Dilan sabah gözlerini açtığında saatin 11 olduğunu görerek gözleri kocaman açılmıştı. Yan tarafa bakınca Adar'ın da hâla uyuduğunu gördü. Bir kez daha şaşırdı. Bugün misafirleri olduğu için erken kalkması gerekiyordu ama kalkamamıştı. Dilan Adar'ı incelemeye başladı. Ne de çok değişmişti. Eskiden Dilan'ın peşinden koşan o çirkin çocuk gitmiş yerine tam zıttı biri gelmişti. Eskiden çok konuşuyordu şimdi ise az konuşuyor, kısa cevaplar veriyordu. Eskiden kiloluydu şimdi kaslı fit biri olmuştu. Eskiden gözlük takıyordu şu an takmıyordu. Eskiden yüzü sivilceliydi şimdi pürüzsüz. Adar her zaman kaşları çatık uyuyordu. Adar gerçekten çok değişmişti.
Dilan ne yaptığını fark edip başını iki yana sallayıp hemen kendine geldi. Banyoda elini yüzünü yıkayıp saçını düzleştirdi ve dolabına yöneldi. Siyah bir elbise çıkarıp giydi. Dilan'ın en sevdiği renk siyahtı. Çünkü siyah hep net ve keskindir. Bir kadın eğer siyah rengi üzerinde taşıyabiliyorsa o kadına çok yakışıyordu ve çok asil bir renkti.
Adar'ın yanına yaklaşıp onu yavaşça dürttü. "Adar.." adar hiç istifini bozmadan uyuyordu. "Adar." Yine uyuyordu. "Adar!" Artık Dilan sesini yükseltmişti. Adar'ı her uyandırdığında aynısı oluyordu. Birinci seslenişinde hiç bir zaman uyanmazdı. İlla 2 veya 3 kere seslenmek gerekiyordu. "Ne var?" Dedi Adar. "Hadi kalk saat 11 olmuş." Adar hiç bir şey demeden yerinden doğrulup banyoya girince Dilan'da aşağıya indi. Görünen o ki misafirler daha gelmemişti. Dilan hemen mutfağa geçip Adar ve kendine kahvaltı hazırladı.
Adar'da çok geçmeden mutfağa gelmişti. Tam kahvaltıya başlayacaklarken Mert girdi mutfağa. "Oo abi erkencisiniz." Adar ters ters baktı. "Amcamlar ne zaman geliyorlarmış?" Mert gelip yanlarına sofraya oturmuştu. "1 saat'e kadar geliceklermiş." Adar ofladı ve elini saçlarına götürüp karıştırdı. "Kaç gün kalacakları belli mi?" Mert kahkaha attı. "Ne kadarda istiyorsun gelmelerini." Dilan merak etmişti. "Neden gelmelerini istemiyorsun?" Diye sordu. Mert Adar'dan önce atladı. "Yengemle Mizgin yüzünden böyle yapıyor. Yengem birazcık sivri dillidir. Mizgin ise.." Adar Mert'in sözünü kesti. "Kes artık." Mert uyarıyı alıp susmuştu.
Mert sömürgeci gibi sofrada ki her şeyi yiyordu. Adar en sonunda dayanamadı. "Sen kahvaltı yapmadın mı?" Mert dikkatini sonunda kahvaltı hariç başka bir yere vermişti. "Yaptım ama hâla açım." Yine yemeye devam etti. "Yavaş ye yavaş. Önünden kaçırmıyorlar." Dedi Dilan. Kahvaltıları bitince Adar işe gitmişti. Tabi Mert'i de zorla peşinden götürüp, şirket işlerini öğretecekmiş. Dilan'da mutfağı toplayıp kaynanasının yanına çıktı.
Kaynanası telefonla konuşuyordu. "Tamam Dilşah, bekliyoruz." Telefonu kapatmıştı. "Anne, yardım edilecek bir şey var mı?" Dedi Dilan. Rojda gelinine dönüp gülümsedi. "Yok kızım saolasın." Dilan başıyla onaylayıp gülümsedi. "Anne, birde ben bugün iş başvurusu yapmaya gideceğim. Haber vermek istedim." Rojda başıyla onayladı. "Tamam kızım. Bekir seni bıraksın istersen." Dilan başını olumsuz anlamda salladı. "Kendi arabamla giderim anne saol." Rojda ile vedalaşıp evden çıktı ve arabasına bindi. Telefonundan Mardin'de evlerine yakın olan hastanelere bakmaya başladı. 2 tane güzel kendine uygun hastane bulmuştu.
İlk önce en yakındakine baktı. CV bıraktı. Birde Mardin meydanında gözüküyordu. Arabasını oraya sürdü. Bu hastane daha gösterişli daha büyüktü. Yönetim katına çıkıp buraya da CV bıraktı. İki hastanede yarın'a kadar haber vereceğini söylemişti. Açıkcası 2.hastane daha çok içine sinmişti. Hem daha yakındı hemde çalışma alanları daha iyi gözüküyordu. Misafirler geleceği için daha fazla oyalanmadan arabayı konağa doğru sürmeye başladı.
Konağın önünde 2 tane ilk defa gördüğü araba durmuştu. Belli ki misafirler gelmiş gibiydi. Arabadakiler inmişti. 1 yaşlı çift ve 2 kız görünce bunların misafirler olduğunu anlamıştı. Kendisi de arabadan indi. Misafirlerin yanına gitti. İlk önce adamın elini öptü. "Hoşgeldiniz." Adam gülümsedi. "Hoşbulduk güzel kızım. Sende kimsin?" Dedi merakla. "Ben Dilan. Adar'ın eşiyim." Dedi kendini tanıtarak. Dilan bu sefer kadının elini öptü. "Hoşgeldiniz." Dedi. Kadın'ın çok rahatsız edici bakışları vardı. Daha sonra diğer iki kıza selam verdi. Bir tanesi gülümserken bir tanesi aynı annesi gibi bakıyordu. "Buyrun." Dedi Dilan içeriye davet etti. Tam avluya girmişlerken Rojda ve Berzan ağa'da avludaydı. Herkes kucaklaşmıştı.
Hep beraber salona girdiler. Dilan'da kahve yapıp servis etti. O sırada öğrenmişti ki ona kötü bakışlar atan kızın adı Mizgin, güler yüzlü olan kız da Leyla'ymış.
Akşam yemeği saati yaklaşınca Mert ve Adar konağa girdi. İlk onları Dilan görmüştü. "Hoşgeldiniz." Dedi. Bir anda Mizgin ayağa kalkıp Adar'a sarıldı. Öyle bir sarıldı ki ayrılmak bilmedi. Daha sonra Mert'e bir kaç saniye sarılıp geri çekildi. "Hoşgeldiniz." Dedi Mizgin. Adar hiç bir şey demeden Amcasının yanına gidip elini öptü. "Hoş geldiniz Amca." Amcası gülümsedi. "Hoş bulduk oğlum." Hep beraber sofraya oturmuşlardı. Sofra da sohbet ediliyordu. Dilan'ın bir yanında Adar diğer yanında Mert oturuyordu.
Dilşah Dilan'a dönüp imalı bir şekilde "Ee Dilancım. Bebek yok mu yolda?" Dilan'ın içtiği su boğazında kalmıştı. Öksürmeye başladı. Mert gülerek hayvan gibi sırtına vuruyordu. "Daha çok erken Yenge. Şu an düşünmüyoruz zaten." Dilşah bu sefer Adar'a dönmüştü. "Adar'cım ama sonuçta Berzan Ağa'dan sonra ağalık sana kalıyor. Soyunun yürümesi gerekiyor. He eğer soyunu yürütemezlerse başkaları yürütebilir." Dilan şu an bu kadını parçalamak istiyordu. Daha evleneli 1 hafta olmuştu. 1 hafta! Hiç utanmadan Dilan karşısındayken açık açık kuma getir diyordu. Mizginin bu sırada sırıttığını görüp daha da sinirlenmişti. Adar içinden sabır diliyordu. "Yenge hatırladığım kadarıyla Amcam sana kuma getirmedi." Dilşah ağzının payını alıp susmuştu. Dilşah ve Kadir Ağanın erkek çocukları olmadığı için aşiret Kadir Ağa'ya çok baskı yapmışlardı kuma getirmesi için. Ama Kadir Ağa buna hiç bir zaman olumlu bakmamıştı. Yemekte biraz gerginlik olsa da sohbet sırasında azalmıştı.
Herkes sofradan kalkacakken Berzan ağa konuşmaya başladı. "Yarın sabah erkenden çiftliğe gidiyoruz. Bir gün orada kalacağız." Herkes başıyla onaylayıp odalarına çıktı.
Dilan geceliğini alıp üzerini banyoda değiştirdikten sonra odaya girdiğinde Adar yoktu. Kaşlarını çatarak etrafa bakmaya başladı. Adar ortalıkta gözükmüyordu. Daha sonra telefonuna baktı ama telefonu da odada yoktu. Büyük ihtimalle aşağıda yemek masasının yanında kalmıştı. Dilan geceliğin uzun üstünü giyip kuşağını bağladı. Merdivenlerden inip aşağıya yemek masasına baktı. Fakat telefonu burada da yoktu. Daha sonra mutfak aklına geldi. En son yemek doldururken mutfakta elinde olduğunu hatırlayıp mutfağa doğru yürümeye başladı. Tam mutfağa girecekken karşısında ki manzarayla donup kaldı!
Kan beynine sıçramış gibiydi. Adar ve Mizgin öpüşüyordu! Dilan sinirden kızardığını hissediyordu. Hızla yukarıya çıktı. Her ne olursa olsun insanlar onları gerçek evli sanıyordu. Kimse onların kağıt üstünde evli olduğunu bilmiyordu. Bunu bile bile o kızın karşısında Dilan'ı küçük göstermişti! Dilan o kadar sinirliydi ki sinirinden Adar'ı da o kızıda şu an öldürmek istiyordu. Adar'dan bir kez daha nefret etti. Nefret etmesi için bir sebebi daha oldu. Sinirle ellerini saçlarından geçirip her zaman sinirlendiğinde yaptığı gibi tırnaklarını avuç içlerine batırıyordu.
Öyle bir batırıyordu ki elinin kanadığını farkında bile değildi. Odanın kapısının açılmasıyla kendine gelip avuç içlerini açtı. Adar'a nefretle bakıyordu. Adar'ın gözleri Dilan'ın ellerine kaymıştı. Kaşlarını çattı "Eline ne oldu?" Diye sordu. Dilan eline baktı. Kanadığını yeni fark etmişti. "Bir şeyi yok." Dedi buz gibi sesiyle. Daha sonra odadan çıkıp mutfağa gitti ve telefonunu aldı. Mizgin ortalıkta gözükmüyordu.
Telefonunu alıp odaya girdi. Adar banyodaydı. Dilan koltuğa uzandı. Telefonundan sosyal medyaya girdi, w******p'a girdi. Öyle yarım saat geçmişti. Sonra gözlerini kapatıp uyumaya başladı.
Dilan elinde ki ellerle uykusundan biraz ayılmıştı ama gözlerini açmadı. Adar olduğunu kokusundan anlamıştı. Artık kokusunu biliyordu. Hiç bir tepki vermedi. Onun yüzünü bile görmek istemiyordu. Elinin sarıldığını anladı. Adar'ın uzaklaştığını anlayınca arkasını dönüp uykusuna devam etti.