17.Bölüm

2350 Words
Dilan gözlerini acıtan güneş ile açtı. Yatakta gerinip gözlerini ovaladı. Banyoya girip duş aldıktan sonra duştan çıkıp üzerine şortlu beyaz tulumunu giydi. Yaz'da gelmişti artık. Ve havalar sıcaklamaya başlamıştı. Saçlarını kurutup tarayarak at kuyruğu yaptı.  Aşağıya indiğinde kahvaltı hazırlanıyordu. "Günaydın." Dedi gülümseyerek. Kızlarda gülümseyip "Günaydın." Dediler. Adar etrafta gözükmüyordu. "Adar'ı gördünüz mü?" Diye sordu. "Sabah erkenden evden çıktı Dilan Hanım." Dedi aralarından biri. Dilan'da başıyla onayladı. Kapı çalınca açmaya gitti. Karşısına bir kadın ve adam yanlarında da küçük bir kız vardı. Adam gülümseyip elini uzattı. "Merhaba. Ben Mete, Adar'ın arkadaşıyım." Dilan'da gülümseyip elini uzattı. "Merhaba. Bende Dilan." Dedi. Kadının cenazelerinden dolayı üzgün olduğunu gördü. Kadın zorda olsa gülümsemeye çalışıp "Bende Metenin karısı Esra." Dedi kadın. Dilan'da gülümseyip "Dilan. Memnun oldum." Dedi.  Mete konuşmaya başlayınca Dilan Mete'ye baktı. "Adar birazdan gelecekmiş. Bizim acelemiz var şimdi yola çıkmalıyız. Esila'nın kıyafetleri burada. Eğer bir sorun olursa Adar'da numaramız var lütfen aramaktan çekinmeyin." Dilan başıyla onayladı. Esra konuştu. "Kusura bakmayın size de yük olduk. Tüm akrabalarımız Ankara'da Adar'dan başka İstanbul'da güvenebileceğimiz tanıdığımız yok." Dilan gülümsedi. "Ne kusuru. Hiç sorun değil." Esila'ya baktı. "Böyle güzel bir kıza bakmak şeref verici." Dedi gülümseyerek. Esila annesine ve babasına sarıldıktan sonra onları yolcu etti.  Dilan Esila'ya dönüp çömeldi ve aynı boya geldiler. "Seninle tanışamadık. Ben Dilan. Senin adın ne?" Diye sordu. "Eşila." Dedi. Dilan çocuklara bayılıyordu. Ve bu kız gerçekten çok çok tatlıydı. Sapsarı saçları, masmavi gözleri, şişkin yanakları, dolgun pembe dudakları, konuşması. "Kaç yaşındasın Esila." Dedi Dilan. "Döyt buçuk." Dedi. Dilan gülümseyip Esilanın elini tutup içeriye girdi.  "Kahvaltı yapmadın değil mi?" Diye sordu Dilan. Esila başını olumsuz anlamda sallayınca Esila'yı yemek masasında ki sandalyeye oturttu. Kapı çalınca hizmetlilerden biri açmaya gitti. Adar salon'a girince Esila sandalyeden atlayıp koşarak Adar'a gitti. "Adayyy" diye bağırdı. Adar gülüp hemen Esilayı kucağına alıp yanaklarını öptü. "Nasılsın Prensesim." Dedi. Esila gülümseyip "İyiyim Premsim." Yeni hatırlamış gibi kaşlarını çattı. "Aday! Hani benimle evlençektin. Dilan'la evlenmissin. Babam söledi" Dedi sitemle. Dilan kahkahasına engel olamadı. Adar'da güldü. "Ben sana benden daha yakışıklısını bulacağım. Tabi biraz zor olacak ama bakacağız." Dedi ego yığını. Dilan göz devirdi. "Esila acıkmış. Hadi kahvaltıya gelin." Dedi. Hep beraber kahvaltıya başladılar. "Aday?" Dedi Esila. "Efendim prensesim." Dedi Adar. "Sen şabah nedeydin? Beni niye kaşılamadın?" Adar kaşlarını kaldırdı. "Bu yaştan sonra da hesap vermeye başladık demek. İşlerim vardı hallettim geldim." Esila bir şey demeden önüne döndü. Dilan'da Esila'ya kahvaltı yapmasında yardımcı oluyordu.  Esila bu sefer Dilan'a döndü. "Dilan? Neden senin sacların şiyah. Benim ki sayı? Seninkiler çok güsel" Esila konuşmayı çok seviyordu ve bu oldukça belliydi. "Bence senin saç rengin çok güzel. Ve sana bir sır vereyim mi?" Esila başını heyecanla sallarken Dilan eğilip Esilanın kulağına "Bir çok kız senin saç rengine ulaşmak için saatlerini kuaförde geçiriyor." Dedi. Esila bunun üzerine kıkırdadı. Kahvaltıları bitince sofradan kalktılar. "Adaycım. Payka gidebiliy miyiz?" Dedi Esila. "Siz Dilan'la gidin." Dedi Adar. "Ama şensiz olmaz Adaycım." Dudaklarını büzdü. Küçük emrah bakışları atmaya başladı Adar'a. Adar'da Esila'ya dayanamayıp kabul etti. "Benim de küçük bir işim var onu halledip geleceğim. Sonra gideriz. Anlaştık mı?" Dedi Esila'ya. Esila gülümseyerek başını salladı. Adar salondan çıkınca Dilan Esilaya döndü.  "Ee Esilacım. Adar'ın işleri bitene kadar ne yapalım?" Esila parmağını çenesine koyup düşünmeye başladı. "Dilancım şeninle kuyabiye yapabilimiyiz?" Dilan Esila'nın ona 'Dilancım' demesine güldü. "Tamam canım. Hadi mutfağa." Diyip Esilanın elini tutarak mutfağa götürdü. Beraber kurabiye yapmaya başladılar. Çok keyifli vakit geçirmişlerdi. "Dilancım bi şey soyabiliy miyim?" Dedi Esila. "Tabii sorabilirsin." Dedi Dilan. "Siz Adaycımla nasıl tanıştınız?" Dilan şimdi bu kıza ne diyecekti. Berdel dese kız ne anlayacaktı. Berdel'i açıklamaya kalksa küçücük kız böyle iğrenç şeyleri öğrenecekti. Pembe yalandan bir şey olmaz diyip konuşmaya başladı. "Esilacım nasıl oldu biliyor musun. Ben okulumu yeni bitirmiş doktorluğa başlamıştım. Adar'ın da benim çalıştığım hastaneyle bir toplantısı varmış. Hastanede karşılaştık. Adar da bana ilk görüşte aşık olmuş. Sonra peşimden koşmalar mı desem, kapımda yatmalar mı desem, bana kör kütük aşıktı. Ee bende ne yapim bana kör kütük aşık adamı sevdim. Öyle de evlendik işte." Dilan Esilanın şaşkın yüzünü görünce kahkaha atmamak için dudaklarını ısırıyordu. "Vay beğğ. Adaycığıma bak şen." Dilan en sonunda kendini tutamayıp küçük bir kahkaha attı. "Yaa yaa sorma."  Kurabiyeler pişince fırından çıkardılar. "Eveet tadım zamanı. Bakalım naşıl omuş." O sırada Adar'ın sesi geldi. "Bana yok mu prenses?" Esila güldü. Adar tezgahın üzerinde oturan Esilanın yanına gitti. Esila kurabiye biraz soğunca bir tane yedi. Gözlerini kapatıp ağzından beğendiğini belirten mırıltılar çıkardı. Kıkırdayarak Dilan'a yaklaştı. "Dilancım. Bi şey itiyaf edim mi? En az annemin ki kaday güzel omuşlar. Ama ayamızda." Dedi. Dilan'da güldü. "Tamam aramızda." Esila Adar'a döndü. "Adaycım? Dilancım bana şenin onun peşinden naşıl koştuğunu anattı. Ona çok aşıkmışsın. Kapısında yatmışsın. Ona köy kütük aşıkmışsın." Adar kaşlarını kaldırdı. "Öylemiymişim?" Dedi Dilan'a bakarak. Dilan gülmemek için dudaklarını ısırıyordu. "Öyleydi ya Adar." Dedi Dilan onay ister gibi. "Öyleymiş Esilacım." Dedi Adar. Dilan Esilayı kucağına alıp tezgahtan indirdi. "Hadi bakalım üzerini değiştirelim sonra parka gidelim." Esila ellerini çırptı. Heyecanla koşarak yukarıya çıktı. "Esila! Koşma düşersin!" Dilan ne kadar seslensede Esila koşmaya devam etti. Dilanda başını iki yana sallayıp peşinden hızla gitti.  Esilanın yanında getirdiği çantadan kıyafet bakmaya başladı. Çok tatlı bir şortlu tulum görünce onu giydirme kararı aldı. Esilaya gösterip "Bu olur mu tatlım?" Dedi. Esila başını sallayıp onay verdi. "Ben giyinebiliyim Dilancım." Dilan başını sallayıp "Yardıma ihtiyacın olursa seslen." Dedi banyoya doğru giden Esilaya.  Dilan da kendi kıyafetlerini değiştirmek için dolaba yöneldi. Dilanda rahat edebilmek için beyaz tişört, altına parlak siyah tayt ve spor ayakkabı giydi. Makyaj masasına oturup günlük sade bir makyaj yaptı.  Uzun süredir Esila banyodan çıkmıyordu. Gidip banyonun kapısını çaldı. Ses gelmeyince "Esila.." diye seslendi. Yine ses gelmeyince "Bak giriyorum." Dedi. Tekrar ses gelmeyince girdi ve gördüğü manzarayla gözleri büyüdü. "Esila?" Dedi şaşkınlıkla. Esila dönüp ofladı. "Dilancım bu neden saçlayımı senin ki gibi yapmıyoy?" Dilan kendini tutamayıp kahkaha attı. Esila maşayı almış saçlarını da biçimsizce maşaya dolamıştı. Ve maşayı fişe bile takmamıştı.  Dilan yanına gidip maşayı elinden aldı. "Esilacım çünkü fişe takılı değil. Ki zaten senin saçların çok güzel. Onun yerine saçlarını tarayalım. Ne dersin?" Esila umutsuzca başını salladı. Dilan saçlarını taradı. İkiside hazır olunca aşağıya indiler. Dilan Esilaya dönüp "Acıktın mı birtanem? Bir şeyler hazırlamamı ister misin?" Esila başını olumsuz anlamda salladı. Tam o sırada Dilanın telefonu çaldı. Adar'ın aradığını görünce açtı. "Kapıdayım. Hazırsanız gelin." Dilan "Tamam." Diyip telefonu kapattı. Esilanın da elini tutup evden çıktılar. Onlar dışarıya çıkınca Adar korumayla konuşmayı kesip yanlarına gitti. Esilaya gülümseyip kucağına aldı. "Çok güzel olmuşsunuz hanımefendi." Dedi. Esila kıkırdayıp "Sizde çok güşel olmussunuz beyfendi." Dedi. Adar arabanın arka kapısını açıp Esila'yı oturttu ve kemerini bağladı. Dilanla Adar'da arabaya geçtiler.  Adar arabayı lunaparka doğru sürmeye başladı. Dilan sessizlikten sıkıldığı için radyoyu açtı. 'Ben bir tek kadın sevdim.' Şarkısı çalıyordu.  Sen uyurken Hasretin dökülür gecelerden Sokaklara Gelir yüreğime çöker Her gün başka bir pencerede Sensizliğim yollarına bakar Ve boynunu büker Ben bir tek kadın sevdim Tam bu söz geçerken Adar kafasını çevirip Dilan'a baktı. Göz göze geldikleri an sanki elektrik çarpmış gibi Dilan başını geri cama çevirdi. Neden tam bu sözde Dilan'a bakmıştı?  O da sensin, o da sensin Ben bir tek sende yandım Alevlendim, delilendim Ben bu sevdayı Yemin bildim, söz bildim Ben bu sevdayı kutsal bildim. Dilan şarkı bitince Adar'ın olduğu tarafa bakmadan arkasına döndü. Esilanın uyuduğunu görünce yüzünde bir tebessüm oluştu. Kısa zamanda da lunapark'a gelmişlerdi.  Dilan arabadan inip arka kapıyı açtı. Esilanın kemerini açıp uyandırmaya başladı. "Esilacım? Hadi kalk bebeğim. Geldik." Esila yavaş yavaş gözlerini açtı. Etrafına bakıp mahmur gözlerle lunapark'ı görünce gülümsedi. Kendine gelince Dilan'ın yardımıyla arabadan indi ve Adar'ın yanına gidip elini tuttu. Diğer eliylede Dilan'ın elini tuttu. Heyecanla etrafa bakıyordu. Adar jeton alıp yanlarına geldi. "İlk hangisine binmek istersin Prenses?" Diye sordu. Esila etrafına bakıp heyecanla konuşmaya başladı. "İlk çaypışan ayabaya binelim!" Adar başını salladı. Dilan ve Esila beraber binmişti. Adar'da tek binmişti. Dilan bir eliyle Esilayı tutup diğer eliyle de arabayı sürüyordu. "Hadi Dilancım! Daha hışlı! Vuy Adaycığımaa!" Dilan gülüp Adar'a vurdu. Adar Esila olduğu için bilerek hiç vurmamıştı.  Çarpışan arabalardan inince Esila bir yere doğru koşunca Dilan ve Adar'da peşinden gittiler. Esila korku tünelinin önünde durunca Dilan'ın gözleri korkuyla büyüdü.  Adar bu halini fark edip sinsice sırıtmıştı. "Bence de buna binelim Esilacım." Dilan korkuyla konuya atıldı. "Şeyy.. bence daha güzel şeyler var. Buna binmesek olmaz mı?" Korkusunu belli etmemeye çalışıyordu ama ne kadar başardığı aşikardı. "Dilan yoksa korktun mu? 5 yaşında ki Esila bile korkmuyorsa sen korkmuyorsunudur. Değil mi?" Dedi şaşırmış gibi yaparak Adar. Dilan başını dikleştirip. "Tabi ki korkmuyorum ama.." Adar sözünü kesti "O zaman sorun yok." Dilan ne yapacağını bilemezken Adar ve Esilanın gittiğini görünce peşlerinden istemese de gitti.  Dudaklarını dişleyip o trene istemeyerekte olsa bindi. Tren 3 kişilik olduğu için Esila ortalarına binmişti. Tren harekete başlayınca karanlık bir tünele girdiler Dilanla Adar karanlıkla bile göz göze geldiler. Dilan korkuyla bakarken Adar ona sırıtarak bakıyordu. Dilan şimdi anlamıştı. Adar onu gaza getirmek için yapmıştı.  Dilan gözlerini kısarak baktı. Adar'ın kulağına eğildi. "Bunun intikamını alacağım Adar Boran." Adar'da kendini tutamayıp kahkaha attı. "Zevkle bekliyor olacağım Dilan Boran." Dilan tam cevap verecekken karşısına çıkan kanlı yaratıkla çığlık attı. Esila gülüp "Dilancım koykma keyfini çıkay." Dedi. Dilan bu yaratıklardan nasıl bir keyif çıkarabilirdi ki?! Sonunda o kanlı yaratık gidince Dilan rahat bir nefes aldı. Daha korkutucusu olamazdı ki.  Pardon!! Lafını geri aldı. Gözlerinden kan akan beyaz çarşaflı diğer yaratık vardı. Dilan istemsizce çığlık atıp gözlerini kapattı. Yüzünü yan tarafa gömdü. Adar'ın sesini duyunca nereye kafasını gömdüğünü yeni fark etmişti. "Sende korku ayağına bize sarılıyorsun. Fırsatçılık yapma." Diyip cık cıkladı. Dilan hemen başını kaldırıp tüm tünel boyunca gözlerini yumup kulaklarını kapattı. Sonunda bitince Dilan hızla trenden kendini attı. "Esila korkmuyorum diyenede bak sen." Diyip güldü Adar. Esilada kendini tutamayıp güldü. Dilan sinirle önden yürümeye başladı. Bildiğin dalga geçiyorlardı. Esilanın "Pamuk şeker!" Diye bağırdığını duydu. Pamuk şekerciye doğru ilerlediler. Adar iki tane pamuk şeker alıp birini Esilaya uzattı. Diğerini Dilan'a uzatıp "Barıştık mı?" Diye sordu gülerek. Dilan'da yan gözle bakıp pamuk şekeri elinden alıp yemeye başladı. Pamuk şekeri çok severdi.  "Şimdi sıya dönme dolaptaa!" Diye bağırdı Esila. Bu kızda ki enerji bitmiyordu. Hep beraber dönme dolaba bindiler. Dönme dolap en üste çıkınca tüm İstanbul ayaklarının altındaydı ve manzarası gerçekten çok güzeldi. "Adaycım telefonunu veyiy misin?" Adar tereddütlede olsa Esilaya telefonunu uzattı. "Hadii, fotoğyaf zamanı!" Diyip kamerayı açtı. "Ne fotoğrafı şimdi? Siz ikiniz çekilin." Dedi Adar.  Fotoğraf çekilmeyi sevmezdi. "Yaa! Adaycım mızmızcılık yapma." Esila üçünün fotoğraflarını çekmeye başladı. Daha sonra Adar ve Dilan'ı çekmeye başladı. Esila göz devirip. "Ya biyaz yaklaşsanıza ayanızda başka biyi yok. Ve biyaz gülümse Adaycım" Dedi sitemle.  Biraz daha fotoğraf çektikten sonra telefonunu Adar'a uzattı. Dönme dolap durunca hep beraber indiler. "Ee Esila acıktın mı?" Dedi Adar. Esila başını olumlu anlamda sallayınca hep beraber arabaya bindiler. Adar restorant'a doğru arabayı sürerken Dilan'ın telefonu çaldı. Numara kayıtlı olmadığı için kim olduğunu anlayamadı.  Aramayı cevaplayıp kulağına götürdü. "Yengee! Nasılsın? İyi misin?" Mert'in sesiydi. "İyiyim Mert. Sen nasılsın?" Diye sordu Dilan. "Saol Yenge yaa. Bende sizi merak ettim." Dilan buna pek inanamamıştı ama. Çünkü aylardır aramıyordu. "Siz evde misiniz?" Diye sordu. Niye bunu sormuştu ki? "Hayır evde değiliz. 1-2 saate falan evde oluruz. Neden ki?" Diye sordu. "Hayriye ablayı da özlemiştim. Evdeyseniz sesini duyim diyecektim ama neyse o zaman. Siz dışardaysanız sizi hiç tutmayacağım. Hadi görüşürüz." Diyip cevap vermemi beklemeden telefonu kapattı. Dilan ne olduğunu bile anlamamıştı.  "Ne diyor gereksiz." Adar'ın sesini duyunca ona döndü. "Bizi merak etmiş. Evde miyiz diye sordu. Hayriye Ablayı özlemiş sesini duymak istiyorum. Diyordu." Adar inanamazca baktı. "Allah bilir yine aklından ne şeytanlık geçiyordur."  Restaurant'a gelince arabadan hep beraber indiler. Cam kenarına doğru gidip oturdular. Garson gelip siparişlerini aldı ve gitti. Esila Adar'a döndü. "Adaycım annemle babam ne zaman gelecekmiş?" Diye sordu. Dilan gülümseyip "Çok mu özledin?" Diye sordu. "Evet özledim." Dedi dudağını bükerek. Tabi ne kadar Adar ve Dilan ellerinden geleni yapsalarda kimse anne, baba gibi olmuyordu. "Seni merak edip aradılar beni. Yarın dönüyorlarmış." Dedi Adar. Esila gülümseyip başını salladı.  Yemek gelince yemeye başladılar. "Adaaar." Dilan yanında ki ince tiz sesle başını kaldırıp konuşana baktı. Sarışın, mavi gözlü, uzun bir kadındı. Kadın güzeldi. Ama yüzündeki abartı makyaj ve highlighter yüzünden disko topuna benziyordu. Bu yüzden Dilan'a çok itici gelmişti. Adar'ın yanına gidip sarıldı. "Ayy çok özlemişim. Bu ne güzel tesadüf." Dedi kadın ağzını yaya yaya. "Evet çok güzel bir tesadüf. Sen ne yapıyorsun burada. En son Amerikadaydın." Diye sordu Adar. "Ayy evet canım geri döndüm. Pelinsu is back." Diyip iğrenç kahkasını attı.  Bizi yeni hatırlamış gibi bize döndü. Adar beni gösterip "Eşim Dilan." Kadın elini uzattı. "Bu da Amerikada, okulda ki türk arkadaşım Pelinsu." Dedi. "Ayy Adar evlendi mi?!" Dedi şaşırmış gibi. Sonra Esilaya dönüp gözlerini büyüterek. "Ayy bide çocuk mu yaptın!?" Dilan göz devirip. "Hayır canım. Adar'ın arkadaşının kızı Esila." Dedi onun gibi ağzını yayarak. Pelinsu rahatlamış gibi elini Esilaya uzattı. "Merhaba Esilacım. Ben Pelinsu." Dedi. Esila Pelinsunun uzattığı eline baktı daha sonra kollarını bağlayıp önüne döndü. Dilan içten içe kahkahalar atsada dışa sadece sırıtma olarak gönderdi.  Pelinsu pek takmayıp geri Adar'a döndü. "Adarcım numaranı verde tekrar görüşürüz." Dedi cilveli bir şekilde. "Pelinsucum telefonu bozuldu. Şimdi de yeni numara alacak." Dedi Dilan. Pelinsu garsonu çağırıp kalem kağıt istedi. "O zaman ben sana numaramı verim. Sen yeni numara alınca beni ararsın." Dedi gülerek.  Garson hemen kalem kağıt getirmişti. Numarasını yazıp Adar'a verdi. Sonra elini Adar'ın koluna koyup "Neyse canım. Ben gidiyorum. Sonra tekrar görüşürüz." Şeytan diyor al o eli kır. Pelinsu gidince Adar numaranın yazdığı kağıdı masaya bıraktı. Garsondan hesabı istedi. Hayır yani neden atmadı? Neden yırtmadı? Ama Dilan ne yapacağını biliyordu. Önünde ki su dolu bardağın yarısını içti. Diğer yarısı elinden kayıp masaya döküldü. Ee birazcıkta Adar'ın üzerine. Gözlerini şokla açtı. "Aaa! yanlışlıkla döküldü. Kusura bakma." Diyip mahçupça gülümsedi. Adar'ın ters bakışlarına maruz kaldı ama hiç takmadı. Kağıda yan gözle bakınca yazının sudan dolayı dağılmış olduğunu ve rakamların anlaşılmadığını gördü. Ve amacına ulaştı. Adar hesabı ödeyince hep beraber kalktılar. Esila önden gidiyordu. Dilan Adarın nefesini boynunda hissedince türleri ürperdi. "O kağıdı yok etmek istiyorsan bir dahakine yırt. Beni boş yere ıslatma." Diyip önden yürüdü. Dilan şu an sinirden yerde tepinmek istiyordu!! Ama yapmadı tabi ki. Arabaya binince sessiz bir yolculuk geçirdiler.  Evin önüne gelince Dilan çantasından anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Çünkü yeni gelen çalışanlar yatılı kalmıyorlardı ve gitmiş olmaları gerekiyordu. Kapıyı açıp içeriye girdiler. Evin ışıklarının açık olduğunu görünce Adar'a döndü. Adar kaşlarını çatarak eve bakıyordu. Evin salonuna ilerleyince gördükleri manzarayla hepsinin gözleri şokla açıldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD