Saat 17:43. Peri, iş çıkışında servisten inmişti. Hafif bir rüzgar saçlarını savuruyor, omzunda yorgunlukla karışık bir huzur taşıyordu. Evine dönecek, kızlarına sarılacak, belki akşam Ahmet’le bir dizi izleyip erken uyuyacaktı. Tam çantasından anahtarını çıkarırken, telefon titreşti. Tolga. Bir ay sonra ilk kez. > “Yakındayım. Eve bırakayım mı?” Peri durdu. Kalbi refleksle bir atladı. Parmakları önce cevap yazmadı. Sonra sadece bir kelime yazdı: > “Olur.” --- On beş dakika sonra, siyah araç Peri’nin önünde durdu. Camlar karartılmıştı, tanımayan biri sıradan bir transfer sanırdı. Ama Peri, sürücüyü tanıyordu. Çok iyi tanıyordu. Tolga sanki hiç uzaklaşmamış gibiydi. Gömleği açık, kokusu tanıdık, direksiyonda eli rahattı. Ama gözleri... gözleri konuşmak istiyordu. Peri

