Bavullarımızı uçağa verdiğimizde, Ali Asaf ile ikimiz Sevda annem ve Kandıralının peşin sıra kontrollerden geçiyorduk.. Uykusuzluktan gözlerime iğneler batıyormuş gibiydi ve ben yanımdaki adamın bir şeyden huylanmaması için gıkımı bile çıkartamıyordum.. Saat öğleden sonra 14:20' idi ve hala Özlem tayfasından ses seda yoktu.. Ya kan kaybından tahtalı köyü boylamıştı, yada benim yaptığımı insanlara nasıl anlatacağını düşünüyordu.. "İyi misin, yüzün çok solgun gözüküyor bugün.. Akşam gayet iyiydin halbuki.." diyerek benimle ilgilenmeye çalışan Ali Asafa zar zor bir tebessüm ile cevap verebilmiştim.. "Miğren var bende, ilaçlarımda yanımda değil.. İnan dün geceden beri gözümü açamıyorum, odaya girdikten sonra duşumu bile zor alabildim.. O kadar berbat ağrıyo ki.. " Bir avuç içini alnıma y

