Oturduğum bankın üzerine bıraktığım telefonum, ardı ardına çalmaya devam ederken sahilden geçen insanların bakışları bana dönüyor ve yanımda duran telefonu duyup duymadığımı sorgularmış gibi bakıyorlardı suratıma.. Kulaklarım duyduklarımın acısı ile uğulduyor, bunun imkansız olduğunu hayal etmek istiyor ama edemiyordum.. Kandıralı emin olmadığı bir şeyi, Sevda anneye söylemezdi.. Seyyidi İstanbuldaki işlerin idaresi için arkamızda bırakırken, Mustafa tamamem benim için kalmıştı.. Bizi buraya yerleştirip yeniden döndüğü İstanbuldan başlamış, şu anda Ankarada iz sürdüğünü biliyordum ama.. Ama bulması ve onu bu şekilde bulması.. Son konuşmalarımızda ki tutuk cevaplarının, açıklaması gibiydi.. Gün artık tepelerin ardından kendini gizlemeye başladığında, artık çalıp durmaktan şarjı biten

