10.Bölüm

1090 Words
Şuana kadar beni her zaman  ayakta tutan cesaret kırıntılarımı yavaş yavaş kaybetmeye başlıyordum.Elimde ki aynı kendi dünyası gibi pembe olan deftere baktım bir kez daha.Titreyen ellerim, hiçte yardımcı olmuyordu. Biliyordum.Bunun içinde olanları okuduktan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı.Gün yüzüne çıkmasını ertelediğimiz gerçekler, geç kaldıkça yok olmuyordu malesef.Bunun bilinciyle derin bir nefes aldım gücümü toplamak için. Alinkuşum; Bugün senden ayrılalı  3 gün 14 saat oldu.Çok yalnızım.Senden başka hiç arkadaşım yokki benim.Aslında bir sürü kişi arkadaş olmak istiyor ama ben kimseyle arkadaş olmak istemiyorum.Sadece seni istiyorum.. Ama biliyorum benim aslan abim seni ordan kurtarıcak.Sonra üçümüz beraber çok mutlu olacağız. Gözyaşlarım temiz sayfasını kirletti.Bir hıçkırık firar ettiğin de boğazımdan belki özlediğim kokuyu duyarım diye defteri burnuma götürdüm. Ona ait olan herşeye sinen kokuyu burda da duyumsadığımda şiddetlenen hıçkırıklarla deftere sarıldım. Ihlamur kokusu..gençliği gibi taze, ölümü gibi boynu bükük.. Sayfanın en altına küçücük yazdığı yazıyı sonradan farkettiğimde gözyaşlarımı sildim.Okumak için dikkatle yazıya baktım. Not=Ama babam bizimle gelmeyecek.Sadece canım annem gelir. Belki bu seni biraz da olsa teselli eder Alinkuşum..Benim babam çok kötü bir adam. O adamı ilk gördüğüm anda hissettiğim duygunun beni yanıltmadığını biliyordum.Gözünde gördüğüm ifade..Nerde olsa tanırdım.Aynı benim babamın harelerinde olan ifadeydi.. Kendi menfaati için herşeyi yapabilecek, yeri gelince evladını dahi görmeyecek birinin ifadesi vardı. Kalplerinin kötülüğü yüzlerine vurmuştu. İkinci sayfayı çevirdim. Merhaba Alinkuşum! Bugün senden ayrılalı 2 ay oldu.Aslında her hafta konuşuyoruz ama bana yetmiyo.Biran önce 18 yaşıma girmek istiyorum.Girer girmez senin köyüne gelicem.Seni ordan alıcam." Girememişti. Kalbime saplanan hayali bıçağı, tutup çıkarmak yerine orda kalması için zorladım.Belki biraz daha kalırdı da bende ona kavuşurdum.. Tek tek bütün sayfaları okudum.Her okuduğumla bana olan  derin sevgisine ne kadar  ilgisiz kaldığımı farketmem artık hiç birşeye yaramıyordu. Yıkılmış bir halde parkeye uzandım.Hıçkırıklarım derin iç çekişlere döndüğünde tavanı izledim bir süre.Onunla yıldızları izlediğimiz gibi..Parmağıyla en parlak yıldızı gösterir ve ben bu yıldız olmak istiyorum derdi küçücük haliyle.Çünkü hep bir hayali vardı, hep bir yaşam arzusu. Karanlık gökyüzünü aydınlatan yıldızlara benzetirdim hep onu.Nereye giderse gitsin, ne yaşarsa yaşasın hep ışıl ışıldı.  Keşke elimiz de olmayan şeylere odaklanıp, bize verilenlerin değerini bilmekte geç kalmasaydık. Yavaşça yerden kalkıp hava almak arzusuyla boydan camı açtım.Elimde ki deftere bir kez daha baktığımda köşesinden çıkan kağıdı gördüm.Her bir sayfasını okumuştum ama bunu nedense farketmemiştim.Sayfanin arasına sıkıştırılmış kağıdı açtım.Aceleyle yazıldığı belli olan yazı Aymira'ya aitti. "Fazla vaktim kalmadı Alin! Sana dediğim şeyi hatırla.Hiç birşey göründüğü gibi değil.O gece ki yıldız kadar anlamlı..Aynı görünse de diğerlerinden farklı." Bedenimin baştan aşağı titrediğini hissettim.Biliyordu.Öleceğini biliyordu? Peki neden bile bile... Göründüğü gibi olmayan neydi? Saçlarımı çekiştirdim hırsla.Bu bilinmez karanlıkların içinden nasıl çıkıcaktım? Belki de birşekilde Alin'in odasına girmem gerekiyordu.Nedense içimden bir ses orda birşeyler bulacağımı söylüyordu. ****** Çatal kaşık seslerinin tek ses olduğu dakikalarda, benim zihnimdeki sesler ise susmak bilmiyordu.Karan'ın karşısında oturan kadının yoğun bakışları altında olmayan iştahım dahada kapanmıştı.Onların bir zamanlar özel birşeyler paylaştığı düşüncesi zehirli bir sancı gibi geziniyordu zihnimde. "Karan'cım Aymira-"  "Onun adını ağzına alma.!" Sert sesim masada ölüm sessizliği oluşturduğunda şaşkın ve kızgın bakışları beni buldu." Pardon tatlım ne demek istedin?" Büzüştürdüğü kırmızı dudakları midemin bulanmasına sebep olduğunda buz gibi bakışlarla yüzüne baktım. "Kardeşimin adını ağzına alma." Pis ağzına yakışmıyordu çünkü. Alaylı bir kahkaha attı.Sinirden güldüğü çok belliydi. "Sana mı sorucam?" Küçümser bir ifadeyle baştan aşağı süzdü beni.Sen kimsin diyordu sanki bakışlarında.Ben hep burdaydım yeni gelen sensin diyordu.Sessiz kaldım haklıydı çünkü. "Karşında kim olduğunu unutma Alev! Bu evde bana sorduğun  herşeyi Ona da sormak zorundasın.". Bozulan suratına karşı alaylı bir tebessüm sardı çehremi.Renkten renge girdiğin de sanki az önce özgüvenle konuşan o değilmiş gibiydi.Yutkundu.Kısa sürede kendini toparlayıp eski ifadesiyle tekrar Karan' a döndüğünde tamam dedi iç sesim." Güçlü bir rakip kabul edelim." "Yarın akşam sende müsaitsen Eymen'e ve babasına baş sağlığına gidelim." Karan başını aşağı yukarı salladığında hızla atıldım. "Bende gelmek istiyorum."  Alevin suratı asıldığında Karan şüpheli bakışlarla süzdü beni.Zeki bir adam olduğu için bu aralar olan sessizliğimden haliyle şüpheleniyordu."Olur gel." Sanki ona bir fırsat oluşturmuşum gibi direk onayladığında tebessüm ettim. Benim zekâmı hafife alıyorsun Bolat! ******* Artık bizim için bir rutin haline gelen kaçma işini Ceylin'in yardımıyla tekrardan gerçekleştirdiğim de bana uzaktan işaret parmağıyla boğazının üzerinde keser gibi hayali bir çizgi çizdi.Minnetle gülümseyip el salladım.Bir gün ikimizde benim yüzümden biticektik. Karşıdan bana doğru heyecanla gelen kızı gördüğüm de zihnimde ki söylemi düzelttim.Pardon üç kişi."Okulda dediğin mekâna çok sık giden bir kızı buldum.Ama istediğin gibi sadece kullanıcı satıcı değil." Gelen taksiye bindiğimiz de söyledikleri cümleleri değerlendim.Sakin olmalı ve adım adım ilerlemeliydim.Araba tanıdık sokağa girdiğinde işaret parmağımla evi gösterdim.Duran arabayla ücreti ödeyip indik.Cihada tam anlamıyla güvenemezdim.O yüzden bir yandan da kendim araştırma yapıyordum. Kapıyı çaldığımız da her zaman ki güler yüzüyle Selma teyze açtı kapıyı."Hoşgeldiniz yavrum."Taktığım sarı peruğa baktığında dudağının kenarı titredi.Çok komik bir halimin olduğunun farkındaydım ama umrumda değildi.Ev Karan'ın adamları tarafından gözetleniyordu devamlı."Cihatta odada sizi bekliyor." Onaylayıp vakit kaybetmeden içeri girdik.Cihat pür dikkat önünde ki bilgisayardan birşeyler izliyordu.Aymirayla ilgili olduğunu hissettiğim için hemen yanına oturdum.Bir koridorun güvenlik kamerasıydı.Siyah takım elbiseli, son derece açık giyimli kadınlar geçip gidiyordu."Bunu niye izliyoruz?" Dakikalar sonra artık dayanamayan Aslı'dan bıkkın dolu soru geldiğinde bende Cihata baktım.Ekranda can alıcı birşey görmüş gibi Aslı'ya sus işareti yaptığında ekrana baktım. Ve sonra onu gördüm. Aynı saçının renginden eteğiyle, eteğini tamamlayan turuncu ceketiyle Aymira girdi bakış açıma.Yürümesi, korku dolu gözlerle etrafa bakıp durması birinden kaçtığını gösteriyordu.Yada birilerinden..Aldığım nefes boğazımdan geri döndüğünden gözümde yaşlar sanki benden habersiz süzülüyordu. Ne kadar  özlemiştik onu..kavuşamayacığını bildiğin halde özlemek, işte en acı veren buydu.Vuslat neredeydi sahi? Neredeyse oraya gitmek istiyordum çünkü. "Güvercinim.." Cihad'ın titrek sesinden odaya süzülen kelimenin acısını duvarlar hissetti sanki.Kameranın açısından koşar adımlarla kaybolup gittiğinde, ne kadar benziyor dedim içimden.Aynı bizim hayatımızdan da böyle gitmişti.Cihat daha fazla dayanamayıp kalkıyordu ki gördüğüm şeyle engel oldum."Dur!"  Ekrana yeniden o düştü.Ama bu sefer yalnız değildi.Kolundan onu sürükleyen adama hem korku dolu gözlerle bakıyor, hemde kurtulmaya  çalışıyordu.Ama o çaresiz bakış..Sanki artık bitmişti herşey.Yaşam enerjisi sönmüştü.Dönülecek noktanın kalmadığının farkındaydı çünkü.Kameraya baktı. Ve gülümsedi.. Cihat'ın hıçkırık sesleri odayı doldurdu. Bu ne keskin bir vedaydı böyle.Giderken bile bir tebessümünde sevdiklerini düşünen 15 yaşındaki bir kıza kim kıyardı? Bakmaya kıyamadıklarımıza,  dokundular.Hemde canlarına..Canımızdan can alanlar, şimdi elini kolunu sallaya geziyordu.Onlarla aynı havayı soluyor, aynı dünyada yaşıyorduk. Şimdi ise kardeşimin katilleriyle aldığım her bir nefes bana yüktü. "Bir dakika bu adam ?" Cihat'ın sesiyle tekrardan ekrana baktığımda Aymira'nın kolunu tutan adama baktım dikkatle.Zihnime çalınan gerçekle başımdan tırnağıma kadar titrediğimde ikimizde ateş saçan gözlerle birbirimize baktık.Ve bir şimşek çaktı aramızda. "Timuçin'in adamı!" Aynı anda ağzımızdan dökülen zehirli kelimeyle Aslı şok olmuş bir halde iç geçirdi. "Nasıl yani? Öz babasımı.." Son sözü onun söylemeye bizim de duymaya gücümüz yetmediğinde onu ilk gördüğümden beri beynimi kemirip duran zehirli düşünceleri dinledim bir süre.. "Timuçin Bolat! Sen tam olarak ne yaptın öz kızına?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD