bc

KADER BİZİ SEÇTİ

book_age16+
308
FOLLOW
1.8K
READ
billionaire
dark
HE
badboy
mafia
single mother
heir/heiress
sweet
bxg
kicking
city
mythology
office/work place
pack
another world
love at the first sight
seductive
like
intro-logo
Blurb

Gözlerimi açtığımda karanlık bir ormanın ortasında tek başımaydım. Altımdaki mini etek parçalara ayrılırmış, sütyenimden taşan göğüslerimi kapatan gömleğimin düğmeleri etrafa saçılmıştı. Dehşet içinde doğrulmaya çalıştığımda topuğumun birinin kırıldığını fark ettim. İnce topuklu ayakkabım kanlar içindeki bedenimi taşıyacak vaziyette değildi. Nefes almakta o kadar güçlük çekiyordum ki zaman sanki bir anlığına durmuştu..

O esnada ensemde sıcacık bir nefes hissettim. Beni yavaşça kucakladı. Kaslı kollarının arasında küçüldükçe küçüldüm. "Sessiz ol..." diye fısıldadı yavaşça. Yüzü bu zamana kadar gördüğüm en keskin en sert hatlara sahipti. Kollarımı boynuma doladım ve beni sarmasına izin verdim. Boynundaki ince zincir adımladıkça tenime değiyor bir ıslaklık bırakıyordu. Sen kimsin bile diyemeden dudaklarımdan o cümle döküldü "Lütfen, beni bırakma..." Bizim hikayemiz böyle başlarken hayatımın tümüyle değişeceğini bilmiyordum. Hiçliğin ortasında ıslak ve sıcak bir beden beni taşıyordu. Bir elinde avucuna tam oturan bir silahla beni karanlığa doğru sürüklüyordu.

İçerisinde bulunduğum vaziyeti anlayacak bir halde değildim. Önümüzde farlarıyla bizi aydınlatan dört arazi aracının içinden takım elbiseli adamlar onu görürüz görmez koşarak yanımıza geldi. Yüzlerinden korkunun binbir hali okunuyordu. İçlerinden en uzun boylu olan bize doğru eğildi. "Serhat Bey, ne yapmamızı emredersiniz?"

Kısa bir yutkunuştan sonra adamlarına verdiği talimatı duymadım diye. Sadece birkaç cümle seçti kulaklarım.. "Karımı, arabaya bindirin." Karımı...

chap-preview
Free preview
İLK KARŞILAŞMA
Sıcacık yatakta debelenip duruyordum. Yorgunluk ve mahmurluk arasında her zaman yastığımın altında duran telefonumu aradım el yordamıyla. Şimdiye kadar beş yüz alarmın çalıp beni uyandırması gerekiyordu. Nafile bir çabaydı bulamayacak gibiydim. Gözlerimi aralamaya çalıştığımda korkunç bir baş ağrısı şakaklarıma oturdu, gözlerimi açamıyordum bile. İçinde bulunduğum yatağa öylece yerleşmiştim ki yabancı bir yerde olduğumu anlamam dakikalarımı aldı. Odada tatlı bir tarçın kokusu vardı. Sırtımda güven veren bir sıcaklık hissettim. Güçlü, kalın bir kol belime dolanmış beni yavaşça kendine çekiyordu sanki. İçime düşen panik ve heyecanla kola baktım. Beni kucağına almış uyuyan bir adam vardı arkamda. Çıplak bacaklarım sert bir tene değiyordu, hissedebiliyordum. Nerdeydim? Belime sarılan kol kimin koluydu hiçbir fikrim yoktu. Ani hareket etmemeye özen gösteriyordum ki uyandırmadan kim olduğunu görebileyim. Ben kıpırdandıkça o beni daha çok kendine bastırıyordu, nihayet yüzünü görmeyi başardığımda keskin yüz hatları ve kalın dudakları beni büyülemişti. O kadar yakınımda uyuyordu ki kendimi hapsedilmiş hissediyordum. Dudaklarımı hafifçe ıslattım, içimde delicesine yükselen öpme isteğini hemen bastırmam gerekiyordu. Güçlü kollarıyla beni kendine doğru iyice çekiyordu, uyurken beni bacaklarının arasına aldı. Üzerimde ne olduğunu bile bilmiyordum ama kısacık ve saten olduğuna emin olduğum kıyafetin yarısı yukarı doğru toplanmaya başlamıştı bile. İçimde bir şey olmadığına yemin edebilirdim o an, iyice sertleşen erkekliğini yavaş hareketlerle bana sürtmeye başladığınca iyice ıslanmış, kendimden geçmek üzereydim. Altımda o kadar büyük bir sertlik vardı ki, o an uyansa beni parçalayabilirdi ve buna seve seve razı olurdum. Beni kollarıyla dolayıp delice öpmesini istiyordum. Öyle bir arzu nüksetmişti ki beynime, göğüslerimi ona bastırdığımın farkında bile değildim. Benimle sevişmesine ihtiyacım vardı. Tanımadığım bir adamı bacaklarımın arasında, içimde istiyordum. Nasıl baktığını, nasıl öptüğünü bilmediğim bu adamın nasıl siktiğini hemen buracıkta öğrenmeye ihtiyacım vardı. Tam arkamı dönmeye niyetlenmiştim ki yumruklanırcasına çalınan kapının sesiyle gözlerimi sımsıkı yumdum. Sırılsıklam olmuştum. Hızla yataktan doğruldu ve iki kapıyı bir hışımla açtı. "Ne var, ne istiyorsun? Böyle kapı çalmakta niye?" diye sorarken sesi uykusundan yeni kalkmasına rağmen çok doğal ve karizmatikti. İçimdeki şehveti bastırır bastırmaz, yine bilinmezliğin içinde kaybolmaya başladım. Kiminle birlikteydim şu an? Sesinden oldukça genç olduğunu anladığım çocuk "Efendim, hanımefendinin telefonu hiç durmadan çalıyor. Ne yapalım?" diye sordu. Telefonum.. Demek ki telefonum onlardaydı. Delicesine arayan da kesinlikle Sılaydı, uyanıp uyanmadığımı kontrol etmediği bir sabah olamazdı. "Sessize alın.." deyip kapıyı sertçe kapattı. Nabzımı düşürmeye, uyuyan insanlar gibi nefes alıp vermeye çabalıyordum. Panikten vücudum titremeye başlamıştı. Kontrol edemediğim şeylerden oldum olası nefret ederdim ve şu an içerisinde bulunduğum durum hiç benlik değildi. Bilmediğim bir evde, bilmediğim bir adamın kollarındaydım ve işin en garibi burada ne aradığıma dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Yavaşça yatağa tekrar uzandığında bu defa nazik hareketlerle perçemimi yüzümden çekti ve yanağımı okşadı. Kafam öyle karman çorman olmuştu ki az evvel şehvetle bana sürtünen adam şu an alnımdan saçımı çekiyordu ve ben kim olduğunu bile bilmiyordum. Tabi ki dayanamayıp aniden gözlerimi açtım. Ve yüzünü incelemeye başladım. "Uyumadığını biliyordum, günaydın güzellik" dedi. Gözleri o kadar koyu renkliydi ki yüzüne bakmaktan ne dediğini anlayamamıştım bile. Kirli sakallarının arasında dudağı bana yapış.. diye fısıldıyordu sanki. Alnından şakaklarına doğru uzanan belli belirsiz bir yara izi vardı ve kesinlikle çok seksiydi. "Sen kimsin? Nerdeyim ben?" dedim pat diye. Yatakta hızla doğrulmuştum. Üzerimdeki gecelikten bozma şeyin bir yerimi kapattığı yoktu ama olduğu kadar düzgün oturmaya çalıştım yatağın ondan en uzak köşesine. "Şşş, sakin ol, yavaş yavaş. Merak etme her şeyi anlatacağım" derken suratına kocaman bir gülümseme yayıldı. "Telefonum nerde, en azından bunu öğrenebilir miyim?" diye sordum aslında cevabını da bildiğim bir soruydu. Cevap vermedi. Tam karşıda duran çok kapaklı gardıroba doğru yönelerek; "Senin için birkaç parça kıyafet ayarladık, istersen giyin kahvaltı yaparken uzun uzun konuşuruz." emretmeye alışmış ve talebinin yerine getirilmesini ister bir ses tonu vardı. Ne itiraz edebildim, ne de kabul edebildim. Sadece bacaklarımı yataktan sarkıtmakla yetindim. Dikkatlice beni izliyordu, gözlerindeki ışıltı şefkat ve şehvet arasında sık sık gidip gelirken oturduğu yerden kalkıp kapıya yöneldi. Nasıl yani.. az önce beni kucağında yatırıp üzerime çıkmasına ramak kalan adam giyinmem için beni yalnız mı bırakıyordu? Nasıl bir şeyin içine düşmüştüm ben. Telefonuma biraz daha ulaşmazsam tüm teşkilat ayağa kalkıp beni aramaya başlayacaktı o yüzden en mantıklısı bir an evvel toparlanmaya girişmekti. Yataktan çıkmaya karar verdiğimde bir anlığına oda olduğu yerde dönmeye başladı, dengemi kaybedip kalktığım yere tekrar oturdum. O sert duruşlu, yakışıklı adam o an öyle bir panikle yanıma geldi ki ben bile bana bir şey oldu sandım. Dizlerimin önüne eğilip "İyi misin, başın mı döndü, sana su getirteyim mi?" öyle telaşlanmıştı ki... "İyiyim, iyiyim, bir anlık bir şeydi. Gerek yok ama bana ne olduğunu anlayamadım.." diye şikayetlendim çocuklar gibi. Cevap vermek yerine küçük bir tebessümle yetindi. Tekrar doğrulup kapıya doğru yöneldiğinde bu defa çok daha karizmatik bir tonda bana seslendi. "Seni aşağıda bekliyorum, giyinip gelirsin. Bu arada ben Serhat.. Serhat Alemdağlı... Tanıştığımıza çok memnun oldum güzellik" hırsızca göz kırparak o kocaman gülümsemesini yine gösterdi. Dişleri çarpık olmasına rağmen gülüşü inanılmaz etkileyiciydi. Serhat Alemdağlı.. Tanıştığımıza memnun olmuştum.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.8K
bc

ALFABETA (+18)

read
34.7K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
181.5K
bc

ATEŞLİ DADI

read
39.3K
bc

[+18] ASKER YARİ

read
20.1K
bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
22.8K
bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
254.4K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook