Kızların evine girince ben de ortamı incelemeye başladım. Kızların evi benim evime göre daha mütevaziydi ama çok tatlıydı.
Gamze:
“Burası da bizim fakirhane işte” dedi gülerek.
“Çok güzelmiş. Sıcak ve samimi.”
Sonra kapı çaldı. Elleri kolları dolu bi şekilde 2 kız daha geldi. Çağla ve İrem lisede de beraberlermiş. İkisi de aynı bölümü kazanıp gelmişler. Aynı yurtta aynı odada kalıyolarmış. Ailelerine eve çıkmaya ikna edememişler o yüzden yurtta idare ediyolarmış. Zaten çoğunlukla Gamze ve Selin de kalıyolarmuş. Bu evin 3. sü ve 4. süyüz biz dediler gülerek. İkisi de çok tatlıydı. Onlara bakınca kendi arkadaşlarımı hatırladım. Gözümün önünden bi kara bulut geçti.
Zil çalmasıyla kendime geldim. 2 kişi daha geldi. Alperen ve Ece birbirlerini görür görmez aşık olmuşlar ve nerdeyse okulun ilk gününden beri beraberlermiş. Onlar öyle anlatınca ben;
“Okulun ilk günü daha olmadı ki. Siz nasıl hepiniz bu kadar tanışıp arkadaş oldunuz? Tanışma partisi vardı da ben mi kaçırdım?” dedim.
Sonra bana anlattılar. Aslında onlar 1 sene hazırlık okumuşlar ve 1 senedir beraberlermiş. Ben İngilizce muafiyet sınavını geçtiğim için hazırlığı atlayıp direkt onlarla 1. sınıfa başlayacağım. Şimdi oturdu taşlar yerine diye düşünürken tekrar kapı çaldı. Bu sefer de ellerinde bira kasalarıyla iki erkek geldi. Can ve Barış.
Bu ortamda bizim sınıftan olmayan sadece Barış vardı. O da Can’la yurtta aynı odada kalıyormuş. Kendi sınıf arkadaşlarıyla anlaşamıyormuş o yüzden hep bizimkilerle takılıyormuş. Ay hemen de bizimkiler oldu :)
Sonra Gamze beni herkese tanıştırdı. Karşı dairede oturduğumu, İngiltere’den geldiğimi vs.
Herkes beni sanki uzun zamandır tanıyomuş gibi sevecen ve samimi karşıladılar. Sadece Barışla tokalaşırken elimi hafif sıktı. Gözlerine baktığımda daha fazlasını istediğini gördüm. Gülümseyerek karşılık verdim.
“Eveet. Herkes geldiğine göre başlayabiliriz. Biraylamı başlamak istersiniz yoksa önce bi tekila shot mı atalım?” dedi Gamze.
Barış:
“Oo Gamze parayı mı buldun? Tekila nerden geldi?”
Gamze:
“Yok ya. Jane yurtdışından geldi ya duty free den almış.”
Barış:
“Haa. Ben çok sevdim Jane’i ya” dedi ve bana bakıp göz kırptı. Tekila yüzünden miydi yoksa bana asılıyor muydu anlamadım ama bozuntuya vermedim. Çünkü aslında hoş çocuktu. Kumral saçları, beyaz teni ve yeşil gözleriyle çok yakışıklı görünüyordu. Sanırım spor yapıyordu, kaslıydı.
Ben Barış’ı incelerken yanındaki İrem’e gözüm kaydı. Bana kötü kötü ve sorgular gibi baktığını gördüm. Acaba sevgililermiydi ben yanlış bir şey mi yaptım. Ama kimse bana bir şey demedi ki nerden bilebilirim. Yanyana oturuyolar ama Barış hiç ondan tarafa bakmıyo bile. İrem sürekli bir şeyler ikram ediyor Barış hepsine yok diyor. Yaa kızım bi erkek için bu kadar düşme. Ne kadar güzel kızsın.
Gamze’nin bağırmasıyla düşüncelerimden çıktım.
“Ohaaaa. Maga senin fotoğrafını paylaşmış Jane. Daha bugün geldin. Hemen nerden haberi oldu.”
“Maga mı? O ne ya?”
“Bizim okulun dedikodu sayfası. Nasıl oluyo anlamıyoruz ama her şeyden haberi var. Onun haberinin olduğu her şeyi okul da öğreniyor böyle”
Kaşlarımı çattım. Gamzenin elinden telefonu çektim. Bugün caddede gezerken habersiz bir fotoğrafımı çekmiş. Altına da “İngiltere Kraliçemiz gelmiş. Bakışları da aynı İngiltere’nin havası gibi soğuk ve kasvetli. Adeta buz gibi. Buldum. Yeni kızımızın adı ‘Ice Queen’ olsun. Hoş geldin Ice Queen. Umarım beni hayal kırıklığına uğratmazsın.” yazmış. Dışardan çok soğuk göründüğümü herkes söyler. Ama tanışınca fikirleri değişir. İlk görüşte kimse sevmez beni o yüzden.
Telefonu geri verdim. Pek umrumda olmadı açıkçası. Ama herkes bir gerilmişti.
“Gossip Girl gibi yani” dedim.
Herkes gülüştü.
Selin:
“Her şeyden anında haberi oluyo. Her yere kamera mı taktırdı ne yaptı? Çok merak ediyorum kim olduğunu yaa” dedi.
“Herkesin elinde kameralı telefonlar varken her yere kamera taktırmasına gerek yok. Mutlaka başkaları atıyodur ona da. Tek başına değildir yani” dedim.
Herkes ağzı açık şekilde bana bakıyodu. Sonra Can
“Ben anlamıştım zaten bu kızın ne kadar zeki olduğunu” dedi.
Gerçekten ben söylemeden önce bunu düşünememişlermiydi.
“Maga’nın bugüne kadar paylaştığı en skandal olay neydi?” diye sordum.
Selin:
“Bi partide kızın biri sarhoş olup düşmüştü. O baya kötü bi olaydı bence” dedi.
Gamze:
“Bence iki kızın Prens için kavga etmesi daha rezil bi olaydı.” dedi.
Çağla:
“Saçmalamayın. Prens barın tuvaletinde bi kızla sevişmişti. Asıl skandal oydu.” dedi.
Ağzım açık kaldı.
“Kim bu Prens?” diye sordum.
Kızlar hep bi ağzından Ahh dediler. Erkekler gözlerini devirdi.
“Okulumuzun en yakışıklısı.” dedi Gamze.
“Abartma bee. Herif şerefsizin teki. Ağlatmadığı kız kalmadı okulda. Hala onun nesine hayransınız.” dedi Barış. Sanırım bi yarası vardı. Lafı değiştirmek için
“Bu Maga okulun dekanı çıkarmış bi de” dedim.
Herkes güldü. Sonra bi düşündüler. Sonra hep birlikte tekrar güldük.
Böyle havadan sudan muhabbet etmeye devam ettik. İçkiler su gibi akıyordu. Önce biralarla başlamıştık. Biram bittikçe Barış yenisini getiriyordu. Beni sarhoş etmeye mi çalışıyor ne yapıyor anlamadım. Belki de sadece centilmenlik yapıyodur hemen kötü düşünmeyelim.
Herkes bir yerde kendi arasında muhabbete daldı. Ben koltukta oturmuş onları dinliyordum. Sonra yanıma Barış geldi.
“Ee Jane nasıl beğendin mi ortamımızı?”
“Evet. Çok eğlenceli görünüyo. Gülmekten çene kaslarım ağrıdı sanırım.”
“Çok güzel gülüyorsun.”
“Teşekkür ederim ama sen bana asılıyor musun acaba biraz?”
“Haha. İltifat ettim sadece. Asılmak bana göre değil direkt girerim. Konuya tabi” dedi ve göz kırptı.
Altındaki inceyi anlamıştım. Baya baya beni yatağa atmaya çalışıyordu. Bu kadar çabuk mu diye düşündüm. O sırada İrem’le göz göze geldik. Yine bana delici bakışlarından atıyordu. Bakışlarıyla beni dövüyordu adeta. Bu kız baya baya aşıktı Barış’a. Ama Barış’ın hiç haberi yoktu. Ya da anlamamak işine geliyordu. O daha çok takılma havasında anladığım kadarıyla. Düşüncelerimi yine Gamze böldü.
“Eveeeet. Shot zamanıı. Hadi herkes alsın birer tane. 3-2-1 diyince herkes aynı anda dikiyoruz.” dedi “vee üüçç ikiii biiirr fondipp”
Herkes aynı anda shotını içti. Bir iki derken baktım ki masada limon kalmamış. Geldiğimden beri oturuyorum bunu da ben getireyim bari dedim ve ayağa kalktım. Ben ayaklanınca herkes
“Gidiyor musun?” diye sordu. Ben de
“Yok yok. Limon bitmiş limon getireceğim.”
“Haa tamam tezgahın üstünde limonlar görürsün zaten” dedi Gamze.
Mutfakta limonları keserken arkamda bi ses duydum. Barış gelmişti.
“Baya içtin. Yanlışlıkla parmağını kesme diye göz kulak olmaya geldim.” dedi gülerek.
Ben de flörtüne karşılık verdim. Biraz eğlenmek benim de hakkım.
“Evet aslında limonu çift görüyorum. Biraz yardım güzel olurdu.” dedim.
Arkama geçti. Ellerimin üstüne ellerini koydu. Limonu beraber kesiyorduk. Arkamda sertliğini hissedebiliyordum. Alkolden dolayı artan libidom iyice artmıştı.