Pembe Elbise

731 Words
Sabah Emre elinde koca kutuyla kapıda bitince bir kaç saniye uykumun açılması için bekledim öncelikle. Insan bu saatte mi gelirdi yahu? Tamam saat on bir olabilirdi ama Emre bey çalışmama izin vermediği için uyumaktan başka bir şey de yapmıyordum. Normalde de çok severdim zaten uykuyu. Bana yapılacak iyilik değildi yani bu. "Bu ne?" deyip henüz açılmayan gözlümü ovaladım. Biri de yarı kapalıydı. Biri gözümü açabilir mi lütfen? Ben açamıyorum da. "Elbise. Hani şu kıza saldırdığın için alamadığımız." Emre gülerken "Tamam. Oldu." deyip elindeki kutuyu aldım. "Hadi Güle güle." Bir de utanmadan laf sokuyordu beyefendi. Sanki durup dururken atlamıştım kızın üstüne. Uyuzdu bir kere. Minnacik göbeğime laf etmişti. Ne yapayım elbise ekstra dar kesimse? Hiç mi kilo almasın bu kızlar? "İnsan bir teşekkür ederdi." Tam kapıyı kapatmak üzereyken açıp "Uykum var uykum." diyerek geri kapattım. Kusura bakmasındı da uykum her şeyden önemliydi benim, hele ki hamilelikten sonra. Iceri girip de geri yatacagim sırada "Çocuğu içeri davet etmedin mi?" diyen anneme bakıp "Yoo." dedim. Bahçede görür görmez beni kaldıracağına kendisi davet etseydi ya biricik damadını. Utanmadan hesap soruyordu bir de bana. Alsın ağırlasın işte. Uyuyorum ben. "Ay bu kız iyice delirdi." deyip kapıya koşan anneme aldırmadan kutuyu odaya bırakıp geri yattım yatağıma. Annemin dürtmeleriyle gözlerimi açarken "Aa, utanmaza bak." deyip başımda söylenmeye başladı. "Nişanlısı içeride oturuyor, hanımefendi uyku derdinde." "Iyi de ben uyumadan önce içeride değildi. Yani beni bağlamaz." deyip geri kapattım gözlerimi, annem beni tekrar dürtüp de "Kalksana kız, aa!" diye azarlayana kadar. Ben yatağımla çok mutluyum anne, beni onla evlendirin. Emre'yi istemem. "Ne diye davet ediyorsun anne ya. Gitmişti ne güzel." deyip yorganı tekmeleyerek kalktım yataktan. Odadan çıkacağım sırada "Kız üzerini değiştirsene. Ah, ah zamane gençleri." diyerek çıktı odadan. Hah! Nesi vardı benim güzelim Twetty'li pijamamın? Annemin kırk yıl söyleneceğinden emin olduğum için üstümü değiştirerek salona geçtim. Ohhhhh, Emre bey de bir güzel yayılmış kahvesini içiyordu. "Zıkkım olsun inşallah." deyip karşısına otururken kahkaha attı. "Annene işim olduğunu söyledim ama zorla aldı içeri, sonra da bir güzel sorguya çekti." Şaşırmamıştım. Bana soramadığı için cevap alacak birini bulduğunda yapışacağı kesindi zaten. Annem ve ablam içeri girerken, yanlarında olmayan Aslı ve İdil'den anlaşıldığı üzere bebek bakma işi zavallı enişteme kalmıştı yine. Inşallah Emre de öyle iyi bir baba olabilirdi bebeğine. "Ee oğlum daha daha nasılsın?" diyen annemle birlikte Emre'ye bakıp güldüm. Benim gibi bir manyakla evlenmek üzere olduğuna göre pek de iyi olmamalıydı. Emre nezaketen "İyiyim efendim." derken, annem "Elbiseni giyin de gel hadi Zuhal." deyip bana döndü. Zaten nişanda giyinecektim, şimdi neden giyiniyordum ki? Çok yoruyorlardi beni çok. "Anne ya." Annem Emre'ye "Bu kız da iyice üşengeç oldu son zamanlarda." deyip tekrar bana çevirdi bakışlarını. "Hadi kız." Odama doğru giderken, elbiseyi kutudan çıkarttım. Vay be! Pembe miydi o? Iyi de annem bunu benim beğendiğime asla inanmazdı ki! Hiç kimse inanmazdi. Hem de asla. 'Ama daha yeni üzerimi değiştirdim ben ya. Çok üstüme geliyorsun hayat.' diye söylenerek üzerimi değiştirdikten sonra elbiseyi giyindim. Resmen pembeydi ya, ıyk..! Pespembe. Hem de her yeri. Biri beni öldürsün. Salona geçince Emre'ye keşke ölsen bakışları atarken, herkes beğeniyle bakıyordu elbiseye. Annem "Güzelmiş baya." derken, cümleyi telaffuz biçiminden, Emre gittikten sonra iyi bir sorguya çekileceğimden emindim. "Aslında Zuhal başka bir elbise beğenmişti ama bu daha güzel olur diye düşündüm." Emre'nin söylediği şeyle birlikte sorgudan kurtulmuştum ama... Ay pembe neydi ya! Üstelik süslü falan. Ablam da gülerek onayladiktan sonra elbiseyi değişip gelince Emre'nin gitmek için ayaklandığinı gördüm. Normalde kapıdan kovardım ama arabasının yanına kadar gitmek için onunla birlikte evden çıktım ben de. Şu pembe elbisenin hesabını sormam gerekiyordu ne de olsa. Insan rengini sorardı en azından değil mi ama? Arabanın yanına gelince "Elbisenin daha süslüsü yok muydu? Çok sade kalmış o." deyip Emre'ye baktım alayla. Arabanın kapısını açıp da içinden katlı bir kağıt çıkartınca kâğıdı açıp baktım. Elbisenin çizimi vardı. "Sen mi çizdin?" "Eylül çizmişti, mezuniyetinde giyinmek için." "Eylül?" deyip kaşlarımı çatarak ona baktım. Tabi ya, salak kafam! Kardeşinden bahsediyordu. "Ya, yanlış anlama elbise çok güzel. Sadece ben... Yani koyu renk severim daha çok, ondan." "İstersen başka alırız." diyen Emre'ye bakıp "Hayır." dedim. "Asla olmaz. Hem bir daha elbise almaya falan çıkamam ben, yorulurum bir kere. Aa! Hamileyim ben canım." deyip kâğıdı geri ona verdim. Kardeşinin eli değmişti ne de olsa, büyük bir ihtimalle saklamak isterdi. "Ayakkabı da al bari de yorma beni. 37 numara olsun." deyip Emre'nin gülüşleri arasında eve girdim. Evet, pembe renginden nefret ediyor olabilirdim ama bu elbise benim için her şeyden daha çok değerliydi bu saatten sonra.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD