Ne kadar ağladım bilmiyorum ama içimi çeke çeke epey bir ağladım. Rüzgar saçımı okşadı ve " Geçti. " dedi. Gördüğüm ama görmemiş gibi yaptığım izler sanki bir dakika önce görmüşüm gibi gözümün önüne geliyordu şimdi. Kim bilir ne kadar canı yanmıştı. Sonunda gözyaşım bitti. Yani öyle sakinleşmiş falan değildim. Bence gözyaşı stoklarım tükenmişti. Kafamı kaldırdım. " İçeri girebiliyor muyuz?" " Elbette. Gel elini yüzünü yıkayalım. Bir su iç. " Ayağa kalktım. Rüzgar belimden tutuyordu. Gücüm kalmadığının farkındaydı. Kapıyı anahtar ile açtı. İçeri girdik. O beni banyoya yönlendirmeye çalıştı ama durdum. Yüzümü ona döndüm. Elimi gömleğinin düğmelerine götürdüm. Ellerimi tuttu. " Ne yapıyorsun Eylül?" " Görmek istiyorum. " " Görmeden ağladın daha Eylül. Yapma bunu kendine. " Cevap verme

