6.Bölüm: Bebeğin Babası

1078 Words
"Mi..." Selen şiddetle öksürdüğünde panikle arkasından kapıyı kapattım ve sırtına vurmaya başladım. "Yukarı bak, yukarı!" dediğimi zorlukla yaptığında bir süre sonra öksürükleri gitmişti. Derin nefes aldığını sırtındaki elimden anlamıştım. Ardından hızla arkasını dönüp bana baktı. "Mihrişah?" bana, burada olduğuma inanamıyormuş gibi bakıyordu. Aynı durum benim içinde geçerliydi ama ben kısa süre de o etkiyi üzerimden atmıştım. "Selen," diyerek ağlamaklı bir şekilde konuştuğumda beklemeden ona sarıldım. Bana şaşkınlıkla karşılık verdi. Göz ucuyla Gurur'a baktığımda çenesinin kasılmış olduğunu gördüm. Sanırım birisinin bizi öyle görmesinden hoşlanmamıştı. Selen geri çekildiğinde yüzüme baktı. "İnanmıyorum..." derin nefes aldı ve şakaklarını ovaladı. "Buradasın," diyerek mırıldandı ve sonra aniden kaşlarını çatıp arkasını döndü. "Peki, sen arkadaşımın yanında ne arıyorsun?! Onu sıkıştırdın mı patron ayağına lan?!" Gurur'un üzerine doğru yürümesiyle panikle onu tuttum ve önüne geçtim. "Öyle birisi değil," dediğimde sert bakışları üzerime doğru kaydı yavaşça. Yutkundum. "Düştüğüm duruma bak," arkamdaki fısıltısı kulaklarıma dolduğunda omzum üzerinden ona mahcup olmuş bir şekilde baktım. Gözleri biz de değildi. Sabır dilenir gibi tavandaydı. "Anlat çabuk!" derin nefes aldı sinirini yatıştırmak ister gibi ve tekrar arkama baktı. "Öncelikle seni dışarı alayım bayım," diyerek başıyla kapıyı işaret ettiğinde Gurur'un hareketlenmesini işittim. Ardından hızla yanımdan geçip dışarı çıktı. Giderken de homurdanmıştı. Neyse ki çıktığında birisiyle karşılaşmadı. "Anlat..." "Önce bir defa daha sarılsak? Seni çok özledim." beklentiyle ciddi yüz ifadesine baktım. Önce yüzü gevşedi. Daha sonra da kollarını araladı. "Gel buraya." Beklemeden ona sarıldım. Bu sefer ki sarılmamızda şaşkınlık yoktu. İkimiz de özlemle ve sevinçle birbirimize sıkıca sarılıyorduk. Elimi sarı saçlarına dokundurdum ve başını tutup rahatça sarılmaya devam ettim. Sarı saçlarını omuz hizasında kestirmişti. Bir ay içinde değişen tek şey saçıydı. Geri çekildiğimizde özlemle arkadaşıma baktım. Kahve harelerinin belirli yerlerdinde kırmızılıklar vardı. Genelde uykusuz olduğunda çıkarlardı. Göz altları da çizgi çizgi olmuştu ama yaptığı makyaj ve üzerine giydiği kahverengi takım elbisesiyle her zamanki gibi dinç gözüküyordu. Ona bakan birisi asla gözlerinin uykusuzluktan olduğunu anlayamazdı. "Burada ne işin var?" arkadaşımın ciddiliği yerine gelmişti. Burnumu sertçe çektim. "Ben burada çalışıyorum..." tepkisizleştiğinde kaşları da çatılmıştı. "Ne?" "Rakip şirket olduğumuzu başta bilmiyordum ama Gurur söyleyince hatırladım. Sonra işe ihtiyacım olduğu için vazgeçmedim." "Abim bunu öğrenirse e-" telaşla sözünü kestim. "Öğrenmeyecek! Lütfen burada olduğumu söyleme." dediğimde başını yana yatırıp belini lavabonun tezgahına yasladı. Bir an da gülümsedi. Bu gülümsemeyi biliyordum. Kesinlikle bir bokluk çıkacaktı. "Öğrenmesi kaçınılmaz olacak bence," diyerek alayla konuştuğunda anlamayarak yüzüne bakmaya devam ediyordum. "Çünkü canım... Üç aylığına İzmir de kalmaya karar verdik." O an şok içinde Selen'in yüzüne baktım, baktım ve baktım. "Ne?" dedim zorlukla dudaklarımı aralayarak. Omuz silkti ve sırıttı. "Kurt'un karşısına bilerek çıkmayı mı yoksa sonuna kadar kaçmayı mı tercih edersin arkadaşım?" "Kaçmayı," diyerek panikle konuştuğumda sertçe yutkundum. Selen kaşlarını çattı. "Sonuna kadar kaçacağım." "Saçmalama! Kurt çok pişman Mihrişah," diyerek yüzünü yumuşattığında yanıma geldi ve yanaklarıma dokundu. "Buz gibi yine..." mırıldandıktan sonra boğazını temizledi. "Seni anlıyorum. Bebeğini Kurt yüzünden aldırmak zorunda kaldın ama o çok pişman." hışımla geri çekildim. "Bunu bana nasıl söylersin? Sırf pişman diye kaybolan bebeğim geri gelecek mi? Ayrıca onun pişmanlığı ben onu terk ettim diyedir... Bebeğimi aldırdığım için değil." dediğimde üzüntüyle iç çektim. Bir an için gerçekten bebeğimi aldırma olasılığımı düşündüm ve gözlerim doldu. "Bilmediğin şeyler var Mihrişah..." derin nefes aldı. Kaşlarımı çattım. "Allah aşkına! Bana onu savunmayı bırak artık! Yoksa seninle asla konuşmam," diyerek sinirle konuştuğumda sessizce homurdandı. "Peki, sen bilirsin. Bu konuyu açarak seni bir daha zorlamayacağım ama son kez diyorum..." "Bilmediğim şeyler var," diyerek cümlesini ben tamamladım sessizce. Sonra kendi kendime başımı salladım. "Peki..." dedim baştam savma bir şekilde. "Sen bilirsin..." elini uzattı. "Telefonunu ver bana," diyerek ne istediğini belli ettiğinde çantamdan çıkarıp ona uzattım. Telefon numaramı kaydetmişti. Sonra birkaç şeyi kurcalayıp bana geri verdi. "Telefonun aynı..." nefeslendi. "Seni farklı bir isimle kaydettim. Beni arayabilirsin yani... Üç ay burada olduğumuz için benim yanımdan ayrılmayacaksın..." alayla baktım suratına. "Nedenmiş o? Kurt ile beni karşılaştır diye mi?" "Seni özlediğimi biliyorsun Mihrişah! O zor anında yanında olamadım, şimdi izin ver de telafi edeyim." dudağımı büzdüm. "Ah, şunu yaptığında çocuk gibi göründüğünü söylemiştim..." birbirimize tekrar sarıldık. Selen, çocukluk yapmayı sevmezdi. Ona göre o yaşı çoktan geçtiği için yaşına göre davranmayı seviyordu. Tabi, bazen benim için yetişkin tavırlarından ödün veriyordu. Aynı yaştaydık ama benden dört ay büyüktü. Geri çekildik. "Şimdi ben gidiyorum. Kurt'a bakacağım ve sana mesaj atacağım. Ona göre şu..." aklına bir şey gelmiş gibi duraksadı. "Bu ara da arkandaki kişi Gurur denen herif miydi?" başımı salladım. "Onunla burada ne yapıyordunuz?" şüpheyle gözlerini kıstığında göz devirdim. "Tövbe ya! Şu bakışlarını düzelt önce! Gurur'a en başta, sizin şirketteki herhangi birisinin burada çalıştığımı bilmemesini istedim... Az kalmıştı, Kurt ile göz göze gelebilirdim... O da ilk çıkan kişi olduğu için beni görür görmez buraya getirdi..." derin nefes aldım. "Onu tanımadan yargılama lütfen," diyerek son noktayı da koyduğumda omuz silkti. "Bakarız," diyerek kapıya yöneldi. "Mesaj attığımda çık..." kapıyı açıp çıkmadan önce bilerek sesli bir şekilde homurdandı ve çıktı. "Gurursuz herif!" demişti. Çıktığı için bir şey demedim ama kendi kendime homurdandım. Gerçekten de Kurt burada mıydı? Hala varlığına inanmak benim için zor geliyordu. O hissim yine ortaya bir bokluk çıkarmıştı... Gerçi onu özlemiştim. Bir kez bile olsa görmek istiyordum ama kırılan gururum ve öğrense kalbi kırılacak bebeğim için bundan vazgeçmiştim. Telefonuma bildirim geldiğinde açıp baktım. Gönderen: Sarııı Çıkabilirsin ama bu, burada bitmedi bil. Görüşürüz tatlım. (15.30) Göz devirip mesajından çıktım ve telefonumu çantama koydum. Kendime gelebilmek adına elimi yüzümü yıkadıktan sonra lavabodan çıktım. Adımlarımı Gurur'un odasına doğru atıyordum. Ondan dilemem gereken bir özür vardı. Odasına yaklaştıkça bazı insanların bakışları bana kaymıştı. Onlar da toplantı odasına bekleyen kişilerdi. Gurur beni çekiştirdiği için öyle bakıyorlardı bana. Merak ve kıskançlıkla. Gurur'un sekreteri Çiğdem Hanım geldiğimi haber vermek için telefondan aradı ve söyledikten sonra kapattı. "Sizi bekliyor Mihrişah Hanım," başımı sallayarak kapıyı tıklattım ve içeri girdim. Başını dosyadan kaldırıp bana baktı. Elinde tuttuğu kalemi ise oynatmaya devam ediyordu. "Bir sorun mu var?" başımı iki yana salladım ve ellerimi önümde birleştirip mahcup olmuş bir ifadeyle ona bakmaya başladım. "Ben... Hem teşekkür ederim hem de özür dilerim." nefeslendiğim sırada ayağa kalktı ve masasının önüne geçip kalçasını oraya yasladı. Kalemi, kemikli parmağında döndürmesi dikkatimi dağıtsada tepki vermedim. "Neden?" kaşlarım çatıldı. "Neden mi? Çünkü beni görmelerine izin vermedin... Hem de Selen adına..." "Bırak şimdi o cadı kadını," arkadaşıma öyle hitap etmesiyle şaşkınlıkla duraksadım. Bunu fark etti ve sessizce homurdandı. "Afedersin... Senden değil ondan özür bekliyor olacağım... Teşekkürün de kabul edildi." anlayışla başımı salladım ve rahatça nefes aldım. "O zaman ben çıkıyorum Gurur Bey," diyerek kapıya yöneldim ve kolu kavradım. Kapıyı açmak üzereydim ki beni, söylediği şeyle öyle bir durdurdu ki felç olmuş gibi kala kaldım. "Söylesene Mihrişah, bebeğinin babası Kurt Korel mi?" Bölüm Sonu. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD