Hafif bi sendelemeden sonra Serhat'ın sırtındaki eli ile kendime geldim. Oydu. Babası Enver Alemdağlı, kanlı canlı karşımda duruyor. Hala infazının devam ediyor olması gerekiyordu, nasıl çıkmıştı? Şokun etkisiyle omzuma koyduğu ellerine baktım. Duruşma salonunda zikrettiği, "Savcı Hanım da çok iyi bilir ki, bu ülkenin aydınlık gençlerinin okumak için desteğe ihtiyacı var!" cümlesi kafamın içinde yankılanıyordu. 3 yıl önceki ses tonuyla, "Allah hayırlı uğurlu etsin, Savcı gelinim..." dedi sevecen bir gülümsemesi vardı. Ben onu tanımıştım ya o beni? Konuşmaya mecalim olmasa da dudaklarımdan dökülüvermişti. "Enver Bey? Beni tanımadınız mı?" dedim ağzım açık kalmıştı. Bu kadarını kaldıramıyordum. Hafif bir kıkırdaması, aynı Serhat'ın muzipçe güldüğü anlarda çıkardığı sese benziyordu. "Tanım

