BÖLÜM 10 – KARANLIKTAKİ İHANET

1163 Words
Silah sesleri gecenin sessizliğini yırttı. Levent, Kuzey ve Mira bir refleksle kendilerini yere attılar. Mermiler etraflarında yankılanırken, depodaki paslı varillere ve duvarlara çarparak sekti. Alpay, karanlık bir gülümsemeyle yerinde duruyordu. Silah sesi kesildiğinde, elinde bir tabanca belirdi. "Ölmeni izlemiştik," diye tısladı Kuzey. Alpay başını yana eğdi. "Öyle mi? Demek ki o kadar da dikkatli bakmamışsın." Levent, Mira’yı ve Kuzey’i kontrol etti. "İyiyiz," diye fısıldadı Mira. Ama ortalık hâlâ tehlikeliydi. Gölgelere saklanmış silahlı adamlar vardı. Bu bir tuzaktı. --- KEDİ FARE OYUNU Levent yavaşça etrafına bakındı. Depoda dört kişi daha olduğunu görebiliyordu. İki kişi rafların arkasında, biri üst kattaki platformda, biri de arka çıkışa yakın duruyordu. Dışarı çıkmaları imkansızdı. "Alpay, ne istiyorsun?" diye sordu Levent, vakit kazanmaya çalışarak. Alpay silahını kaldırıp onlara doğrulttu. "Hakkımı." "Hakkın mı?" diye kahkaha attı Kuzey. "Sen ölünceye kadar bizim düşmanımızdın. Ne hakkından bahsediyorsun?" Alpay silahını indirmeden devam etti. "Siz benim hayatımı çaldınız. Size katılmayı teklif ettim, beni sırtımdan vurdunuz. Ama şimdi…" Parmaklarını şaklattı. Tam o anda, arkalarındaki kapı açıldı. Ve içeri Bekir girdi. "Bekir mi?" Mira şaşkınlıkla gözlerini kıstı. "Senin burada ne işin var?" Bekir gülümsedi. "Size ihanet etmek için buradayım." --- KARDEŞİN İHANETİ Levent’in gözleri donuklaştı. Bekir, çocukluk arkadaşlarıydı. Onunla büyümüşlerdi. Ama şimdi, karşılarında bir düşman olarak duruyordu. "Bunu neden yapıyorsun?" diye sordu Mira. Bekir hafifçe başını eğdi. "Çünkü siz kazanırken ben hep kaybettim." "Ne saçmalıyorsun?" dedi Kuzey, öfkeyle. "Biz bir aileydik." Bekir gözlerini kıstı. "Siz bir aileydiniz. Ben ise hep dışarıda bırakıldım. Senin yerine ben olmalıydım Levent. Ama hep sen kazandın." Levent soğuk bir ifadeyle ona baktı. "Ve şimdi intikam almak için mi buradasın?" Bekir başını salladı. "Bu sadece bir başlangıç." --- KANLI ÇATIŞMA BAŞLIYOR O anda, Alpay eliyle işaret etti ve adamları harekete geçti. Silah sesleri patladı. Levent ve Kuzey, hemen Mira’yı koruyarak yan tarafa yuvarlandılar. Karanlıkta göz göze geldiler. "Çıkış yolu yok!" diye bağırdı Mira. Kuzey, arkasındaki bir rafı devirdi ve mermiler onlara isabet etmeden siper aldılar. Ama düşman fazlaydı. Levent, hızla bir adamı hedef aldı ve tetiği çekti. Mermi adamın omzuna isabet etti ve bağırarak yere yığıldı. Kuzey, yan tarafa atlayıp iki el ateş etti. İkinci adam boğazını tutarak yere düştü. Ama Alpay ve Bekir, hâlâ dimdik ayaktaydılar. --- SON HAMLE Mira, Kuzey ve Levent nefes nefese kalmıştı. Alpay, silahını onlara doğrultarak yaklaşmaya başladı. "Oyun bitti," dedi gülümseyerek. "Artık bu şehri ben yöneteceğim." Ama o anda, arkadan bir silah patladı. Ve Bekir, gözleri büyümüş halde göğsünü tuttu. Alpay, şok içinde ona baktı. Bekir yere düşerken arkasında biri belirdi. Kartal ailesinin en büyük adamı: Cemil Kartal. "Beni unuttunuz mu çocuklar?" diye sırıttı. Ve her şey yeniden değişti. --- Cemil Kartal’ın sesi depoda yankılandı. Herkes bir anlığına duraksadı. Bekir göğsüne bastırarak yere çöktü. Alpay, Cemil’e döndü ve yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirdi. “Cemil Kartal… Demek sonunda saklandığın delikten çıkmaya karar verdin.” Cemil, ağır adımlarla içeri girerken ellerini cebine sokmuştu. Üzerinde klasik gri takım elbisesi ve her zamanki gibi siyah deri eldivenleri vardı. "Şu işe bak," diye iç çekti. "Bu kadar zamandır sizi izliyordum ve ne oldu? Siz küçük fareler kendi kuyruğunuzu ısırdınız." Mira dişlerini sıktı. "Burada ne işin var Cemil?" Cemil ona dönüp hafif bir tebessüm etti. "Ben hep buradaydım, kızım. Siz beni fark etmediniz."** Levent gözlerini kıstı. "Alpay seninle mi çalışıyordu?" Cemil omuz silkti. "Alpay mı? Onun gibi insanlar benim için birer piyon. Bekir de öyleydi. Ama işler ters gidince… Yeni bir plan yapmam gerekti." Alpay’ın parmakları tetikteydi. Cemil’e silahını doğrulttu. "Seni öldürmem için bana bir sebep söyleme." Ama Cemil Kartal, hiçbir şey olmamış gibi ilerledi. "Öldürebilir misin?" Alpay bir saniyeliğine duraksadı. Cemil’in etrafındaki adamlar gölgelerden çıkmıştı. Depodaki üstünlük bir anda değişmişti. Şimdi Alpay ve Bekir köşeye sıkışmıştı. --- KAN, ÇELİK VE İNTİKAM Levent, Kuzey ve Mira şimdi kimin kazanacağını anlamaya çalışıyordu. Bekir yere yığılmış, nefes alırken güçlük çekiyordu. Kanı zemine sızıyordu. Kuzey, dişlerini sıktı. "Bizden yana mısın, değil misin Cemil?" Cemil bir kahkaha attı. "Ben hep kendimden yanayım, çocuk. Ama şu an, Alpay’ın ölmeye ihtiyacı var." Ve Cemil’in emriyle adamları silahlarını Alpay’a doğrulttu. --- SİLAHLAR ATEŞLENİYOR Alpay bir an bile düşünmeden tetiğe bastı. Depoda silah sesleri patladı. Levent hızla Mira’yı yere yatırarak korudu. Kuzey bir varilin arkasına geçti. Alpay’ın adamları kaçmaya çalışırken Cemil’in adamları onları tek tek indirmeye başladı. Mermiler havada uçuşuyordu. Alpay yana doğru takla atarak duvarın arkasına saklandı. Şimdi tek başınaydı. Cemil yavaşça ilerledi. "Sonun geldi, Alpay." Ama Alpay’ın bir planı vardı. --- SON HAMLE Cebinden küçük bir uzaktan kumanda çıkardı. Levent hemen fark etti ve bağırdı: "HAYIR! DURUN!" Ama çok geçti. Alpay düğmeye bastı. BOOM! Tüm depo şiddetli bir patlamayla sarsıldı. Camlar kırıldı, metal parçalar her yere saçıldı. Cemil ve adamları geriye savruldu. Levent, Mira ve Kuzey, patlamanın şokuyla yere düştü. Kulakları sağır eden bir çınlama başladı. Yoğun duman her yeri kapladı. Ve patlamanın ortasında, Alpay gülümseyerek kayboldu. --- SONRAKİ ADIM Dakikalar sonra… Duman yavaş yavaş dağılırken, Levent doğrulmaya çalıştı. Gözleri hala patlamanın etkisiyle bulanıktı. Kuzey yanına geldi. "İyi misin?" Levent başını salladı. "Mira nerede?" Kuzey endişeyle etrafa baktı. Mira yoktu. Ve o anda… Uzaktaki bir arabanın farları yandı. Bagajın içinden bir çığlık yükseldi. Alpay, Mira’yı kaçırmıştı. Ve bu savaş henüz bitmemişti. --- ATEŞ VE KAN Farlar karanlık yolda kaybolurken, Levent’in öfkesi kontrol edilemez bir hâl aldı. "Onu aldı!" diye kükredi. "Mira’yı kaçırdı!" Kuzey silahını sıkarak yere vurdu. "Lanet olsun! Onu nasıl kaçırabiliriz?" Cemil Kartal ise sessizce ayağa kalktı. Ceketinin tozunu silkeledi ve yüzüne sinsice bir gülümseme yerleştirdi. "Bu hikâye sandığınız kadar basit değil çocuklar." Levent ona döndü, gözleri öfkeyle parlıyordu. "Ne demek istiyorsun?" Cemil başını iki yana salladı. "Alpay'ın Mira’yı kaçırması bir son değil, bir başlangıç. Eğer peşine düşecekseniz, savaşmaya hazır olmalısınız." "Zaten savaşıyoruz!" diye kükredi Kuzey. "Bunu neden yaptığını bilmiyorum ama eğer Mira’ya zarar verirse—" Cemil, Kuzey’in sözünü keserek cebindeki sigarayı çıkardı. "Eğer onu gerçekten istiyorsanız, Alpay'ın nereye gideceğini bilmeniz gerek." Levent gözlerini kıstı. "Sen nereden bileceksin?" Cemil sigarasını yaktı ve dumanı üfledi. "Çünkü Alpay’ın planlarını önceden görmüştüm." Kuzey şüpheyle ona baktı. "Bize yardım mı edeceksin?" Cemil hafifçe gülümsedi. "Ben her zaman kazananın yanında olurum çocuklar. Ve şu an kaybediyorsunuz." Levent’in yumrukları sıkıldı. Mira’nın tehlikede olduğunu biliyordu ve zaman daralıyordu. "Nereye gittiğini biliyor musun?" diye sordu sonunda. Cemil başını salladı. "Evet. Ama bu bilgiye ulaşmak için benim kurallarım geçerli olacak." --- ZAMANA KARŞI YARIŞ Mira’nın kaçırıldığı araba, İstanbul’un çıkışına doğru hızla ilerliyordu. Ellerini bağlayan ipleri gevşetmeye çalışırken nefesini kontrol etmeye çalıştı. Yanında oturan adamın silahı dizinde duruyordu. Alpay direksiyonun başındaydı, yüzünde zafer dolu bir sırıtış vardı. "Beni küçümsedin Mira." dedi sert bir sesle. "Beni sadece Levent’in gölgesinde sanıyordun ama artık işler değişti." Mira dişlerini sıktı. "Beni kaçırarak ne elde etmeyi düşünüyorsun? Levent peşinden gelecek, biliyorsun değil mi?" Alpay kahkaha attı. "Tabii ki gelecek. Ama ben de onu bekliyor olacağım." Mira’nın kalbi hızlandı. Alpay, Levent’in peşinden gelmesini istiyordu. Bu bir tuzaktı. --- KAN DÖKÜLECEK Levent ve Kuzey, Cemil’in gösterdiği haritaya baktı. "Buraya gidiyoruz." dedi Cemil. "Burası Alpay’ın en güçlü olduğu yer." Levent haritaya göz gezdirdi. "Eski liman… Orada ne var?" Cemil sigarasını attı ve ayağa kalktı. "Orada geçmişin hayaletleri var." Levent ve Kuzey hızla arabaya atladı. Zaman tükeniyordu. Ve bu kez, ya kazanacaklardı ya da öleceklerdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD