11.Bölüm

1302 Words
İnsan en yakınlarıyla sınanır her zaman aslında.Ve günün birinde oklar en yakınını gösterdiğin de, o kadar acı çeker ki o oku yüreğine saplamak ister.En ummadıklarının gerçek yüzüyle karşılaşmaktansa, onu bir daha hiç görmeyeceği başka bir dünyaya gitmek ister. Kaçamak bakışlarla Eymen'e baktım.Tam.olarak nereye kadar gelmişlerdi cinayet konusunda bilmiyorum ama, babasıyla ilgili kısıma geldiklerinde hiç iyi şeyler olmayacağı kesindi.Eymen'in  şu anda bu işin peşine düştüğünü biliyorlardı ve onun için çok endişeleniyordum.Aymira'mın başına gelenler ya onunda başına gelirse..kaybedicek tek bir saniyem bile yoktu. Çünkü eğer düşman yanındaysa, sende onun en yakının da olmalıydın.  "Hoşgeldiniz!" Duyduğum sesle istemsiz yüzümü buruşturdum.Hiç birşey demeden başımı kaldırıp öylece gözlerine baktım.Oda salona girer girmez ilk baş bana baktı.Aramızda öyle bir sessiz konuşma geçti ki..Bu yolun sonunda ya sen ya ben Timuçin! Ya sen yada ben! Bizim paylaşacağınız, ve birbirimizden alacağımız çok şey var! Başını salladı ve tebessüm etti.Bende sallayıp gülümsedim.Dışarıdan gören herkesin normal sandığı bu sahneyi bir tek ben ve o anladık. Geçip karşıdaki tekli koltuğa oturduğunda derin bir sohbete daldılar."Lavabo ne tarafda?" Herkesin bakışları beni buldu"Üst katta.İstersen göstereyim ben sana." Eymen'in ağzından dökülenlerle hızla onayladım onu."Çok iyi olur zahmet olmazsa." Ayağa kalkıp salonun kapısına yürüdüğünde iki çift gözü  sırtımda hissediyordum. Timuçin Bolat..Karan Bolat.. Eminim şuan ikiside gözünü kırpmadan bana bakıyordu.Salondan çıktığımda tuttuğum nefesi verdim."İyi misin?" Eymen'in telaşlı gözlerini üzerimde hissedince gülümsemeye zorladım kendimi."İyiyim merak etme." Başını sallayıp merdivenlerden çıkmaya başladı.Bende arkasından takip ederken bir yandan eve göz gezdiriyordum.En ufak bir ayrıntıyı gözden kaçırmak istemiyordum.Eymen  lavabonun önünde durduğunda burası diye işaret etti."Tamam sen git istersen.Teşekkür ederim."  Zaten dermansiz kalan bedeninin ayakta durmaya hali yokmuş gibi sallanıyordu.Birşey demeden arkasını dönüp gittiğinde arkasından bakıp bu hüzünle iç geçirdim.Toparlaması uzun zaman alacaktı.Yada belki de hiç toparlayamıyacaktı... Gittiğine emin olduğum da bir süre merdiven boşluğunu dinledim gelen var mı diye.Herhangi bir ses duymadığımı emin olunca banyonun çeşmesini açıp kapının arkasından anahtarı aldım.Kapıyı kapayıp her ihtimale karşı kilitledim üstünden. Koridordaki odalara göz gezdirdim.Hangisi Aymira'nın odası olabilirdi? Koridorun sonunda ki pembe süslü kapıyı gördüğümde çok ta düşünmeye gerek yokmuş dedim iç sesime.Bu oda ondan başkasının olamaz. Yavaş adımlarla odanın önüne gidip kapıyı açtım.Içeri girdiğim de duyduğum kokuyla sımsıkı gözlerimi kapattım. Titreyen bedenimi sakinleştirmeye çalışırken sürekli intikamım acımın önüne geçmeli diye telkin veriyordum kendime.Yavaşça gözlerimi açtığımda herşeyi pembe olan odaya göz gezdirdim.Kişiliği gibi rengarenk, kalbi gibi ışık saçıyordu.Ama çok parlayanların ışığı, körleri rahatsız ederdi..Etmişti de zaten.Vakit kaybetmeden odanın her bir detayına göz gezdirdim.Buralarda bir yerde bana muhakkak birşey bırakmış olmalıydı.Bir detay, herkesin göremediği birşey. Ama ne? Kitaplığı karıştırdım hızla.Açıp içlerine baktım.Hayır o bu kadar meydanda olan bir yere ipucu bırakmayacak kadar zeki bir kızdı.  En sevdiği kitabı elime aldım."Suç ve Ceza."  "Bence, gerçekten büyük insanlar, büyük acılar çekmek zorundadırlar." Okurken çoğu kişinin bakış açısını değiştiren bir kitaptı.Aymira'nın en sevdiği kitap olmasının en büyük nedeni bir katili bile anlamaya çalışacak merhametinin olmasıydı.Ona göre hiçbirşey göründüğü gibi değildi ve herkes ikinci bir şansı hakediyordu.  Merhamet duydukları sonu olmuştu. Kitabın sayfalarını çevirirken bir kağıt parçası düştü yere.Ne olduğunu anlamak için elime alıp inceledim.Kitap ayracıydı.Ama normal bir kitap ayracı değildi.İlk bakışta çoğu kişinin normal zannedeceği bu ayraç bir haritaydı aslında.Kapıda duyduğum tıkırtıyla hemen cebime sıkıştırdım.Saklanabileceğim bir yer ararken açılan kapıyla odanın ortasında kalakaldım. "Sen ne halt ediyorsun burda?" Mavi hareleri tehlikeli bir ifadeyle bedenimin her yerinde bir açık bulmak umuduyla gezindi.Hiç istifini bozmadan elimde ki kitabı gösterdim. "Kitap okuyorum gördüğün gibi." Yavaş adımlarla üstüme doğru yürümeye başladığında geri geri adım atmaya başladım.Sırtım soğuk duvara değdiğinde artık gidecek yerimin kalmadığını hissettim.Toprak kokusunu en güzel duyacağım mesafeye kadar üzerime eğildi. "Ne işler karıştırıyorsun Eftalya?" Gülümsedim. "Hiçbirşey yapmadan duracağımı düşünmüyordun herhalde." Mavi harelerine ufak bir şaşkınlık kırıntısı yerleşti.Kabul etmemi beklemiyordu.Ama inkar etmenin en büyük yolu kabul etmekten geçer.Bu psikolojik bir gerçektir.Karşı tarafı inandırmak istiyorsan, bazı şeyleri itiraf edip kabullenmiş gibi yapman gerekirdi. Azdan fedakarlık edip, çoğunu kabullendirmek..İşte şuan yaptığım taktik buydu. "Ama merak etme.Hiçbirşey bulamadım.Sadece buraya kadar gelip odasına girmeseydim vicdanımın sesini susturamazdım.Belki dedim bir umut ondan kalan bir iz bulurum." Tam anlamıyla inanmadığı belli ama şimdilik idare edeceğini hissettiğim bakışlarla başını aşağı yukarı salladı. "Bir katilden daha cani insanlar gördüm. Umudumuzu öldürenleri gördüm….” Güzel sesinden duyduğum tanıdık cümleyle, elimdeki kitaba bakan harelerine daldım bir süre.Gözlerinin önünden bir sürü sahneler geçti sanki,  acıtan anılar.."Ben ise hepsini gördüm.Hem katilleri, hemde umudumuzu öldürenleri." Ne demek istediğini az çok anladığımda hak verdim ona.Bir günah diğer bir günahı hafifletmezdi.Hırsız hırsızlığının cezasını, katilde katilliğinin cezasını ödeyecekti.Yakın mesafe beni rahatsız etmek yerine kalbimde ki umut tohumlarının yeşermesine sebep olduğunda, hızla çıktım güçlü kolları arasından. "Gidelim mi?" Kaçışımı anladığında gülümsedi.Alay etmen umrumda değil bolat! Kırılacak yerim kalmadı benim.Kaçmak gerekirse bir korkak gibi kaçarım senden. Odadan çıktığında bende kitabı geri bırakıp peşinden çıktım.Merdivende duyduğumuz tıkırtıyla birden bana doğru dönüp kolumu tuttu.Sırtımı duvara yapıştırıp, dudaklarımızın arasında bir kaç cm kala durdu.Kalbimin sesi ikimizin arasında müzik sesi gibi yankılanıyordu.Onun duymaktan oldukça memnun olduğu bir melodiydi sanki bu.Benim ise utançtan yerin dibine girmek isteyeceğim tiz bir nota.. "N-ne yapıyorsun?" Dudaklarına değen nefesimle hareleri koyulaştı.Biraz daha yaklaştığında artık dudaklarımız birbirine değiyordu.Öylece durdu bir süre.Kalbim bir kaç dakika içinde sanki özgürlüğünü ilan edecek kadar hızlı çarpıyordu. "Oooo gençler kusura bakmayın.Keyfinizi bozdum." Çirkin sesinin ardından attığı kahkahayı duyduğumda hızla ittim Karan'ı.Utançtan yanaklarımın kızardığına emindim. "Birşey mi oldu amca?" Karan'ın sert sesi sanki gerçekten o işi yaptığımızı ima ediyordu.Sinirden elim ayağım titrediğinde, o ise pis bakışlarla yüzüme bakmaya devam etti.  Arsız herif! "Göremeyince merak ettim sizi." Yalanı doğru gibi,  doğruyu yalan gibi ifadesini hiç bozmadan söyleyecek kadar karanlık bir ifade belirdi yüzünde.Karan hiçbirşey demeden elimden tutup merdivenlere doğru yönlendirdi ikimizi.Gitmeden son bir kez Timuçin'in gözlerine baktım.Benim korkusuzluğumdan yapacağım herşeyi, o ise korkudan yapacak kadar alçak bir insana benziyordu. Gülümsedim. Bu öyle bir psikopat gülüştü ki az önceki yalandan gülen suratı an bea an soldu. Az kaldı Timuçin..Çok az kaldı.. Benim ailemden, yaşadıklarımın intikamını almaya çalışan Aymira'mın ölümünün hesabını senden sormaya çok az kaldı. ****** "Nerden buldun bunu?"  Bu sefer evde buluşmak yerine sakin bir cafeyi tercih etmiştik.Cihat pür dikkat kitap ayracı gibi görünen haritayı inceliyordu. "Aymira'nın kitaplığında ki Suç ve Ceza kitabının arasından buldum."hüzünlü bakışları yüzüme tırmandı."En sevdiği kitaptı." Bazı şeylerin "di" li geçmiş zamanda kalması ne acı öyle değil mi? Gelecek vaad eden kızın güzel olan herşeyi artık geçmiş zamanda kalmıştı. "Neresini tarif ediyor acaba?" Bir saatttir gözünü kırpmadan baktığı halde birşey anlamayan adama göz devirdi Aslı.Kâğıdı elinden çekip aldığında Cihat'ın öfkeli bakışları kızı buldu."Ne çekiyorsun kızım.?" Az daha müdahele etmezsem birbirlerini boğazlayacaklardı. İkiside birbirini günahı sevmiyordu. "Tamam sakin olun. Sizin gereksiz kavgalarınızla yeterince vakit kaybettik.". Haklı olduğum gerçeğiyle öfkeli bakışlarını birbirlerinden çektiler.Aslı elindeki kağıda odaklandığında Cihat sıkıntılı bir nefes verip sigarasını yaktı."Odanın düzenini hatırlıyor musun?" Birşeyler bulmuş gibi bir hali vardı."Evet hatırlıyorum." Zihnimde şekillendirdiğim odayı anlatmaya başladım. "Camın tam kenarında yatağı var. Karşısında puf, yatak tarafının duvarında dolabı var." Kısık gözleriyle dikkatle inceliyordu kağıdı."Pufun yanında ne var?" Odanın parçaları zihnimde bir yapboz parçaları gibi birbirini tamamladı."Kitaplık!". İşte bu der gibi parmağını şıklattı."Aradığımız şey her neyse kitaplıkta.".Bunu o kağıttan nasıl çıkardığına ikimiz de anlam veremediğimiz de ayracı masanın ortasına koydu."Bu çizgiler de ki noktalar odada ki eşyaların yerleri.Tam da senin tarif ettiğin şekilde konulmuş noktalar.Yatağı dolabı, pufu ve kitaplığı.Parmağıyla tek tek yerlerini gösterdiğinde ikimizde hayretle ona baktık.Bu kız gerçekten haritalar ve yer konularında oldukça iyiydi. "İşte kitaplığı kırmızı noktayla göstermiş.Yani aradığımız herneyse burda olduğu kesin." Evet mantıklıydı."Benim tekrar o eve girmem gerekiyor ama  Timuçin denen adam benden şüphelendi.Eymen'le irtibata geçip o evde yalnızken gitsem daha mantıklı olur." İkiside onayladı sessizce. "Sen birşeyler bulabildin mi Cihat?" Sonuna geldiği sigarayı kül tablasına bastırıp dumanını havaya üfledi."Pek birşeyler bulmak denmez ama, o gün kamerada izlediğimiz mekâna gidiyorum devamlı.Aymi-" her seferinde kelimesi heceliyordu."İzlediğimiz kayıt bir ay öncesine ait.Yani Aymira birşekilde ordan kaçmayı başarmış." Nasıl kaçmıştı? Kimden ve nereye kaçmıştı? Babasından kaçıyorsa gidebileceği tek bir vardı. "Cihat ne zaman tam anlamıyla konuşmaya başlayacaksın?" Bakışlarını kaçırdı.Aslı'nın birşey anlamayan hareleri ikimizin arasında gidip geldi.. "Bendeydi." Alayla bir ifadeyle gülümsedim.Tabi ya ondan suçlanıyordu Cihat.Aymira son güne kadar onun evinde kalmıştı. "Şimdi herşeyi en baştan anlatmaya ne dersin?" Ve bazen herşeye en baştan başlaman gerekir..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD