12

2229 Words
"Hazır anamdan kilometrelerce uzaktayım, salın beni. Ayık gezmek istemiyorum."dedi Batu ve ayağa kalktı. Ardından barın olduğu yere doğru geçti. Kendine içki alacaktı belliki. "Seni çekip Sultan ablaya atıyımda gör sen..."diye tehdit etti onu Emre. Ah o Sultan abla... Oğlunun yediği haltları bilse gerçekten öldürürdü onu. Kadın tam bir Karadeniz kadınıydı.Batu kulağını deldirdi diye kalpten gidiyordu bir ara... "Bizim annelerimiz de burda değil Batu Bey! Kendinize müslüman olmayın."diye çıkıştı Kübra dalgayla karışık. O sırada bacağımda gezinen elle dikkatimi bir elini belime sarmış olan sevgilime çevirdim. Bakışları yüzümde geziyordu. Hâlâ bir sevgilim olduğuna inanamıyordum. Yıllar üstüne bir erkekle bu şekilde olmak... Üstelik bu kadar yakışıklı bir erkekle, Kesinlikle muhteşem bir şeydi. "Margarita sever misin?"diye sordu Baran. Margarita mı? Tamam açıkçası onun hangisi olduğunu hatırlamıyordum bile. "Ben çok severim, enişte."Melek'in sesiyle ona doğru döndük. Masada tam karşımızda oturmuş bize bakıyordu. Baran'a çevirdim bakışlarımı. "Sen yaparsan içerim."diye fısıldadım. Baran bakışlarını bana çevirip gülümsedi. Ardından Emre'den izin isteyerek kalktı ve Batu'nun yanına geçti. Bakışlarımı Cansu'ya çevirdim. Onu da çağırmıştım bu tatile. Yalnız kalmasını pek istemiyordum. Rüzgar intihara kalkıştığını söylemişti. Kızın psikolojisi düzelmiyordu. Burda kafasını dağıtmasına yardımcı olurduk. "Ojesiz tırnak görünce boyayasım geliyor. Valla bak. Tik bu."dedi Hülya ve Cansu'nun ellerini tutup kendine doğru çekti. Gerçekten dayanamıyordu ojesiz tırnağa. "Yok ben sevmiyorum."diye mırıldandı Cansu. Pek çekingendi. Ki zaten yaşadığı şeyden sonra baya suskun olduğunu söylemişti Rüzgar. "Yemiyorsun içmiyorsun..."dedi Hülya suratını ekşiterek. "Sevmene gerek yok." Gülümsedim. Deliydi bizim kız biraz. "Peki madem..."diyerek kabullendi Cansu. Açıkçası bu kabullenme uğraşmak istemediğinden gibiydi. "Harika, ojelerimi alıp geliyorum."diyerek ayağa fırladı Hülya ve alt kata doğru ilerledi. "Geçmiş olsun Cansu, en az 50 oje getiricek..."dedi Emre ve kahkaha attı. "Abartma..."diye söylendi Rüzgar ve önündeki şaraptan bir yudum aldı. "Ne abartması be..."dedi Emre çatık kaşlarla Rüzgar'a bakarak. "2 saatte renk seçerler şimdi bak gör."diye ekledi ve bakışlarını Cansu'ya çevirdi. "Sen şimdi oje sürmeyi gerçekten sevmiyor musun?"diye sordu. Cansu'ya baktım. Çok çekingen bir şekilde duruyordu koltuğun köşesinde. Bir yanında Rüzgar bir yanında da oje almaya giden Hülya oturuyordu. "Artık sevmiyorum. Açıkçası artık hiçbir şeyi sevmiyorum."Cansu'nun dedikleri ortamda derin bir sessizlik oluşturdu. Sadece Baran ve Batu'nun çıkardıkları sesler vardı. Cansu bakışlarını masaya sabitlediğinde bakışlarımı ondan çektim. Şu an çok sinir bozucu bir ortam oluşmuştu. Özellikle Cansu için. Bu sessizlik onaydı. Ve o bunu farkında olduğunda daha kötü hissetmeye başlamış olmalıydı. "Cansu..."diye seslendim. Cansu bakışlarını bana çevirdiğinde onunla birlikte diğerleride bana bakmıştı. "Şimdi ben bu Kerim'in babasıyla karşı karşıya gelince, size onun kim olduğunu söyleyince her şey biticek mi?"diye sordum. Ortamdaki sessizliği bambaşka bir konuyla dağıtmak en güzeli olmalıydı. Üstelik Cansu da bu konuyla ilgili sohbete dahil olmak zorundaydı. "Pek sanmam. Zaten asıl babasıyla tanıştığında görev başlıcak..." "Nasıl yani?"diye sordum kaşlarımı çatarak. O sırada Hülya elinde büyük bir çantayla gelip yerine oturdu. "Şu anda zaten görevin sonuna gelmiş bir durum da değil miyiz?"diye sordu Melek. Bizim bildiğimiz şey babasını bulacağımdı. "Hayır Rüya."dedi Rüzgar. Bakışlarımı ona çevirdim."Babasının bizden aldığı bilgileri istiyoruz. O bilgilerin nerede olduğunu öğrenmek, asıl zor olan bu." Bilgileri almamı mı istiyorlar? Bunu nasıl yapacaktım? "Bu bilgiler dediğiniz şey ne?"diye sordu Batu ve elindeki viski bardağıyla yanıma oturdu. Bu kadar önemli olan şey gerçekten neydi? Ben adamın kim olduğunu buluyim ve öldürsünler. Bu kadar basitti bence. "Bu bilgiyi bilmiyoruz. Sadece Yalçın Abi biliyor."dedi Cansu. Sadece Yalçın amcanın bildiği şeyle niye bu kadar uğraşıyorlardı? "Bu çok saçma ama. Biliyorsunuz değil mi?"diye sordu Kübra. "Peşinde olduğunuz şeyden haberiniz yok."dediğinde Rüzgar derin bir nefes aldı. Aldığı bu nefesle Bakışlarımız ona çevrildi. Bir şey diyecek gibiydi. Sanırım o biliyordu. Bakışlarını masaya sabitlemişti. "Söylememen daha iyi Rüzgar..."dedi Baran. Bakışlarım kısa süreliğine Baran'a gittikten hemen sonra tekrar Rüzgar'a çevrildi. "O flaş, canlı bir polis telsizi."dediğinde çatık kaşlarım düzeldi. "Ülkenin herhangi bir yerinde olan bir suç anında o flasta ki sisteme düşüyor. Bizde üzerimize düşen görevi yapıyoruz-" "Ne yani bu mu gizli?"diye sordum kaşlarımı çatarak. "Hayır,"dedi Rüzgar."Ama bunu bilmeni istemiyoruz."dediğinde kaşlarım tekrar çatıldı. Neyi bilmemi istemiyordu. "Bence Baran sana bunu tek başınıza kaldığınızda söylesin-" "Bence bu konu kapansın-" "Hayır."diye lafını kestim Baran'ın. Ve bakışlarımı Baran'ın gözlerine sabitledim. Baran gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Hayır konunun başını diyorsanız sonunu da diyin. Çocuk mu vardı karşılarında. Ne halt dönüyordu burda? "Rüya-" "Baran."diye lafını kestim tekrar Baran'ın. "Benden sakladığınız şeyi öğrenmek istiyorum."sesim sinirli çıkıyordu artık. Her şeyi bildiğimi düşünürken şuan tekrar benden bir şey saklanıyor olması aşırı rahatsız ediciydi. "Yani kız size güvenip bir işe girdi. Tüm çıplaklığıyla her şeyi anlatmış olmanız gerekiyor."dedi Hülya. Gerçekten aşırı sinirim bozulmaya başlamıştı. Ben bu konuyu buralara gelsin diye başlatmamıştım. Benden sakladıkları, benim bilmemem gereken şey gerçekten neydi? "Peki tamam. Ben söyleyeceğim."dediğinde bakışlarım Rüzgar'a çevrildi. Bütün keyfimin içine edilmişti resmen. Şu an herkesin odak noktası Rüzgar'dı. "O flaşın içinde annenin tecavüz görüntüleri var Rüya...." "Ne?" "Ne?" "Nasıl yani?" "Ne?" Ağzım açık bir şekilde öylece Rüzgar'a bakıyordum. Annemin tecavüze uğradığını mı söylemişti o? Ve o flaşta da bu görüntünün var olduğunu? Bu bir şaka mıydı? Annem tecavüze mi uğramıştı? Bunu bir de kayıt altına alıp saklamışlar mıydı? Üstelik o kayıtları geri almak için uğraşıyorlardı. O kayıtı Kerim'in babası olucak adam niye istemişti? El koymuştu? Yoksa onun tek derdi şu suç ağıydı ve annemin görüntüleri arada mı kaynamıştı? Gerçekten inanamıyordum, annem nasıl tecavüze uğramış olabilirdi ki? Bundan nasıl haberim olmamıştı... Benim Annem o kadar hayat doluydu ki... O... Ah bu gerçek olamaz! "Nasıl oldu bu? Kim tecavüz etti?"diye sordu Batu. Bakışlarımı masaya çevirdim. Annem tecavüze uğramıştı. "Kerim'in babası..."Rüzgar'ın ağzından çıkan cümleyle kaşlarımı çatarak masaya bakmaya devam ettim. Bu sırada Batu elini kolumda yavaş yavaş gezdirmeye başlamıştı. Kerim itinin babasımı anneme tecavüz etmişti? Bunlar baba oğul bizden ne istiyorlardı! "Bu nasıl olabilir?"diye sordu Hülya. "Bu niye kayıt altına alınan bir durum acaba?"diye sordu Emre de. "Bunun kaydı neden ortadan kaldırılmak yerine saklandı? Ve şimdi tekrar o itin eline geri gitti. Ayrıca bu hayvan niye o videoyu istiyor?" Emre sormak istediğim ama soramadığım bütün soruları sormuştu.ve ben onların cevabını bekliyordum. Masaya boş boş bakmış sadece dinliyordum. Annemin suratı istemsizce gözümün önüne geliyordu. O güzel yüzü... kime ne yapmıştı ki benim annem. "Kerim'in babası..."dedi Baran. Sanırım gerisini o anlatacaktı. "İğrenç bir yaratıktı. Onun hedefi her yaşta bir kızla ilişkiye girmekti..." "Her yaş ne demek?"diye sordu Kübra "1 yaşındaki bebekden tutun. 90 yaşındaki birine kadar. Her yaş grubundan bir kız bulup tecavüz ederdi."dedi Rüzgar da. Suratımı buruşturdum. Deli miydi bunlar? Dediklerini duyuyorlar mıydı? 1 yaşında ki bebek de neydi? Ona tecavüz etmek ne demekti? "Şaka yapıyorsun herhalde. 1 yaşında ki bebeğe tecavüz mü etti. Hatta 2 ve 3..." diye sordu Melek sesindeki şaşkınlık çok açık ve netti. "Her yaş."dedi Baran ve yutkundu. Yutkunmasının sesi buraya kadar gelmişti. "Annende bunlardan biri olmuştu."dediğinde gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. "Ve koskoca mafya bu adama hiçbir şey yapmadı."dedi Batu sitem edercesine. O kadar haklıydı ki... götümün mafyası. Bir boka yaradıkları yok. "Kim olduğunu bilmiyoruz çünkü..." "Video var dedin." "Maske takıyor."dedi Rüzgar. Maske mi? Bu nasıl bir ruh haliydi. Film mi çekiyordu böyle... "Videoları çekerken, hatta tecavüz ederken diyim. Maske kullanıyor. Her tecavüzünü kayıt altına alıp bunları kopyalayarak satıyor. Ve kendi de izleyip tatmin oluyordur."Satıyor mu? Satıyor ne demekti? Annemin o halini parayla satıyor muydu birde? Bundan tatmin oluyorlardı öyle mi? Bu nasıl bir iğrençlikti? "Adamı tanımadan hakkında bu kadar şey bilmeniz aşırı tuhaf."dedi Melek. Çok haklıydı. "Adam suratında maskeyle herkesle iletişime geçiyor çünkü. Karşılıklı konuştu Yalçın amcayla. Sinir bozucu iğrenç videolar yolluyor kendinden ve yaptığı boklardan bahsederek."dedi Rüzgar cevap olarak ve devam etti. "Annenin videosunun orijinalini baban aldı. Daha çoğaltılmadan. O ite dünyaları verdi. İstediği şey o videoyu yok etmekti. Ama olmadı. Video bir merkeze bağlıydı. O adamın bize sattığı flaşın içinden videoyu silemiyorduk. Silsek de geri geliyordu. Sonra bir arkadaşımız videoya kilit koydu. Nasıl yaptıysa videoya koyulan kilit merkezdeki videoya da kondu. Annenin o videosunu kimse açamadı. O hayvan kendi koleksiyonundaki o videoya hiçbir zaman giremedi."dediğinde bakışlarını Rüzgara çevirdim. Kim bilir o anlarda neler yaşadı annem ve babam. "Buna oldukça sinirlendi tabii o it. Videoyu geri istedi. Uzun bir süre o videoyu aradı. Nasıl olduğunu bilmiyoruz ama en sonunda buldu. "Dedi Rüzgar. "Video sizin evdeydi Rüya. Ama aslında hep bizim evde olurdu. Sizin geldiğiniz büyük evde. Nasıl olduğunu anlamadık. O gün baban kasadan o flaşı alıp eve götürdü. Bu olmaması gereken bir durumdu. Akşamına da ev onlarla birlikte yandı." "Bu tesadüf değildi Rüya. Babanı tehdit etmiş olmaları gerekiyor. Öyle tehdit etmişlerki baban o videoyu onlara vermek için alıp eve getirdi." Bakışlarım Baran'a kaydı. "Biz sadece onların katilini aramıyoruz. Onlarca kadının, bebeğin, çocuğun tecavüzcüsünü arıyoruz. Ve o it bunu sürekli tekrarlıyor. Onu ve belki yüzlerce videoyu tamamen ortadan kaldırmamız gerekiyor. Aynı zamanda bu videoların yayılmasına yardımcı olan herkesi." Dolan gözlerimle oturduğum yerden kalktım. Yanımda oturanların çekilmesiyle masadan uzaklaştım. Şu an aşırı bir duygu patlaması yaşamak üzereydim. Kendimi çok bile sıkmıştım. "Rüya..." "Yalnız kalmak istiyorum Batu."diyip merdivenlere ilerledim. Gözlerim Bulanık görürken zar zor alt kata indim. Bir alt kata daha inmem gerekiyordu odama gitmem için. Yavaş adımlarla diğer merdivene ilerledim. Yavaş yavaş merdiveni indikten sonra koridora doğru döndüm. Ardından odama ilerledim. Açık olan kapıdan girip kapıyı kapattım. Gözümden yaşlar akmaya başladığında sinirli bir şekilde çığlık attım. Ağlama artık gerizekalı! Ağlama! Yeter! Gidip yatağa oturdum ve kendimi geriye doğru bıraktım. Bakışlarım krem rengi tavana kayarken derin derin nefes alıp gelen göz yaşlarımı geri yolladım. Ağlamak yoktu. Gerçekten ağlamak yoktu. O Kerim hayvanını da şerefsiz babasını da ortadan kaldırana kadar ağlamak yok Rüya. "Özür dilerim..."Baran'ın sesiyle yatakta doğrulup oturur pozisyona geri geldim. Kapıyı aralamış ordan bana bakıyordu. Boş boş bakıyordum ona şu anda. Kendimi sıkmakla meşguldüm. "Bunu senden sakladığım için özür dilerim güzelim..."diye mırıldandı ve içeri girip kapıyı kapattı. "Ama bunu öğrenmemeni istiyordu; annen ve baban. Senin üzülmeni istemiyorum..."derken yanıma doğru ilerlemeye başladı. Bende alt dudağımı dişlerimin arasına alıp bakışlarımı ondan kaçırdım. Ağlamak geliyordu içimden. Deli gibi ağlamak. Baran gelip yatakta yanıma oturduğun da derin bir nefes aldı ardından bir elini belime bir elini başıma koyarak beni kendine yasladı. Başımı göğsüne yaslamış olması işimi çok zorlaştırdı. Birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Baran beni daha sıkı sararken başımın üzerine öpücükler kondurdu. Anlamıyordum, nasıl bu denli yalan bir dünyada yaşıyordum. Ve hiçbir şeyi farkında değildim. Ben annemde hiç tuhaf bir şey sezmedim. Hiç onu ağlarken görmedim, hiç üzgün görmüyordum. Benim annem hep kahkaha atardı. Gülümserdi. Gülümsetirdi. Hep pozitifti. Bu kadar hayat dolu bir insana nasıl kıymışlardı? Benim annem kime ne yapmıştı? Gerçi bir çok kötü insanı ortadan kaldırmıştı... Ama boş yere birine zarar vermemiştir. O öyle biri değildi... "Seni çok seviyorum, bu kadar üzgün görmek istemiyorum..." Baran'ın kurduğu cümle içimde bir mutluluk kıvılcımı yakmıştı. Göz yaşlarım dururken hafifçe doğrulup başımı Baran'ın göğsünden kaldırdım ve ona baktım. Onun bakışları da bendeydi. "Ben... Ben böyle duyguları ilk defa hissediyorum Baran..."diye mırıldandım. O sırada gözümden bir damla yaş aktı. Akan yaşı Baran baş parmağıyla hemen sildi. "Gerçekten biz ailecek üzülmek ne bilmezdik, bu durum nasıl bu hale geldi anlamıyorum." "Biliyorum güzelim, şu iş bitsin. Öyle olmaya devam edecek. Güven bana. Sadece sen ve ben..."dediğinde dudaklarını anlıma bastırdı. Ben gülümserken o geri çekildi ve tekrar bana baktı. "Yaşadığın, öğrendiğin şeyler çok ağır. Biliyorum. Yapman gereken tek şey düşünmemek. Şu an bunları düşünme. Zaten o itin yanına gidince aklını bunlar kurcalayacak. En azından burda eğlenelim. Bu kadar insan, sen mutsuz olduğun sürece gülmez. Bunu sende biliyorsun. Gel bu iki günü güzel geçirelim." Haklıydı. Ben üzgün olduğumda bizimkiler eğlenmezdi. Benimle oturup ağlarlardı bile. Hele Batu içsin, benden çok ağlardı. "Hem bikinilerinin içinde seni üzgün değil seksi görmek istiyorum."dedi Baran ve yüzünde bir gülümseme oluşturdu. Onun gülümsemesiyle birlikte bende gülümsedim. "Bu anlaştık demek sanırım..." "Anlaştık aşkım."dedim gözlerine bakıp gülümserken. Ama istemsizce gözümden tekrar yaşlar akmaya başladı. Baran dudaklarıma masum bir öpücük kondurdu ve ayağa kalkıp beni de kaldırdı. "Umarım çok saçma mayolarla gelmemişsindir."dediğinde Baran gülümseyerek göz yaşlarımı sildim. Ardından yanından ayrıldım ve bavuldaki mayolara bakındım. Baran'ın altında gözleriyle aynı renkte bir mayosu vardı. Hülya'dan sırf Baran'ın göz rengiyle uyumlu diye aldığım mayoyu elime aldım bende. Baran'a doğru baktığım da onunda kendi bavulunda birşeyler aradığını gördüm. Gerçi bavul derken lafın gelişi demiştim. Silindir şeklinde bir çantası vardı onun. 2 günlük eşya nasıl sığmıştı o çantaya anlamıyordum. Odadaki banyoya girip kapıyı kapattım. Ardından aynadaki yansımama baktım. Ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuş biri vardı karşımda. Sanırım bu bendim. Herkes anneme benzediğimi söylerdi bende hep ona benzemek istemiştim. Ben ona hayrandım. Hâlâ hayranım. Yaşadıklarını öğrendikten sonra daha da hayran olmuştum. O çok güçlü bir kadındı. Ona yapılan bu iğrenç hareketten sonra bile çok güçlü bir şekilde hayata devam etmişti. Canı çok yanmış mıydı acaba? Cansu'ya olduğu gibi onu da dövmüş olabilirler miydi? Ben Cansu'ya o kadar üzülürken aynı olay burnumun dibinde de olmuştu. Canım annem... Ve babam. İkisinin de yerle bir olmuş duyguları, psikolojileri... Ve her şeye rağmen benle mutlu bir yaşam sürmeleri. Ailem diye demiyorum ama gerçekten çok güçlülerdi. En başından beri... Acaba Annem tecavüze uğrarken kendini çok çaresiz hissetmiştir. Çırpınıp durmuştur... Banyo kapısının aralanmasıyla gözümden akan yaşları hızla sildim. Ama hemen arkasından yenileri geliyordu. Biraz kenara kaydığımda içeriye Baran girdi. Bakışları yüzümü bulduğunda elini yanağıma götürüp göz yaşlarımı sildi. "Pardon da benden ayrı giyinebileceğini nasıl düşündün? Beni bu görüntüden mahrum bırakabileceğini mi sandın?"diye sordu kaşlarını kaldırıp gülümserken. Oysa ben bambaşka şeyler der diye beklemiştim. Niye ağladın? Ne oldu? Ne düşünüyorsun? Falan filan. Ama o bambaşka bir şeyle gelmişti bana. Sanırım bu o sorulardan çok daha iyiydi. Gülümseyerek ellerimi boynuna sarıp ona sıkıca sarıldım. "İyiki varsın Baran, başıma gelen bu olayların bana getirdiği en güzel şeysin..."dediğimde cümlenin sonunda sesim titremişti. Ağlamamak için dudaklarımı birbirine bastırdım. O sırada Baran ellerini belime koyup beni kendinden uzaklaştırdı. Bakışlarım gözlerine kayarken o da kaşlarını çatmış gözlerime bakıyordu. "Bana bak, duygu sömürüsü yapman şu an burda sevişmemizi engelleyemez..."dediğinde kahkaha attım. Bu sırada Baran da gülümseyerek dudaklarıma uzandı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD