15.BÖLÜM: HEM CEZA HEM BALAYI

1699 Words
15.BÖLÜM:HEM CEZA HEM BALAYI ZERDA Hain Sevgi, ona anlattıklarımı, nasıl gider söylerdi.Sırrımı paylaşmıştım, ben onunla. Ama o arkamdan kuyumu kazmıştı.Görürdü o... Bir doğum yapsın.Mert'e azdırıcı verip,onu yatağa çivilemesini sağlamazsam. Dua etsin şuan hamileydi.Yoksa elimden kurtulmazdı.Niye mi böyle diyordum.Her şey 3 gün önce, düğünden sonra, yola çıkınca başladı. 3 GÜN ÖNCE ZERDA Araba da sessizlik içinde ilerliyorduk.Nerden çıkmıştı bu tatil işi sanki.Evde şimdi pijamalarımı giyinmiş,uyuyor olucaktım. Ne güzel Ömer Ali de kanepede uyuyacaktı.Ama şimdi gittiğimiz yerde kesin kanepe yoktu.Ömer Ali'yi tanıdıysam, o da beraber aynı yatakta yatmak için elinden geleni yapacağıydı. Tabi ben bunları düşünürken uyuya kalmışım. Uyandığımda ne göreyim,manzara süperdi. Biz nasıl bukadar yol gelmiştik.Ben nasıl bu kadar saat uyumuştum. 5 saattir yoldaydık resmen. Bu adam hiç mi yorulmamıştı,hiç durmadan direksiyon sallamaktan. Gerçi işime gelirdi.Direk yatar uyurdu.Bu gece yırttım ,yarında cezalı derken, tatili bir şekilde bitirir eve dönerdik. Ben böyle rahatlamış şekilde, gökyüzüne süzülen balonları izlerken,yan tarafımdan seslenmesiyle ona döndüm. ''Zerda aklındaki planları biliyorum.Şimdiden söyleyim.Hiç yorulmadım.Ve hiçte ceza meza anlamam. Şimdiden söyleyim.'' dedi. Anında kaşlarım çatıldı, ne diyordu bu dalkavuk bey. ''Hayırdır Ömer Ali, tatile gelirken gene Destanlığın mı tuttu .Ne bu üstten üstten konuşmalar.Hem ben ne planlar kuruyormuşum kafamda'' dedim. Zorla sinirlendiriyordu yaa. ''Zerda , canım , gülüm, birtanem , hani şu arkadaşlarımın oyununa geldim diye bana vuslat yok dedin ya, onu diyorum.Bak ne güzel seni Nevşehire getirmişim. Kapodokya'yı gezicez, balona binicez. Daha neler neler yapacağız.Gel etme, şu ceza işinden vazgeç'' dedi. Kahkaha attım . Nasıl da çocuk gibi yalvarıyor. Neyse, kendini topla Zerda . Gün intikam günü. ''Hiç kusura bakma Ömer efendi. Onu oyuna gelmeden önce düşünücektin.Umrumda bile değil.Zaten bugün yol yorgunuyuz.Yarında cezalısın.Şansına küs.Burdan elin boş döneceksin'' dedim. O da ''Sen öyle san'' diye birşey geveledi ağzında ama tam anlamadım. '' Efendim '' dedim. O da ''Yok bir şey, sen haklısın '' dedi. Çabuk kabullenmişti.İnşallah bunun altından bir hinlik çıkmaz dedim içimden. Otele geldik.Resmen her yerim uğuşmuştu.Allah'tan çok oyalanmadan odamızı gösterdi de görevliler.Hemen dinlenebilecektik. Odaya adımımı attığım anda beni büyüledi.Eski insanlar nasıl inşa etmişler ya .Taşı oyup ev yapmışlar .Mükemmel bir otantik alan elde etmeyi, başarmışlar gerçekten. Ama tamda tahmin ettiğim gibi sadece bir yatak vardı, bir de dolap.Şömine bile var ama kanepe yok.Aslında alan vardı, ama eminim Ömer Ali bilerek hazırlatmıştı, odayı böyle. Kendi kaşınmıştı.O da yerde yatardı. Arkamı dönüp, tam ona yerde yatmasını söyleyecektim ki.O çoktan soyunmuş gelmiş yatağa geçiyordu. Ben o kadar dalmışım ki odayı incelemeye , farketmemişim bile . ''Hayırdır Ömer bey , rahatınız yerinde mi? afiyettesinizdir inşallah'' dedim. O da '' Valla sorma hayatım , öyle yorulmuşum ki, direksiyon sallamaktan .Tabi bir de uzun zamandır, bir zalimin kızı yüzünden sırtım yatakta görmediğinden, olsa gerek , pek rahatım yerinde '' demez mi!. ''Kalk çabuk, orası benim yatağım.Sen yerde yatacaksın'' dedim. ''Etme gülüm, yerler taş taş . Bak nasıl insanlar oyarak yapmışlar .Hasta olurum ben .Acı bana .Şurda kıyıda kıvrılır yatarım ,sankim ne olacak'' dedi. Gene pişkinliği üstündeydi ve onla uğraşamayacak kadar yorgundum.Yolda uyusamda , araba yolculuğu beni haşat ederdi. Hiç laf dalaşına girmeye gücüm yoktu. ''Ne halin varsa gör, ama yatağın o tarafından bir milim dahi kımıldarsan yakarım seni, temas yok'' dedim. Hızla ellerini kaldırıp, teslim olur gibi yaptı. Ben de söylene söylene banyoya gittim.Daha gelinliğim üstümdeydi. Valizi de yanıma almıştım.Gelinliğimi çıkarıp güzelce katladım.İyiki de tarlatansız seçmişim.Evde olucak diye böyle seçmiştim ama birde utanmıştım.Dedemin kırkıydı sonuçta. Biraz da, şimdi tatile gelmekte canımı sıkıyordu bu yüzden, ama yapacak bir şey yoktu.Emir Mahmut dede'dendi. Valizi açıp , pijamalarımı ararken,alt üst etsem de bir türlü bulamadım.Tabi ya ahhh Sevgi ahh sen elime düşmeye gör. Valizin içine pijama hariç her şeyi koymuşlardı.Ama pijama yoktu.Ömer Ali'ye koymuşlar mı diye baktım.Onada koymamışlar. Zühre teyze sana teesüf ediyorum ya . Nasıl o Sevgi cadısıyla iş birliği yapıp, beni tongaya düşürürsün. İşin fenası,gündelik kıyafette koymamışlardı.Hepsi pullu , boncuklu idi. Bunlarla yatılmazdı. El mecbur, içlerinde en kapalı olanı çıkardım.Allah'tan sabahlığı vardı.Hızlıca duş alıp giyindim.Sonra aklıma bir fikir geldi. Ben neden bunu bir fırsata çevirmiyordum. Ömer Ali düz duvara tırmandırıcam seni, görürsün şimdi. Hazırlanıp banyodan çıktım.Üstüm de lacivert uzun bir gecelik, ama derin bir yırtmacı vardı.Siyah saçlarım sırtımda aheste aheste sallanarak , yatağın öbür tarafını dolanıp, kendi tarafıma geçtim. Ömer Ali telefonuyla uğraşıyordu.Kafasını kaldırıp bana baktı sonra telefonuna geri döndü ama , ne gördüğünü yeni idrak etmiş olacak ki, elinden telefonu düşürdü.Defalarca yutkundu , sanki ağzı dili kurumuştu. Hızla bana yanaştı. ''Zerda affettin mi beni? Yumuşadın mı? Ha !! Bunu mu anlamalıyım , bu halinden '' dedi. Üstüme adeta vahşi bir hayvan gibi atlamamak için kendini zor dizginliyordu.Ecel terleri döküyordu.Ama acımadım . ''Yooo ne münasebet, canım istedi.Böyle giyindim.Oda da şömine yanıyor, sıcakladım.''dedim. O da '' Ben de yanıyorum! gel beraber söndürelim ateşimizi'' deyip hamle yapmaya kalktığında, hızla yataktan kalktım. ''Orda dur Ömer efendi! Bu da senin cezan.O dansöz orda önünde kıvırtıyorken , nasıl oturmaya devam ettiysen, şimdi de öyle oturucaksın.Bakacaksın ama dokunamayacaksın.Bununla yırttığına şükret.Daha fazla konuşma , yoksa daha çoook süründürürüm'' dedim. Yatağın örtüsünü hırsla üstüne çekti. ''Zalimin kızı ne olacak.Bir kere Ömer efendi dedi ya tamam , lafından katiyen dönmez.Ama ben de Ömer Ali isem seni yarın gece Aliii,Alimmm diye inleticem '' dedi. ''He he '' dedim.Uykuyla uyanıklık arasında.Anında uyumuşum.Çok bile dayanmıştım zaten. Sabah su sesine uyandım.Tabi gece benden sıra gelmemişti, Ömer Ali beye, oh olsun. Kalkıp hemen hazırlandım.O banyodan çıktığında başörtümü yapıyordum. Gelip arkamdan sarıldı.Üstünü giyinmişti.Hayret doğrusu. ''Günaydın Karımmm! Hazır mısın? Tatilimizin ilk gününe ''dedi. Dönüp yüzüne baktım.Ama yok .Akşam ki halinden eser kalmamıştı.Acaba bir oyun mu peşindeydi. ''Hiç boşuna bakma ,akşam ki olanlar yüzünden, tatilimizin seyrini bozamam. Hadi bakalım .Sana süprizlerim var'' dedi. ......... Ve gezimiz başladı. Önce ,gökyüzüne havalanan balonları izlerken, keyifli bir kahvaltı yaptık. Burda güneş doğarken başlarmış, balonla havalanmak. Yarın erkenden kalkacaktık.Yorgunluktan bugün kalkamamıştık. Sonra deve ile gezi turu yaptık.Ardından peri bacalarını ziyaret ettik .Kısacası gezilecek ne kadar yer varsa , hepsine götürüp gezdirdi beni, Ömer Ali.Ama artık çok yorulmuştum. 'Son bir süprizim daha var' sana dedi.Ben ' çok yoruldum, gidelim ' dediysem de 'olmaz' dedi. Sonra çalışanlardan birinin elinde, büyük bir kutuyla bize doğru geldiğini gördüm. Kutuyu Ömer Ali'ye verdi.O da gelip önüme koydu.Kapağını açıp içindekini çıkarmasıyla, şok oldum. Anında gözlerim doldu. Bu benim beğendiğim gelinlikti ama düğün de olsa , bir nevi dedemin mevliti olduğundan,almamıştım.Ayıplanmaktan korktum. Zaten hala da kızgındım Destana, ama içimde ukte kalmıştı işte . Kafamı kaldırıp, Ömer Ali'ye baktığımda , daha bir şok oldum.Çünkü arkasında, fotoğrafçısından tut kuaförüne ... Koca bir ekip bekliyordu. Ömer Ali elimi tuttu. Diğer eliyle göz yaşımı sildi.Hala ona bakıyordum.Neler oluyor dercesine !! ÖmerAli: '' Zerda'm, yaralı ceylanım.Biliyorum.Hiç bir şey şuana kadar, gönlünce olmadı. İstedim ki, yeni bir başlangıç yapalım.Her şeye burda sıfırdan başlayalım". Ne diyeceğimi bilemedim.Ben ilk sabah dediklerine çok kırılmıştım ama ona ikinci bir şans vermeyide kabul etmiştim. Sadece başımı salladım.Oda beni kucağına alıp hızla döndürdü. ''Zerda'm, asla pişman olmayacaksın.Şimdi burda herkesten uzakta; Sadece ikimiz,,,, başbaşa bir düğün yapıcaz ''dedi. Bir işaretiyle beni hazırlayacak ekip yanımıza geldi. Sonra her şey şimşek hızıyla gerçekleşti. Hangi ara hazırlandım, hangi ara fotoğraf çekineceğimiz yere geldik, anlamadım bile. Ama bir tepenin ucunda ,gökyüzünde balonlar yerde biz ... Çok güzel bir anı olmuştu. Bir kaç daha poz çekindik.Farklı farklı yerlerde ve hepsi birbirinden güzel olmuştu. Fotoğrafçı doğallığını bozmadan resimleri basacaktı ve biz gitmeden albümü, hazır edecekti. Çok yorulmuştum ama süper bir gün geçirmiştim.Her ne kadar balona binemesemde, içinde de resim çektirmiştik. Otele döndüğümüzde, yorgunluk paçalarımdan akıyordu resmen. Ama tatlı bir heyecanda vardı.Madem yeni bir başlangıç yapmayı, kabul etmiştim.Bugün bizim milâdımız olsundu. Odaya girince; Ömer Ali ''sen üstünü burda değiştir, daha rahat edersin.Banyo küçük.Ben orda değiştiririm'' dedi. O banyoya girdiği gibi, başörtümü çözdüm.Saçlarımı hızlı bir şekilde açıp, elimle şekil verdim.Taramaya vakit yoktu. Duvağın sadece tülünü yüzüme örttüm ve tamda o anda, Ömer Ali banyodan çıktı.Üstünde kısa kollu ,altında eşofmanıyla. Demek benden ümidi kesince, kendine eşofman altı aldırmıştı.Bak sen! Neyseki onu şaşırtmayı ve aklını almaya bayılıyordum.Eminim beni görüncede, şuan aklı uçup gitmişti. ''Zerda'm neden çıkarmadın gelinliğini?'' dedi. Söylemiştim, aklı uçacağını. ''Madem burda her şeye, sil baştan başlıyoruz.Bu gece bizim milâdımız olsun.Bu gece evliliğimiz gerçek olsun.Hem sen bana yüz görümlülüğü takmadın. Hani her şeyi tam yapacaktın?'' dedim tatlı bir sitemle. Anında yüzü yumuşadı ve yanıma adımladı. ''Zerda'm emin misin ? Kendini buna mecbur hissetme.Ne zaman hazır hissedersen o zaman olur.Bugün olanlardan, kendini buna mecbur hissetme. Sana herşeyi eksiksiz , içinde ukte kalmadan yaşatmak, benim görevim. Asla kendini, karşılık vermek zorunda düşünme '' dedi. Anlaşılan herşeyi itiraf etmeliydim. Örttüğüm tülü başımdan indirip, ayağa kalktım.Boyu benden baya uzun olduğundan, kafamı kaldırarak konuşmam gerekiyordu. ''Ömer Ali , hani o uçurumun kenarında, bana aşkını itiraf etmiştin ya!! O zamanlar sana söylememiştim.Çünkü sana, kızgınlıktan öte kırgındım.Ama şimdi!,,,,,,,, Ali! Ali'm ,ben seni görmeden sevdim.Ben senin Ömer gibi adaletli, Ali gibi şefkatli oluşunu sevdim.Sırf senin yanına gelebilmek için sınavı kazanmaya çabaladım.Bu yüzden gece gündüz çalıştım.Eğer sınavı kazanıp, yanına okumaya gelirsem, o zaman aşkımı da sana itiraf edecektim. Ama Zühre anneden, başkasına sevdalı olduğunu, kızın reşit olmasını beklediğini duyunca ....Sevdamı kalbime gömmüştüm.Ama sonrasında olanlar işte malum... Yani demem o ki, ben kendimi bildim bileli ,,, Seni görmeden sevdaya düştüm. Hakkında konuşulanlar yetti .Sana sevdalanmama!'' dedim. Ali bana öyle bir bakıyordu ki...Ne düşündüğünü anlayamadım ama sonrasında; ''Kurban olurum seni bana verene'' deyip bir sarılışı vardı.Sanki içine soksada kimselere vermese. Kimseler görmese, adeta saklamak istercesine. Sarılmamız baya sürdü.Hasrettik birbirimize, sanki yıllardır görmemiştik birbirimizi. Bir süre sonra geri çekilip, cebinden bir kutu çıkardı. ''Her şeyi usulüne göre yapmışken, bunu atladığımı düşünmedin herhalde'' dedi ve kutuyu açtı. İçinde beyaz taşlardan oluşan, gül motifli bir yüzük vardı.Tek kelimeyle bayılmıştım. Kutudan çıkarıp parmağıma taktı.Alnımdan öptü ve '' Ruhumun şifası, kalbime hoş geldin'' dedi. Sonra dudaklarımız buluştu. Acele etmiyordu.Şefkatle öpüyordu beni. Bugün bizim için, her şeyiyle bir milâttı. Ve dediği gibi, Ali'm diye, inlete inlete sevmişti beni.. Ama her dakikasına değerdi. O beni böyle sevdikçe, ben her daim Ali'm demeye razıydım. O benim, görmeden düştüğüm sevdamdı. ............. İşte 3 günlük tatilimiz böyle sonlanmıştı.Balona binemedik.Çünkü sağolsun Ömer Ali, beni yataktan çıkarmamıştı. Yine getiririm seni, en kısa zamanda bir kaçamak daha yaparız diye diye, defalarca beraber olmuştuk. Bu yüzden de dönüşte uçakla gidiyorduk.Çünkü sayesinde, bacaklarımı hissetmiyordum. Allah'tan arkadaşının jeti varmış.Bizim için tahsis etmişti.Ömer Ali arayıp rica edince . Ve bu yüzden de Sevgi'ye söylenip duruyordum.Hele bir doğursun , O da benim gibi yürüyemeyecek hale gelecekti. O, bu, değilde.... Biz gerçekten karı koca olmuştuk artık.Hiç ummazdım,sevdiğim adamla bunları yaşayacağımı.. Sonunda böyle olacağını bilseydim, berdel olduğuna üzülmezdim. Ama daha acı günlerin, ileride bizi beklediğini..... Sevdamızın bir kez daha sınavdan geçeceğini nerden bilebilirdik ki!!!!......
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD