz ucuyla baktı. “Bu sokağın sonundaki ara geçitten kolayca kaybolabiliriz.”
Mira dişlerini sıktı. Kaybolmak... Artık mümkün değildi.
"Hayır." dedi sert bir sesle. "Bunu kimin yaptığını öğrenmeden hiçbir yere gitmiyorum."
Kuzey kısa bir kahkaha attı. "Cesaretin hoşuma gidiyor ama bunun bir intihar olduğunu biliyorsun, değil mi?"
Mira, gözlerini Kuzey'e dikti. "Sen benim için savaşmaya hazırsın ama ben kendim için değil miyim?"
Kuzey başını yana eğdi. "Bu, senin düşündüğün gibi bir savaş değil."
"Öyle mi?" Mira kağıdı açıp Kuzey'in önüne tuttu. "Bu liste ne peki? Eğer biri benim adımı buraya yazdıysa, bu benim savaşım."
Kuzey, Mira'nın içindeki ateşi görebiliyordu. Ama ateşin kontrolsüz bir şekilde yayılmasına izin vermek en büyük hataydı.
Ellerini cebine soktu. "Peki, ne yapacağız?"
Mira elindeki kağıdı buruşturdu ve Kuzey'e yaklaştı. "Bunu hazırlayan kimse, onu bulacağız. Ve hesabını soracağız."
DÜŞMANIN ADI
İkili, Beyoğlu’ndaki terkedilmiş bir depoya vardığında, içerisi karanlık ve boğucu bir havayla doluydu. Burada kimse yok gibiydi ama Kuzey’in içgüdüleri tetikteydi.
Mira, Kuzey’in yanından geçip deponun ortasına ilerledi. “Burası güvenli mi?”
Kuzey sessizce kapının yanında durdu, çevreyi kontrol etti. “Hayır.”
Mira gözlerini devirdi. “O zaman neden buradayız?”
Kuzey’in gözleri bir noktaya kilitlendi.
"Çünkü bu, cevapları bulabileceğimiz tek yer."
Mira, Kuzey’in baktığı yere döndü. Ve o an kalbi hızlandı.
Karanlığın içinden biri çıktı.
Tanınmış bir simaydı.
Siyah takım elbisesinin içine gizlenmiş silahıyla, yeraltı dünyasının en acımasız isimlerinden biri: Şahin Kara.
Mira gözlerini kıstı. Bu adamın burada ne işi vardı?
Kuzey, Şahin’in varlığına alışık gibi gözüküyordu. Elleri hâlâ cebindeydi, rahattı. Ama Mira onun vücudundaki küçük gerilimi fark etti.
Bu adam tehlikeliydi.
Şahin, birkaç adım attı. Gülümsemesi, içinde zerre sıcaklık barındırmıyordu.
"Sizi burada görmek ne güzel," dedi, sesi her kelimeyi tartarak çıkıyordu.
Mira ona dik dik baktı. “Burada ne yapıyorsun, Şahin?”
Şahin başını hafifçe eğdi. “Asıl soru şu: Siz burada ne yapıyorsunuz?”
Kuzey bir adım öne çıktı. “Bilgi peşindeyiz.”
Şahin’in yüzündeki gülümseme büyüdü. “Bilgi... bedava değildir, Kuzey.”
Mira kaşlarını çattı. “Senin bir şey bildiğine eminim.”
Şahin, elini cebine attı ve bir sigara çıkardı. “Olabilir. Ama bir bilgiyi paylaşmak için karşılığında bir şey almam gerekir.”
Kuzey derin bir nefes aldı. “Ne istiyorsun?”
Şahin sigarasını yakarken gözlerini Mira'ya dikti. "Mira birini öldürsün."
Mira'nın tüm vücudu gerildi.
Şahin gözlerini kıstı. “Bunun senin için zor olduğunu sanmıyorum.”
Mira’nın nefesi düzensizleşti. Birini öldürmek mi?
Kuzey, Mira'nın tepki vermesine fırsat bırakmadan konuştu. “Kimi?”
Şahin sigarasından bir nefes çekti ve cevap verdi:
"Seni öldürmek isteyen adamın patronunu."
Mira'nın nefesi kesildi. Bu bir oyundu.
Ama çok tehlikeli bir oyun.
KAN VE SEÇİM
Mira, gözlerini Kuzey’e çevirdi.
“Bunu yapamam.”
Kuzey, Mira’nın yüzündeki tereddüdü gördü. Bu kadın güçlüydü, inatçıydı ama katil değildi. Henüz değildi.
Şahin, Mira’nın tepkisini görünce güldü. “Eğer bunu yapamazsan, o adam seni öldürecek. Senin adın o listede Mira, unutma.”
Mira’nın parmakları yumruk oldu. Şahin haklıydı. Ama öldürmek?
Kuzey, Mira’nın omzuna hafifçe dokundu. "Bunu senin yerine ben yapabilirim."****"
Şahin gözlerini Kuzey’e çevirdi. “Bunu kabul etmiyorum. Bu işi Mira’nın yapması gerekiyor.”
Mira nefesini tuttu.
Bunu yapamazdı.
Bunu yapmamalıydı.
Ama eğer yapmazsa…
Ölecekti.
Mira başını kaldırdı, gözlerini Şahin’e dikti.
“Beni hedef alan adamın patronu kim?”
Şahin gülümsedi.
“Levent Kaya.”
Mira’nın gözleri büyüdü.
Levent Kaya, yeraltı dünyasının en büyük isimlerinden biriydi.
Eğer bu adam onu öldürmek istiyorsa…
Bu, Mira’nın hayatta kalma şansının olmadığını gösterirdi.
Ya Levent’i öldürecekti…
Ya da Levent onu öldürecekti.
Mira yavaşça başını kaldırdı.
“Kabul ediyorum.”
Şahin’in yüzünde memnun bir ifade belirdi.
“Kusursuz bir karar.”
Kuzey, Mira’nın kararı karşısında sessiz kaldı. Ama gözlerindeki o karanlık bakış, bu işin Mira’yı tamamen değiştireceğini biliyor gibiydi.
Ve Kuzey, o değişimin ölümcül olacağını hissediyordu.
Mira'nın kalbi göğsüne vuruyordu.
Birini öldüreceğine mi söz vermişti?
Hayır, buna söz vermedi. Sadece kabul etmiş gibi yaptı.
Ama Kuzey’in yüzüne baktığında, onun gerçeği gördüğünü anladı. Kuzey, Mira’nın bu kararı gerçekten verdiğini biliyordu.
Ve bir kez bu dünyada ölümün eşiğine adım atıldığında, geri dönüş yoktu.
GECE KARARLARI
Depodan çıktıklarında hava soğumuştu. Kuzey, Mira’nın omzuna montunu attı.
"Titriyorsun."
Mira montu kavradı ama cevap vermedi. Titremesi soğuktan değildi.
Şahin'in verdiği bilgi kafasında dönüp duruyordu. Levent Kaya.
Onu öldürmesi gerekiyordu.
Ama bu sadece bir isim değildi. Levent Kaya, İstanbul’un en güçlü mafya liderlerinden biriydi.
"Bu işten vazgeçebilirsin." Kuzey’in sesi beklenmedik bir şekilde yumuşaktı.
Mira derin bir nefes aldı. "Gerçekten inanıyor musun buna?"
Kuzey duraksadı. Hayır, inanmıyordu.
Çünkü Mira'nın yolu artık çizilmişti.
Ve eğer Levent Kaya onu öldürmek istiyorsa, bu sadece bir savunma meselesi değildi. Bu bir savaş demekti.
Kuzey bir sigara yaktı, gözlerini Mira’dan ayırmadan dumanı havaya üfledi. "Öyleyse bir plan yapalım."
Mira başını salladı. Eğer bu dünyada hayatta kalmak istiyorsa, saldırması gerekiyordu.
HEDEF: LEVENT KAYA
Kuzey, onu küçük bir apartman dairesine götürdü. İçeri girdiklerinde, Mira çevresine göz gezdirdi. Oda düzenli ama tamamen boş gibiydi.
“Burası neresi?” diye sordu.
"Benim gizli dairelerimden biri." Kuzey kapıyı kapattı ve Mira’nın karşısına geçti. “Burada güvendesin. Şimdilik.”
Mira, Kuzey’e dik dik baktı. “Peki ya sonra?”
Kuzey hafifçe gülümsedi. “Sonra mı? Sonrası senin planına bağlı.”
Mira, odadaki küçük masaya oturdu. “Önce Levent Kaya hakkında her şeyi öğrenmeliyim. Nerede kalıyor? Korumaları kim? Zayıf noktası ne?”
Kuzey bir dosya çıkardı ve Mira’nın önüne koydu.
Mira şaşkınlıkla Kuzey’e baktı. “Sen zaten hazırlıklıydın.”
Kuzey omzunu silkti. “Her ihtimale karşı.”
Mira dosyayı açtı. Levent Kaya’nın her hareketi, bağlantıları ve güvenlik sistemleri detaylandırılmıştı.
Ve bir sayfa gözüne çarptı: Levent’in en büyük zaafı.
Kardeşi: Cem Kaya.
Mira derin bir nefes aldı. Her güçlü adamın bir zayıf noktası vardı.
Ve Levent’in zayıf noktası, Cem’di.
Mira gözlerini Kuzey’e dikti. “Onunla iletişime geçmemiz gerekiyor.”
Kuzey hafifçe başını salladı. “Cem, Levent kadar acımasız değil. Ama yine de tehlikeli.”
Mira, kağıdı elinde sıkarken başını salladı. Tehlike umurumda değil. Eğer Levent’i alt etmek için bir şansım varsa, bu Cem Kaya’dan geçiyor.
Kuzey Mira’ya dikkatlice baktı. "Savaş başlıyor."
Mira gözlerini kısmıştı. Bu savaş çoktan başladı.