-YIKILIŞ-
HİCRAN
Miran, beni uçurum kenarında bırakıp gittikten sonra, bir yemin etmiştim.Eğer bir gün dönerde, pişmanım diye yalvarsa, ayaklarıma kapansa da affetmeyecektim.
Sevdamı kalbimde en derinlere gömecektim.
Daha fazla orda durmayıp,eve döndüm.Ama eve geldiğimde,gizlice girmeme gerek kalmadı.Çünkü annem hala gelmemişti.Sonra öğrendimki,babamla annem köyde bir yakınlarının düğününe gitmişler.Gece geç geleceklermiş.
Kardeşim Zarife öyle söylemişti.
Biz de yemeğimizi yiyip, erkenden uyuduk.Tabi ben uyuyamadım.Ama kardeşim öyle sansın diye uyuyor gibi yaptım.Sabaha kadar gözüme uyku girmedi.
Ama, sabahın 6'nda kapı öyle gürültülü çaldı ki,yerimden sıçradım.Zarife'de uyanmıştı.Korkuyla, ''Abla ne oluyor? Bu ses de ne?'' diye sordu.
Bende ''Bilmiyorum, sen burda bekle.Ben bakıp geliyorum''dedim.Hızla örtümü başıma geçirip, üstüme de uzun hırkamı geçirip aşağı indim.
''Kim o?'' dedim.
Komşu''Kızım benim Fahriye ablan. Aç kapıyı hele.Sana haberlerim var '' dedi.
Kapıyı açtım.Fahriye abla baya telaşlıydı.''Hayrola,Fahriye abla ne oldu bu saatte?'' dedim.
''Kızım nasıl söylesem bilemedim.Anangil düğünden dönüşte,köy yolunda taksiyle ilerlerken, karşıdan gelen traktörün kontrolsüz manevrasıyla çarpışmamak için baban direksiyonu hafif kırmış olsada virajdan dönüyorlarmış.Hızlı gittiği içinde, direksiyon hakimiyetini sağlayamamış ve uçurumdan aşağı yuvarlanmışlar.Araç takla atmış.Traktör şoförü durabilmiş ve hemen yardımlarına koşmuş ama uçurumdan aşağı inememiş.Hemen yetkililere haber vermiş ama jandarma ve ambulans gelip, müdahale edene kadar, annen ve baban ruhunu teslim etmiş.Başınız sağolsun kızım.Allah'ın takdiri''dedi.
Duyduklarımla dizlerim tutmadı.Yere yığıldım.
Zarife'de içeri gitmeyip kapı eşiğinde bizi dinliyormuş.Koşarak yanıma geldi.
''Ablaaaaa'' diye bağarıp yanıma varınca, kollarını boynuma doladı.Hıçkırarak ağlıyordu.Ben donmuş kalmıştım.Sanki şoktaydım.Ne ağlayabiliyordum ne bir tepki verebiliyordum.
,,,,,,,,,,,,,,,,,
İşte hayatımın, dönüm noktası böyle başladı.Ben o gün sadece Miran'ı kaybetmemiştim.Ben o günden sonra ailemide kaybettim.Her ne kadar babam eski kafalı olup, üniversiteye göndermese de, annem dedikodu sevdası yüzünden, bizimle sohbet edecek vakit bulamasada, bir gün olsun ne kötü bir söz ettiler nede bir fiske vurdular.Yinede anne ve babamızdılar.Ama şimdi yoklardı.
Ve ben kardeşim Zarife için, kendimi feda ettim.Ailemizin vefatından sonra amcam Faruk Sorgun, babamdan kalan malların üstüne kondu.Ben reşittim ama kardeşim küçüktü.Ya onlarla kalacaktı, vasileri olarak yada yetimhaneye verilecekti.Amcam, kalan mirası ona devredersem, vasîsi olacağını, kardeşimi yetimhaneye vermeyeceğini,onlarda istediğimiz kadar kalabileceğimizi söyledi.Hatta okuturum diyince, kabul ettim.
Ben ne tarla işinden anlardım, ne de yönetmekten..Amcam nasıl olsa, o bize sahip çıkar deyip, devrettim.
Tabi, amcam aslında evinde barındırmak dışında, hepsi oyunmuş.
Malları üstüne geçirince, bambaşka bir yüzünü gördüm.Yengem hasta haliyle, evin işlerine koştururdu.O kadar malı üstüne geçirse bile, yardımcı tutmadı.Onun yerine, beni hizmetçi yaptı. Hemde karın tokluğuna çalıştım.
Yeri geldi evde, yeri geldi bilmediğim ama ögrenmek zorunda kaldığım tarla işinde.
Sırf kardeşim okusun diye çabaladım.Boyun eğmemin sebebide, onun okul ihtiyaçlarını almak içindi.Tarlayada bu yüzden gitmiştim çalışmaya.
Yengem hasta haliyle, yorgunluktan bitap düşüpte, yemek yapacak gücüm olmadığından, tarladan çalışıp geldiğimde, yemeğimizi hazır ederdi yinede.
Sevim yengem, cennetlik kadındı vesselam.
Bir oğulları olmuş sade.Adı Asım'dı.Urfa'da değildi.İstanbul'da okuyordu.Aynı yaştaydık.Eğer ailem yaşasa ve izin verseydi bende üniversitede olacaktım.
,,,,,,,,,,,,,,,,
Bu şekilde 5 sene geçti.
Bulduğum her işte çalışarak, Zarife'nin, liseyi bitirmesini sağlamıştım.Şimdi sırada üniversite vardı.Kaçak göçek sınava girmesine yardım etmiştim.Ankara'daki üniversiteyi kazanmıştı.Tek sıkıntı amcamı ikna etmekti.Zarife 18, ben 23 yaşıma basmıştım.
Benden geçmişti zaten de, Zarife bari okusaydı.Amcamla konuşacaktım.Gerekirse şuankinden daha fazla çalışırdım.Gece gündüz durmadan.
,,,,,,,,,,,
Sabah kalktığımda, amcam evden çıkmadan konuşmak için, hızla yataktan kalkıp hazırlandım.
Bugün evdeydim.Bu yüzden pamuklu kumaştan çiçek desenleri olan elbisemi giyinip, başıma da şalımı bağladıktan sonra aşağı indim.
Ama evde adeta matem havası vardı.
Mutfağa gittim.Yengem yoktu.Şimdiye çoktan çayı ocağa koymuş olurdu.
Salona yöneldi adımlarım.İnceden bir inleme gibi ses geliyordu.Salona girmek için adım attığımda, yengemi camın önündeki divanda oturmuş, sessiz sessiz ağlarken gördüm.
Hemen yanına varıp,
''Yengeee! Niye ağlıyorsun? Ne oldu?Amcam nerede? Onunla konuşmam gereken bir mesele vardı'' dedim.
Hala ağlıyordu.Ama sesimi duyunca, başını kaldırıp bana baktı.Gözleri kan çanağına dönmüş, perişan olmuştu.
Kim bilir kaç saattir ağlıyordu.
Hıçkırdıktan sonra,''Yavrum Hicran'ım....Başımıza neler geldi.Bir bilsen''dedi.
"Yenge ne oldu.Allah aşkına söyle!''dedim.
''Kızım, Asım kız kaçırmış.Hemde Beyzadelerin kızı, Berfin Beyzade'yi.Meğer İstanbul'da bunlar, aynı okuldalarmış.Sevgili olmuşlar.Okul bitipte dönecekken, kızın babası söz vermiş başkasına, buraya gelince sözü kesilecekmiş.Kız istemiyom desede, babası olacak demiş. Selma Beyzade asla hayır kelimesine razı olmamış.
Ama Berfin dinlememiş babasını.Asım'dan ayrılmamış.Asım'da onu bırakmamış.Bunlar gizliden nikah kıymışlar.Hem resmî hem dinî.
Nikah cüzdanını alınca, Selman Beyzade'nin karşısına çıkmışlar.
İstanbul'da kala kala buraların töresini unutmuşlar herhâl.Hiç bu yaptıklarının affı olur mu? Amcana haber geldiği gibi çıktı evden.Aşiret toplanacak.Karar verilecek.Hüküm belli kızım. Ya kan ya can.Ya ölüm ya berdel''dedi ve sessizce ağlayan yengem, birden daha şiddetli ağlamaya başladı.
Ben, yengemin onca anlattığı kelimelerden, sadece söylediği soyadı dikkatimi çekmişti.Beyzade demişti.Beyzadelerin kızı Berfin Beyzade.
Bu kız Miran'ın amcasının kızıydı.Asım, Miran'ın kuzeniyle mi gizlice nikah kıymıştı? Şimdi ne olacaktı?.Asım ve Berfin bu yaptığını canıyla mı ödeyecekti?.Yoksa berdel mi olacaktı?Ama Asım tek çocuktu. Benden ve kız kardeşimden başka, ailede evlenecek kız yoktu.
Bir an aydınlanmamla, kanım dondu.Ne ben ne kardeşimin, asla berdele kurban gitmesine izin vermezdim.
,,,,,,,,,,,,
Kafamdaki sorulardan ve düşüncelerden, amcamın kapıyı açıp içeri girmesiyle çıktım.Suratı baya asıktı.
Yengem hızla koşup,ayaklarına kapandı amcamın.
''Bey! Ne olur hayırlı bir haber ver! Asım'ım yaşayacak değil mi? Ağalar ne dedi? Aşiretten ne karar çıktı?''dedi.
Amcamın gözleri bana değdi.
Yengemi, ayaklarına sarılmış kollarından kurtarıp, bana doğru geldi.Tam karşımda durup;
''Asım yaşayacak! Berdel kararı çıktı.Berfin'e karşılık Hicran'ı gelin vereceğiz.Berfin'in abisi Civan Beyzade ile evlenecek''dedi.
Ben bütün gücümle bağardım.
''HAYIIIRRRRRR! KABUL ETMİYORUM! BUNCA SENE SUSTUM, BOYUN EĞDİM AMA YETER.BUNDAN SONRA DEDİĞİNİ YAPMAM AMCA! BU EVLİLİK OLMAYACAK''dedim.
Amcam elini kaldırmasıyla, indirmesi bir oldu.Yüzüme attığı tokatla yana eğildim.O sırada Zarife de olanları izliyormuş meğer....Yanıma koşarak geldi.''Ablaaaa'' diye bağırarak.
Ama amcam bana ulaşmasına izin vermedi.
Kolundan tuttuğu gibi fırlattı koltuğa.
Yengem çığlık attı.Ama onunda gücü yetmezdi amcama.Bunca sene zaten yediği dayaklardan, hasta olmuştu kadın.Bir köşede yere çömelmiş, sessizce ağlıyordu.
Hemen doğruldum ama amcam bana bir tokat daha indirdi.Bu sefer ki tokatı daha şiddetliydi, yere çakıldım.
Amcam üstüme doğru eğilip, işaret parmağını yüzüme salladı, tehdit edercesine;
'' Ya evlenirsin ya da seni öldürür, sonrada Zarife'yi veririm berdel diye.Velev ki öldürmedim, yaşadın.Engel de olamazsın bana.Daha 18'ini aydan doldurmadı.Hala vasisi benim.İmza'yı verip, başınada silahı dayadım mı? Bak bakalım nasıl evlenmeye mecbur kalıyor.Ama sen kendin, rızanla evlenmeye kalkarsan, ikinizde yaşarsınız.Hem belki, kardeşini okuturum'' dedi.
Yine, elimi kolumu bağlayan Zarife'ydi.Onu kurban veremezdim.Ben zaten başından beri kurbandım.Ama amcama da güvenmiyordum.Bu yüzdende şart koştum.
''Tamam, kabul.Söyle onlara Civan Beyzade ile evlenmeye razıyım.Ama şartım var.Zarife'de benimle gelecek ve vasiliği bana devredeceksin.Yoksa âhdim olsun! Oğlunu kendi ellerimle öldürürüm'' dedim.
O da ''Kabul! Sen yeter ki evet de! Zaten Civan Beyzade de berdeli, bir tek sen olursan kabul etti.Zarife küçük dedi.Ama senin evet demeyeceğini bildiğimden, yapacaklarımı bil, diye söyledim''dedi.
Amcam zalimdi.
Ama Civan merhametli insandı.
Tanıyordum onu.
Lisedeyken, Miran'ın kuzeni olduğu için, uzaktanda olsa merhabalığımız vardı.Aynı okulda okuduk.O da sonra Miran gibi, okul için gitmişti.Ama bağını burdan koparmamıştı.Miran'ın tersine, bütün tatillerinde buradaydı.Acaba Miran'ın, amcaoğlu ile evleneceğimden haberi var mıydı??