tolga

223 Words

Kendi Karanlığında Boğulan Adam” Ev sessizdi. Çocuklar odalarına çekilmişti. Karısı, mutfakta bulaşıklarla uğraşıyordu. Tolga salonda, ışıkları açmadan oturuyordu. Önündeki viski bardağı boştu. Ama o hâlâ elinde tutuyordu. Sanki doluymuş gibi… Sanki bir şeyleri hâlâ tutabiliyormuş gibi. Peri’nin sesi, gözleri, dokunuşu değil… Onun çekip gitme hali yankılanıyordu içinde. Kayıp. İlk kez bu kadar somuttu. İlk kez, bir kadının yokluğu bu kadar netti. İnsan, sahip olmadığını neden bu kadar isterdi? Ya da sahipken değerini neden anlamazdı? Tolga kafasını ellerinin arasına aldı. Bir süredir aynalara bile bakmıyordu. Çünkü gördüğü yansıma, tanıdığı adam değildi artık. > “Ben seni unuturum zannetmiştim…” “…ama seninle beraber kendimi de kaybettim.” Bir an boğazı düğümlendi.

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD