Hayat devam ediyordu, ve dünyada değişen mevsimler benim hayatımda da değişiyordu.Bazı acılar unutulmasada asla, hayat sana o acıyla nasıl yaşanıcağını öğretiyordu.Akıp giden yolu seyrederken bedenim burda olsa da zihnim belleği takıp bir türlü şifreyi bulamadığımız günde kalmıştı.
Düşünüyordum.Ama hiç birşey aklıma gelmiyordu.Az bir zamanımız kaldığını bilmek beni daha da geriyordu.
"Çok düşünceli görünüyorsun."
Özlediğim ses kulaklarıma çalındığında yavaşça ona döndüm.Mavi hareleri yoldaydı."Yok değilim aslında.Hava biraz kasvetliya uykum geldi heralde." Dudağının kenarında anlayışlı bir tebessüm baş gösterdi.Ama o güzel olan herşeyi ucundan yaşadığı için saniyeler sonra kayboldu.
"Uyuyabilirsin istersen." Günlerdir gözüme doğru düzgün uyku girmemişti.Arabada hareket ettikçe yavaştan beşik hissi vermeye başlamıştı.O yüzden kendimi tutamayıp yavaşça kıvrıldım koltuğa.Gözlerimi kapattıktan bir süre sonra araba durduğunda geldiğimizi düşünüp kalkıyordum ki güçlü eliyle buna engel oldu..
"Şhh uyu güzelim." Bedeninin ağırlığını üzerimde hissettiğim de sımsıkı kapattığım göz kapaklarım titredi.
Ne yapıyordu bu adam? Yoksa.. zihnime çalınan arsız düşüncelerle heyecandan titremem bütün vücuduma yayıldı.Koltuğun yatak pozisyonunu aldığını hissettiğim de yavaşça açtım gözlerimi.Güzel yüzüyle aramda bir kaç cm vardı.Ve parmak uçlarım ona dokunma arzusuyla karıncalandı.
Hareleri koyulaştığında yüzümün her ayrıntısında gezindi."Çok güzelsin." Bunu bir iltifat gibi değilde gerçeği dillendirir gibi söylemişti.Utançtan yanaklarımın kızdırdığını hissettim.Bu seferde az önce gözlerinin gezdiği heryerde tüy gibi dokunuşlarla parmakları gezinmeye başladı.Sanki dokunursa kırılacak bir biblo gibi davranıyordu bana.
Yoğun bakışları dudaklarıma indiğinde duraksadı.Duraksadım.
Gözlerimi sımsıkı kapatıp titreyen ellerimi koltuğun kenarında yumruk yaptım.Sonra birden ağırlığının kalktığını hissettiğim de , toprak kokusundan uzaklaşan burnum memnuniyetsizce sızladı.Hiçbirşey demeden arabayı çalıştırdı.Bir süre yan profilden çehresini seyrettim.Siyah saçlarını, çıkık elmacık kemiklerini, dolgun dudaklarını ve parmaklarımın gezinmek için sızladığî kirli sakalını..Bu adam gerçekten çok yakışıklıydı.
"Bitti mi?"
Sorusuyla ağzımdan bir "Haa" sesi yükseldiğinde ukala bir tavırla gözlerime baktı.
"Beni diyorum incelemen bittiyse inmemiz gerekiyor."
Utançtan yüzümün kırmızıdan bordoya çaldığını hissettiğim de hızla yattığım yerden kalktım.Nasıl dalıp gittiysem adama arabanın durduğunu bile farketmemiştim.Hiçbirşey demeden arabadan indim.Ne desem konuştukça batıcak bir pozisyondaydım çünkü.Oda şoför koltuğundan inip anahtarı arabayı almak için gelen adama verdi.Karan'ın arkadaşları dağ yolunda bir evde barbekü partisi plânlamışlardı.Aslında banada değişiklik olmuştu ama Alev denen o kadını göreceğim düşüncesi zehirli bir sarmaşık gibi beynimi sarıyordu.
"Kaç bakalım Eftalya.Bakalım nereye kadar kaçıcaksın."
Kulağımın dibinde hissettiğim sesi boşluğuma geldiğinde korkuyla yerimden sıçradım.Güçlü bedenini arkamda hissettiğim de ona yavru kedi gibi sokulma arzusuyla kıvranan bedenime çemkirdim.
Öyle görünmeyen bir ateş vardı ki etrafında bir adım atsam yanar kül olur, bir adım uzaklaşsam donardım sanki.Ne onunla, ne de onsuz..Beni Araf denen bir zaman çizgisinde bırakmıştı..Ne aydınlık, ne karanlık anlamsız bir boşluk..Yavaşca birşey demeden uzaklaştım ondan.Çünkú beni ancak yine ben koruyabilirdim.Her zaman ki gibi..
Ama şimdi tehlikeden değil, sevgiden..Küflendiğini düşündüğüm kalbim bu fikrimi çürütürcesine yaşam vaad ediyordu.Sevmek, en güzel şiir, sevmek en güzel melodi..Yaşama anlam kazandıran yüreğinle atan bir yürek bulmak..İste tüm mesele bu.
******
Temiz havanın verdiği mutlulukla derin bir nefes daha çektim içime.Neşeli kahkahalar, hararetli konuşmaların olduğu güzel ortamda, fotoğrafa sonradan iliştirilen montaj gibi duruyordum.Ama zaten aitlik hissini hayatım boyunca hiç bir fotoğraf karesinde yaşamamıştım."Senin okulun nasıl gidiyor Alin?" İsmimi duyduğumda girdigim hayal dünyasından nihayet çıkabildim.Belki de benden kaynaklıydı herşey.Kendime boyadığım hayal dünyasında o kadar mutluydum ki gerçek dünyanın renkleri beni cezbetmiyordu.
"Güzel çok şükür." Aslında o kadar uzaktım ki son zamanlarda okul kavramından, bedenim orda olsa da zihnim çok farklı yerlerdeydi.Belki bir adım kalmıştı Aymira'nın katilini bulmamıza.Belki de koşsan bitmiyecek kadar uzun bir yol.Herşey o kadar belirsiz ve karanlık bir kuyuydu ki çırpındıkça daha çok dibe batıyordum sanki.
Sevda her zaman ki gibi aralarına dahil etmeye çalışıyordu.Gözümün ucuyla biraz ileride arkadaşlarıyla oturan adama baktım.Hararetli birşekilde konuşan Sevda'nın sevgilisini dinliyordu.Yüzünde her zaman ki gibi sert bir ifade vardı.Neden gülmeyi unutttu? Ne yaşadıda böyle güzel bir duyguyu terketti diyen iç sesime bilmiyorum dercesine dudak büktüm.Bilmiyorum ama öğrenmek istiyorum.."Ne o kız kocanı özledin galiba?" Sevdanın neşeli sesiyle yakalandığımı anladığımda kızlardan kahkahalar yükseldi.
Utançla gözlerimi kaçırıp, önümde ki bardakla oynamaya başladım."Alin?" Karan'ın sesini duyduğumda arkamı döndüm.Az önce oturduğu yerden kalkmış yanımıza doğru geliyordu."Baksana enişte beyde dayanamıyo karısından ayrı kalmaya." Bu sefer Karan duymasın diye yavaşça kıkırdadılar.E herkes onun gazabından korkuyordu.
"Efendim." Büyük adımlarla yanımıza geldiğin de kızlara selam verdi."Samet bugün burda kalın diye ısrar ediyor.Sen ne dersin?" Hayatımda ilk defa biri fikrimi sorduğu için garip hissettim kendimi.Kimse bana fikrimi sormazdı ki..Bu yapılacak derlerdi ve bende yapardım.O yüzden bir süre ne diyeceğimi bilemedim.Ama nedense bu değişikliğin bana iyi geldiğini hissetmiştim.
"Olabilir aslında." Gözümde gördüğü pozitif enerji hoşuna gitmiş gibi ufak bir tebessüm etti.Başıyla onaylayıp yanımızdan ayrıldığında "Vay be! Bizim Karan Bolat birine fikrini sorucak he..! Asla inanmazdım ama görüyosunuz kızlar, aşk insana neler yapıyor." Diyen Sevdayla masaya sertçe koyulan bardakla herkes irkildi.Alev hiçbirşey demeden arkasını dönüp hızlı adımlarla eve girdi.Kızlar kendi aralarında bakışıp anlaştığında Alev'in yanından hiç ayrılmayan kız hemen peşinden gitti.Neydi adı? Sena'ydı sanırım..
Sevda umursamazca omuz silktiğinde tekrar eski neşeli haline döndü.Alev'i fazla takmıyordu bunu öncesinde de farketmiştim."Alin istersen seninle biraz dolaşalım burayı." Şu anda beni rahatlatıcak en güzel şey olduğuna karar verdiğim de "Olur"dedim.Hızla koluma girdiğinde arka tarafa doğru yürümeye başladık.Gerçekten çok güzel bir yerdi.Bahçenin bir kapısı ormana doğru açılıyordu.Her çeşit ağaç vardı.Şeftali, elma, armut, kiraz bir sürü ağaç vardı.Şehirin bunaltısından nefes almak için gerçekten harika bir yerdi.
"Beğendin değil mi?" Büyüdüğüm yerlerin güzelliğini bana hatırlayan mekânla derin bir iç çektim."Evet hemde çok." Çimin üstünde ki kedi yavrusunu kucağına alıp biraz ileride ki sedire oturdu.Bende yanına oturduğumda şefkatle başını okşadım kedinin. " Bende çok seviyorum burayı.Hatta Samet'e evlendikten sonra burda yasayalım diyorum.Baksana Alin ne kadar güzel.Kuşlar çiçekler..İnsana huzur veriyor." Evet dercesine başımı salladım."Hayret kendim gibi düşünen birini buldum.Alev buraya her geldiğimizde yok orama diken battı yok buramı sinek ısırdı deyip benim sinirimi bozuyor."
Çok ta şaşırmamıştım aslında.İnsanın yüzü ve giyimi zihniyetinden her zaman ipuçları verirdi.
"Ben köyde büyüdüm çünkü.Bence böyle ortamlarda büyümek bir ayrıcalıktır." Söylediklerimle bakışlarını kucağındaki kediden kaldırıp hevesle atıldı."Evet kesinlikle! Samet'le çocuklarımız olursa burda büyütmek isterim."
Ne kadar değişikti.O sevgili olduğu halde çocuk hayali kurabiliyordu.Ama biz evli olduğumuz halde aramızda duvarlar vardı.Sözde onlar yolun başındaydı ama biz daha yola bile çıkamamıştık.Demekki bütün engelleri aşan yegane şey sevgiydi.Herşey varsa ama o yoksa hiçbirşey yok demekti.
Huzur ve mutluluk en kolay elde edilecek şey gibi görünen, ama çoğu çiftin mahrum olduğu şeydi.Çünkü elinde olmayanlara o kadar odaklanmıştı ki herkes, elindekinin kıymetini bilmekte çok geç kalıyordu.
****
Gece gökyüzünü izlemek bir ayrıcalıktı belki de..Gökyüzünü izlemenin seni mutlu ettiğini farkedecek kadar hayata pozitif bakabilmek herkese nasip olmayan birşeydi.Bu alışkanlığı bana Aymira kazandırmıştı.Köyde abisiyle kaldığı zamanlarda her gece gizlice dışarı çıkar bizim ahırın çatısına çıkardık..Saatlerce orda uzanır, Aymira'nın her bir yıldıza yazdığı hikayeleri dinlerdim.Kimi zaman kahkahalar atar kimi zaman hüzünlenirdik.
Mutlu bir sonsuzluk yazardı yıldızlara, biz ise gerçek dünyaya döndüğümüzde acı gerçeklerle sarsılırdık.Onun bana öğrettiği en güzel şey, hayallerinde teselli bulabilmekti.Güzeli hayal edip çirkini unutmak..en güzel kaçış yoluydu aslında.
"Denize ait olan kızın, gökyüzüne hayran olması ne kadar ilginç." Duyduğum sesle yavaşça irkildiğimde ne ara buraya geldiğini anlayamamıştım.Saniyeler önce ki benim halim gibi gözünü kırpmadan gökyüzüne bakıyordu."İnsan her zaman onda olmayanı arzular Bolat."
Bunu öyle bir ses tonuyla söylemiştim ki, sanki ilham kaynağım derin bir okyanusu andıran mavileriydi.Karanlıkta bile parlayan hareleri çehrem de gezindi.
"Yapma." Fısıltısı karanlık gece de öyle bir etki bıraktı ki az önce rüzgardan ses çıkaran yapraklar bile sukuta çekildi.
"Beni seviyormuş gibi bakma."
Belki gibi yoktur orda Karan Bolat.Belki çok daha fazlası vardır.
Yavaşça yaklaştı.Saçlarıma yerleştirdiği burnu derin bir nefes çekti içine.Yıllardır oksijensiz kalmış gibi tekrar çekti.
"Sevgi bizim başlangıcımız değil Eftalya.Sevgi bizim sonumuz."
Ve sonra hayat yeni başlıyor dediğin yerde biter, bitti dediğin yerde yeniden başlardı.