3.bolum

733 Words
Gecenin karanlığında, yıldızların altında buluşan Delal ve Mirza, birbirlerine duydukları aşkı pekiştiren her anın değerini biliyorlardı. Diyarbakır’ın dağları arasında, kuytularda gizlenmiş bir yaşam sürüyorlardı. Ailelerinin geçmişten gelen düşmanlıkları, her seferinde kalplerini bir bıçak gibi kesiyordu. Her buluşmada, ailelerinin lanetli gözlerinden kaçmaya çalışırken, içinde bulundukları durumun ciddiyetinin farkındaydılar. Aşkları, karanlık bir tünelde kaybolmuş bir umut ışığı gibi parlıyordu; fakat bu ışık, ne zaman sönüp sönmeyeceği belirsizdi. Delal, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evinde, annesinin yumuşak sesinde yankılanan nasihatlerle uyanıyordu. Annesi, bir zamanlar hayat dolu bir genç kızken, nasıl bir kayba uğradığını ve onun üzerine çökmüş hüzün ve korkunun ağırlığını her gün hatırlatıyordu. “Kızım, bu topraklar tehlikelerle dolu,” derdi. “Kendini tehlikeye atma. Aile onuru her şeyden önemlidir.” Annesinin bu sözleri, Delal’in aklında yankılanıyor, ancak kalbinde Mirza’ya olan aşkı daha da büyüyordu. Delal, gözlerini kapattığında Mirza’nın sıcak bakışlarını ve gülümsemesini hayal ediyordu. O an, ailesinin beklediği gibi bir hayat sürmek istemediğini, Mirza’nın yanındayken gerçekten yaşadığını anlıyordu. Her iki ailenin de geçmişteki düşmanlıkları, Delal’in ruhunda bir savaş başlatıyordu. Bir yanda ailevi sorumluluklar, diğer yanda aşkı... Bu ikilemin ortasında, hangi yolu seçeceği konusunda kararsızdı. Öte yandan Mirza, ailesinin üzerine düşen ağırlıkla baş etmeye çalışıyordu. Babası, düşman aşiretlerin onurunu korumak için sürekli intikam peşindeydi. Mirza, babasının beklentilerini yerine getirmek zorundayken, Delal’e olan sevgisi için ne kadar savaşıp ne kadar kaçabileceğini bilmiyordu. Onun için Delal, sadece bir aşk değil; aynı zamanda bir direnişti. Duyguları, her geçen gün daha da derinleşiyor ve hayatının merkezine yerleşiyordu. Bir gece, Delal ile Mirza, Diyarbakır’ın kuytularında bir araya geldiklerinde, konuşmalarının ağırlığı, yıldızların altında parlayan ayın ışığını dahi solgunlaştırıyordu. Mirza, gözlerini Delal’in gözlerinden ayırmadan, “Bunu devam ettiremeyeceğiz. Her an, ailelerimizin gözlerinden kaçmaya çalışıyoruz. Ama ne zamana kadar?” dedi. Delal, başını öne eğdi. “Biliyorum, ama seni seviyorum. Hayatımda senin dışında kimseyi düşünemiyorum. Ailem, benim için en önemli olan. Ama sen de... Sen de benim hayatımdasın. Sadece bir kez daha buluşabilir miyiz?” Bu sözler, Mirza’nın kalbini derinden sarstı. Her ikisi de içlerindeki tutkuyu biliyor ama dış dünyadan korkuyorlardı. Mirza, cesaretini toplayarak, “Belki de, bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız. Kaçabiliriz, yeni bir hayata başlayabiliriz,” dedi. Ancak bu sözler, bir rüya gibi havada asılı kaldı. Delal, Mirza’ya bakarak, “Ama ailelerimiz? Onlar bizi asla affetmeyecek,” dedi. Gözlerinde korku ve umut karışıyordu. “Kaçarsak, her şeyimizi geride bırakmamız gerekecek. Bu aşkı yaşamak için her şeyi riske atabilir miyiz?” Mirza, Delal’in elini tuttu. “Evet, eğer bunu gerçekten istiyorsak. Ama önce, bir plan yapmalıyız. Ailelerimizin dikkatini dağıtmalıyız. Belki birkaç gün boyunca gizli kalabiliriz.” Bu düşünce, Delal’in içinde bir umut ışığı yakmıştı. Aşkları için savaşmaya hazırdılar, ancak bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorlardı. Aşkları, hem bir kurtuluş hem de bir ceza olabilirdi. Geçen günlerin ardından, Mirza, aile içindeki çatışmaları daha dikkatli gözlemlemeye başladı. Kardeşi Arif, sürekli evde dolanan düşman aşiretlerin peşine düşmüş, daha fazla kan dökülmesine neden oluyordu. Mirza, Delal ile birlikte olmanın, bu intikam sarmalının bir parçası olmasına neden olabileceğini biliyordu. Bir akşam, Mirza ve Arif, ailelerin düşmanı olan aşiret üyelerinin bir toplantı yaptığını öğrendi. “Bu gece, her şeyin sonunu getirebiliriz,” dedi Arif. “Düşmanlarımıza bir mesaj göndermeliyiz.” Ancak Mirza, bu durumdan endişeliydi. “Bir şeyler yapmadan önce düşünmeliyiz. Daha fazla kan dökülmesi, bizim gibi masumların hayatını tehlikeye atar.” Arif, abisine karşı öfkeyle doluydu. “Bu masumiyetle hiçbir yere varamayız, Mirza! Düşmanlarımızı yok etmeden bu işin içinden çıkamayız!” Mirza, içindeki çatışmayı bastırmaya çalışarak, Delal’e odaklanmaya çalıştı. Onun gözlerindeki aşk, ona bir şeyler yapma cesareti veriyordu. Ama ailesinin ve düşmanlarının arasındaki bu çatışma, onların aşkını daha da tehlikeli bir hale getiriyordu. Bir sonraki buluşmalarında, Delal ve Mirza, planlarını detaylandırmaya başladılar. Ailelerinin dikkatini dağıtacak bir fırsat arıyorlardı. Delal’in annesi, ona nişanlanma baskısı yapmaya başlamıştı. “Kızım, bu ailenin onuru için önemli bir adım,” diyordu. Delal, bu baskıyı hissettiği anlarda, Mirza’nın gözlerinde gördüğü aşkı düşünüyordu. Kaçış hayalleri, tüm baskılara karşı ona umut veriyordu. Bir gece, ay ışığı altında Delal ile buluştuklarında, “Kaçmak için her şeyi göze alacağız,” dedi Mirza. “Bunu yapmak zorundayız.” Delal, bu sözlerin heyecanı içinde kaybolmuştu. “Seninle birlikteyim,” dedi. “Birlikteyiz ve her şeyi göze alacağız.” Bu karar, Delal ve Mirza’nın aşklarının sınırlarını zorlayacaktı. Ailelerinin düşmanlığını geride bırakacaklardı, ancak bunun bedeli ağır olabilirdi. Aşkları, onları bu karanlık yolda daha da ileriye götürecekti. Diyarbakır’ın sert topraklarında yeşeren bu imkânsız aşk, her an bir savaş alanına dönüşebilir, ancak Delal ve Mirza, birbirlerine duydukları sevgiyle her engeli aşacaklarına inanıyorlardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD