Seyfi’nin yüzüne şaşkınca baktım. Yüzünde alaycı ve manipülatif bir ifade vardı. “Beni?” dedim şüpheyle. “Tabii,” dedi. “Baş tasarımcısı olarak önden görüşmek istediği şeyler varmış. Öyle dedi.” “Geliyooğrumm,” dedim Fırat’tan öğrendiğim şeyi uygulamaya çalışarak. Eşyalarımı toplarken “Ne güzel konuşuyorsun sen öyle,” dedi gülerek. Birlikte tasarım ofisinden çıkarken göz ucuyla Selma’ya baktığımda tırnağını kemirdiğini fark ettim. Gerçekten her halinden içten pazarlıklı biri olduğu anlaşılıyordu. Ofisin cam duvarının önünde ilerlerken bu kez telefonu eline alıp kulağına götürdüğünü gördüm. Koridorda ilerlerken “Sen neden garip davrandı?” diye sordum. “Ben mi? Yoo...” dedi sırıtarak. “Fırat Abim ne dediyse onu söyledim.” “Abi?” “Tabii... Patron benim abim.” “O zaman sen de patron?”

