Ertesi gün... " Arasın. " demiştim Fikret Baba' ya. Arasın. Aradı da. Ben telefonu kapattıktan yaklaşık on dakika sonra. Ama telefonda konuşmak istemedi. Onunla yüz yüze gelmek isteyip istemediğimi bilmiyordum. Yüzünü görünce sevgim galip gelebilirdi ama ben bu kez sevgime yenilmek istemiyordum. Benim sevgim tehlikeliydi ama benim için tehlikeliydi. Kendi ruhuma zarar vere vere seviyordum. Fikret Baba bana kendimi sevmeyi, en önemlisi kendime saygı duymayı öğretmişti. İşte bu yüzdendi sanırım altı ayı ondan ayrı geçirebilmem. İnsandım. Bende insandım. Şaşırabilir, kırılabilir, üzülebilir ve yorulabilirdim. Eskisi kadar sevemeyecek kadar bile yorulabilirdim. Hepsine hakkım vardı. Seviyorum diye her şeyine katlanmak zorunda değildim. Yara aldığımda arkamı dönüp gidebilirdim. Yapmıştım da.

