Küllerimden Değil, Kendimden Doğdum” Peri artık uyanınca Tolga’yı düşünmüyordu. Gözleri telefona takılmıyor, bildirim beklemiyor, geçmişteki geceyi hatırlayınca içi acımıyordu. Ya da acıyordu belki… ama artık bu acı, bir alışkanlığın sızısı gibiydi. Zamanla kabuk tutmuş. Sabah kahvaltısını Ahmet hazırlamıştı. Kızlar gülerek annelerine tost uzatıyordu. “Anneee, bugün plaja gidelim mi?” Peri gülümsedi. “Deniz seni kıskanmasın, bu kadar parlak olma tamam mı?” Ahmet araya girdi: “Gidelim. Bu kez gerçekten bir günlüğüne hiçbir şeyi düşünmeden eğlenelim.” Ve o gün, gerçekten de eğlendiler. --- Peri beyaz keten elbisesiyle kumsalda yürürken, Ahmet arkasından seslendi: “Dur orada… Böyle ışık tam yüzüne vuruyor, kızlarla birlikte bir fotoğraf çekeyim!” İtiraz etmedi. Belki bir anıyd

