-HÜKÜM-

1111 Words
CİVAN Ben Civan Beyzade.23 yaşındayım.Urfa'da yaşayan Beyzade aşiretinden, Selman Beyzade'nin büyük oğluyum.İktisat ve İşletme mezunuyum.Doğduğum topraklara,her tatilimde geldim,okurken. Aileme ve bu topraklara vefalıydım.Mezun oluncada hemen temelli döndüm.Aile şirketimiz vardı.Döndüğümde zaten işim hazırdı.Şirketin başına geçecektim.Büyük amcamın kızları erken yaşta evlenip gittiğinden, şirketi yönetmek, kuzenim Miran ve bana kalmıştı. O da ziraat mühendisliği okumuştu.Sahip olduğumuz topraklar için, iş bölümü yapmıştık bir nevi. O topraklardan alınan numuneleri, tahlil ederken, üretim kısmında.Bende yönetim kısmında olcaktım. Zaten çok iyi geçinen kuzenlerdik, hemde akrandık.Kardeşten öte gibiydik. Ta ki o güne kadar...... İş hayatında,kendi alanımızı paylaşmıştık. Ama sevda da paylaşılır mıydı? Hicran!!! Gönül yaram... Onu ilk lisede gördüm.Görür görmezde sevdalandım.Okulumuzda kılık kıyafet yasağı kalkınca, tesettürlü olan kızlarda,özgürce okuyabildi. Bunlardan biri de Hicran'dı. Okul formasının renginden lacivert örtüsü ile o ela gözleri,uzun kirpikleri, küçük ama bir o kadar da şeftali rengi dudakları o kadar ahenk içindeydi ki. Sanki Allah özene bezene yaratmış dersin ya,,, hah Hicran'da öyleydi. Benim gözümden.... Ama bu güzelliği, benden önce farkeden Miran, ben Hicran'a açılamadan,ilk adımı attı. Ve kazandı. Tabi hemen sevgili olmadılar. Ama ilişkileri, bir zaman sonra ciddileşti. Öyle ki, son senede evlilik planları kuruyorlardı. Geçen 4 sene boyunca, Hicran adeta bir kamp hocası gibi, Miran'a ders çalıştırdı. Bana bile, bazı sorularda yardımcı olurdu. Zeki kızdı. Ama ailesi geri kafalıydı.Liseyi okusun yeter gözüyle bakıyorlardı. Hicran'da yöntemi, Miran'ı sınava çalıştırarak, kazanmasını sağlamakta buldu. Bu şekilde eğer Miran, istediği bölümü kazanırsa, Hicran'a görücü gönderip isteyecek ve nişanlanacaklardı.Belkide evlenecek ve burdan gideceklerdi.Gittikleri yerde Hicran'da çalışıp çabalayıp, sınava girecekti.Hicran hem sevdiğine hemde hayallerine kavuşacaktı belkide. Ama beklemediği şey, Miran istediği bölümü kazansada, sözünde durmadı.Hicran'ı terketti. Ben kuzenimin bunu yapacağını bilmediğimden ve sınavı kazandığım gibi burdan gittiğimden, bunları sonra öğrenmiştim.Ama iş işten çoktan geçmişti. Orda olsaydım, o Miran'ın ağzını burnunu kırardım.Sevdiğini yarı yolda bırakmak adamlığa sığarmıydı? Olayları daha sonra kardeşim Berat'tan öğrenmiştim.Hicran'ın kardeşi Zarife ile aynı sınıftalardı. Ayrıldıklarını Berat liseye başladığında, yani olaydan 2 sene sonra öğrendim.Ve duyduğum gibi, kapısına gittim.Hicran'a, bütün acılarını almaya geldim demek istedim.Benimle evlen, ben seni çok severim demek istedim.Ama demezmiydi bana,'kuzenin yaktı,sende daha mı harlayacaksın içimdeki yangını?' diye. Yapamadım..... Çalamadım o gün kapısını.. Gerisin geriye döndüm. Okuluma konsantre oldum.Ve böyle böyle zaman geçti. Evime, memleketime dönüp, işlerin başına geçtim. Liseden çıktığım gibi, sınavı kazandığımdan ve alttan ders bırakmayıp çok çalıştığımdan, 4 senede bitirip geldim okulumu. 22 yaşımda şirketin başına geçtim.Bir senedirde, yaşım genç olsada, babamın desteğiyle yönetiyordum.Tabi büyük amcam yani İbrahim Beyzade'de yardımcı oluyordu.Şirketin yönetim kurulu başkanı ve aşiretin lideri en büyük amcam, İbrahim Beyzade idi. Beni çok sever ve yerine varis olarak beni göstermişti.Namık amcam bu işe biraz bozulmuştu.Ama İbrahim amcama, bir şey diyememişti.Bir de, Miran okulu 1 sene daha uzatınca, sessiz kalmak zorunda kalmıştı. Ben bölümümü birincilikle bitirmiştim. Hocalarım referans olsalarda, İstanbul'daki şirketlere beni göstersede. Ben aile şirketini tercih etmiştim. ................ Her şey düzene girmişti iş dünyasında. Ama ailemizde yer yerinden oynamıştı. Kız kardeşim Berfin, 21 yaşında ve İstanbul'da üniversite okurken, Hicran'ın kuzeni Asım Sorgun'a sevdalanmış. Berfin 3.sınıfta..Asım ise, 1 sene alttan dersleri kalmış. Hocası, Berfin'e yönlendirmiş Asım'ı.Derslerine katkı olsun diye.Çünkü alt sınıfta olmasına rağmen, Asım'dan daha zeki olduğundan, yıldız öğrenciymiş.Neyse,velhasıl bu şekilde tanışmışlar ve zamanla birbirlerine sevdalanmışlar.Berfin, anneme durumu telefonda anlatmış. Ama babam duyunca, küplere binmiş.Babam biraz gelenekçidir.Bu tarz ilişkileri tasvip etmez.Bu yüzden de karşı çıkmış ilişkilerine. Ama Berfin dinlememiş ve Asım ile hem resmi hem dini evlenmişler.Gıya Urfa'ya gelip, babamın karşısına nikah cüzdanıyla çıkınca, razı olur sanmışlar. Ama buraların kanunu bellidir. Töre ne derse o olur.Ne kadar okuyup, meslek sahibi olsakta.Burdaki yaşantıyı ve kuralları, bir çırpıda silemezsin. Bu yüzden aşiret toplandı.Babam, abisine durumu bildirdi.Karşı taraftanda, Asım'ın babası, Faruk Sorgun gelince toplantı başladı. İbrahim amcam ve aşiretin önde gelenleri, 'kan dökülmesin,berdel olsun' dediler. Babam da '' Faruk ağa'nın kızı yoktur.Berdel kiminle olacak'' deyince,,,, Faruk Sorgun ''Yiğenlerim var.Hicran ve Zarife Sorgun.Kızım sayılırlar.Ben büyüttüm ikisini de, aileleri öldükten sonra ben baktım'' dedi. Utanmadan ben büyüttüm diyordu. Burda olmasamda, her şeyden haberim vardı.Elim ayağım üstündeydi Hicran'ın ama uzatamıyordum kolumu.Çünkü adama sorarlardı.Ne sıfatla diye??.... Kızı okutmadığı yetmezmiş gibi, köle gibi çalıştırmıştı.Üstelik, onlara ailelerinden kalanları da üstüne geçirmişti. Hicran binbir çabayla, kardeşi Zarife'yi okuttu.Bildiğim kadarıyla Berat ile aynı sınıfta olduklarından, liseyi yeni bitirmişlerdi daha.. O kız daha 18 yeni olmuştu. Küçüktü.Amcası utanmadan, kendi oğlunun canı için, berdel diye önümüze atıyordu.Ama Allah'tan İbrahim amcam, küçük yaştaki kızların berdel olmasına izin vermezdi. Eğer kendi yiğeni olmasaydı töreyi çiğneyen, eminim berdel de olmasın diye elinden geleni yapardı. Ama yarın bir gün, aşiretten birinin başına, buna benzer bir şey gelse, ortalık karışmasın diye hükmü uygulamak zorunda kalırdı.Çünkü insanlar derlerdi. Kendinize gelince, hükmü yok sayıyorsunuz diye...Başka birinin başına gelmiş olsaydı, toprakla çözmeye çabalasa ama karşı taraf razı olmasa mecbur berdel olurdu.Şimdide berdeli kabul ettirse kendi kardeşine, bu seferde millet bir zaman sonra, toprağı olmayanın canı yok mu? diye isyan çıkarırdı.Ağalık işi çok zordu. Amcam en azından, berdele karar verirken, evlenecek gençlerin rızasını aldırıyordu. Düşüncelerimden amcamın hüküm yayan sesiyle kendime geldim. ''Zarife olmaz.Daha 18'ine yeni basmıştır bilirim.Ama Hicran büyüktür.Civan'a yaşı yakın olanda, uygun olanda odur.Eğer berdele razı ise, bu olay böyle tatlılığa bağlansın''dedi. Şaşkınlıkla amcama baktım.Bana sormadan, hakkımda hüküm vermişti. Ama yüzüne baktığımda, gözlerinden ne demek istediğini anladım.Sırrımı biliyordu.Babamdan daha çok yakındı bana ve hep destekçimdi.Ondan gizlim saklım olmadığı gibi, sevdamı da anlatmıştım.Yani Hicran'dan haberi vardı.Bu yüzden bana sormamıştı. Ama ne demem gerektiğini, gözleriyle anlatmıştı. Son lafı ben söyledim. ''Eğer Hicran Sorgun kabul ederse, berdel olur.Ama ondan başkası kabulüm değildir''dedim. Faruk Sorgun hızla söze atıldı.''Kabul'' dedi.Ardından aşiret büyükleri, yavaş yavaş ayaklandı ama amcam son sözünü söyledi Faruk Sorgun'a. ''Faruk ağa, eğer Hicran da tamam derse, haber edesin.Yarın Civan ile Hicran'ın dini nikahı kıyılsın hemde sözü kesilsin'' dedi. Faruk Sorgun başını sallayıp, odadan çıktı. Misafirleri yolcu ettikten sonra, başbaşa kaldık.Babam amcama, ''Ağabey, berdel hükmü verdin. İyi de ettin.Ben Hicran kızımı severim.Oğlumu evlendirmeye kalksam, onun gibi bir kızla evlendirirdim.Ancak bu Faruk iti ile dünür olmak, kanıma dokunuyor'' dedi. İbrahim amcam:''Napacaksın Selman?? Kızın gitmiş, sana sormadan hem dini hem resmi nikah kıyıp gelmiş.Bir de utanmadan karşına dikilmiş. Eğer buralara gelmeyip, bana haber uçursaydı.Onlara destek olur.Duyulmadan üstünü kapatırdık bu olayın.Ama sen de rahat durmadın.Şimdi konuşup durma, kanıma dokunuyor diye. Hem fena mı, oğlun sevdasına kavuşacak bu yolla'' dedi.Babam amcamın dedikleriyle şok oldu.Bana baktı ama başımı eğdim, utandığımdan... Daha sonra amcam ile babam iş konuşmaya başladı.Diğer amcam tarlaların başındaydı.Toplantıya katılmamıştı.Zaten aile meselelerinden çok, iş konularıyla meşguldü. Onsuzda işimizi halledebiliyorduk.Olmasada olurdu.Ama atılmıyordu işte, yinede akraba. ,,,,,,,,,,,,,,,, Bir kaç saat sonra, Faruk Sorgun'dan haber geldi.Hicran berdeli kabul etmiş.Ama bir şartı varmış.Kız kardeşinin okuması.Hiç bir zaman kendi için bir şey istemedi zaten, hep başkaları için çabaladı. Ama bundan sonra bu döngü değişecekti.Artık arkasında ben vardım. İbrahim amcamda haber gönderdi... Hicran'a, Zarife'nin de artık onun bir kızı olduğunu ve bizzat kendisinin arkasında olduğunu. Okutmak için tüm desteği vereceğini söyledi.Böylelikle berdel kesinleşti. Yarın hem söz kesilicek, hemde dini nikahımız olacaktı. Bakalım Hicran ile çıktığımız bu yolda bizi neler bekliyordu. Acaba Miran'ı unutmuşmuydu!!..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD