7.BÖLÜM:AİLEYLE KAHVALTI

1289 Words
7.BÖLÜM: AİLEYLE KAHVALTI ZERDA Banyoda ne kadar kaldım, bilmiyorum.Ama artık çıkmam gerekiyordu.Lavaboda yüzümü yıkadım,makyajımı sildim. Zaten sadece bir göz kalemi çekmiştim.Hafifte dudak parlatıcısı, birde allık.Çünkü dedemin vefatı beni yıkmıştı.Bir kaç günde solmuştum.Aynaya bakarken,kendime söz verdim. Bir daha kimse için ağlamayacağım. Kimsenin beni, üzmesine izin vermeyeceğime and içtim.Her ne kadar, Zühre anneye söz versemde .. O, Ömer Ali'nin söylediklerine kadardı. Başörtümü açtım.Aslında saçımın bir telini dahi ona haram ederdim, bu söylediklerinden sonra ama , duş almaya ihiyacım vardı.Bütün kemiklerim agrıyordu.Ve sonuçta evliydik.İllaki saçımı görecekti.Odada sürekli örtüyle duracak değildim. Elbisemi dikkatli bir şekilde çıkarıp, kenara koydum.Banyo nerdeyse salon kadar büyüktü.Bir banyo neden bu kadar büyük olur ki? Sanırım, günlük işlerin halledileceği kısım ayrı, keyif yapılıcağı yeri ayrıydı.Çünkü köşede buzlu camın önünde, jakuzi vardı. Ağzının tadını biliyormuş, bu Ömer Ali. Duşakabine geçip duşumu aldıktan sonra, dolaptan temiz bornozu alıp giyindim.Saçlarımada baş havlusunu sardım. Elimede elbisemi ve örtümü özenli bir şekilde alıp, banyodan çıktım.Odaya baktığımda önce gitti sandım ama sonra bir gölge hissedince baktığımda,camın önünde durup,dışarıyı seyrediyordu.Hızla giyinme odasına gittim.Elbisemi ve örtümü dolaptan aldığım askılığa astım ve kenarda bir yere koydum. Çünkü kuru temizlemeye vermeliydim.Çekmecelerden iç camaşırı ve tayt alıp,ilk sabah için giyineceğim, yeşil desenleri olan beyaz elbisemle, başıma örteceğim, yeşil şalımı da alıp, odadaki paravanın arkasına giyinmek için geçtim. İyiki böyle bir paravan koymayı, akıl etmiş.Yoksa kabak gibi odanın ortasında giyinecektim. Şalım hariç, üstümü giyindikten sonra, odada saç kurutma makinesini aradım.Ama sanırım banyodaydı. Şimdi tekrar oraya gitmek için, onun önünden geçmek istemedim.Hem sanırım o girmişti banyoya. Havluyla kurulayabildiğim kadar kuruladıktan sonra, saçlarımı tokayla bağlayıp, bonemi taktım ve şalımı bağladım. Aynanın önüne geçip, gözlerime sürme çektim. Günlük hayatımda makyaj yapmayı sevmezdim. Ki ihtiyacın da yok derdi, canım babannem. Yeşil gözlerimi annemden almışım. Zaten rahmetliye çok benzermişim. Belkide o yüzden, babam olacak adam, bir kere bile yüzüme bakmazdı.Annemin zamansız ölümünden, beni sorumlu tutardı.Sanki ben ölsün istemişim gibi😭. Ben de boşvermiştim. Dedemle babaannem bana, hep yetmişti. Ama her şey bugünden sonra değişecekti. Eğer Ömer Ali, bana öyle konuşmasaydı, herşeyi arkamda bırakmaya razıydım.Ona sığınıcaktım.Ama madem o böyle istedi. Öyle olsun.Herkes bundan sonra benden korksun. İyi olana iyi, Kötü olana da nasıl kötü olacağımı, herkese gösterirdim. Ve önce senden başlıcam Destan ..... Artık benim için sadece Destansın.Sen, Ömer'in adaletini, Ali'nin şefkatini, bir bana göstermiyorken... Bundan böyle, sadece soyadını aldığım Destansın...... ÖMER ALİ Sabaha kadar dönüp durdum.Kalbim o ‘masum’ , ‘üzme onu’ desede.Aklım ‘kardeşinden duydukların ortada, illa cümle alem mi söylesin, inanman için’ diyordu. Güneş doğana kadar, kalbim ve aklım arasında kaldım.Tabii, galip aklım çıktı. Sözlerimi söylerken, acımadım. Ama kalbim sızladı. Sessiz kalıp, hiçbir şey demeden banyoya gitti.Ben de o sırada kalkıp, giyinme odasına gittim.Belli ki banyodan hemen çıkmayacaktı.Üstümü değiştirip, yeni bir takım elbise giyindim. Sonra odaya geri dönüp, camın önünde durup,dışarıyı izledim. Nasıl olacaktı.Dediklerimi gerçekten yapacak mıydım.Yinede kuma almayacağımı, söylemeliydim. En azından onu da aklına getirip, üzülmesin diye düşündüm.Daha fazla saçmalayacağımı bilsem çenemi açarmıydım ahhh........ Ne kadar süre, durdum orda bilmiyorum ama kapı sesiyle irkildim. Camın yansımasından gördüm onu. Elinde elbisesi, üstünde bornozu ,başında havlusuyla. Doğruca giyinme odasına koştu.Bu haline gülsem mi? bilemedim. Ama,' saçmalama oğlum kendine gel, dediklerini ne çabuk unuttun ' diye aklım, kendime gelmemi sağladı.Ben de banyoya geçip, elimi yüzümü yıkadım. Rutin işlerimi hallettim.Banyoya onun kokusu sinmişti. Kahvaltıya yeterince geç kaldığımızdan, duş almayı sonraya erteledim.İlk sabahımız olduğundan, birlikte inip, büyüklerin elini öptükten sonra, hep beraber kahvaltımızı edecektik. Düğünden sonraki, ilk sabah âdetti. Gerçi bizim düğün daha olmamıştı.Ama olsun. Banyodan çıktığımda oda hazırlanmıştı. İlk bir kaç saniye onu izledim.Sonra ben ne yapıyorum diye sorguladım kendimi. Bişi söyleme ihtiyacı duydum.boğazımı temizleyerek: ''Hazırsan aşşağı inelim.Geç kaldık,malum banyodan çıkamadın bir türlü ''. Neden bu kadar geçimsizdim ki. Daha yumuşak konuşucakken,dilim benden bağımsız hareket ediyordu. Yüzünü bana döndü.Bana, öyle bir bakışı vardı ki; Korkmadım, desem yalan olurdu. ''Diyene bak, kendisi sadece el yüz yıkadı, ama 10 saat çıkamadı.Ben en azından, duş aldım.Hem senin gibi saçlarım kısa değil, uzun. Bakım ister.Zaten senin yüzünden, esas bakımımı yapamadım.Neyse yaz mevsimindeyiz de , saçlarım kurumasada, başımı ağrıtmaz,örtünün altından.'' dedi. Ne olmuş bu kıza böyle.Ben sessiz kalınca, sandım kabullendi. Ne dersem onu yapıcak.Hele şu uslübü. Hiç hoşuma gitmedi.Tabii bende altta kalmadım. Ama keşke dilimin kemiği olsaydı. '' Bakım yapmasanda olur . Nasıl olsa alan aldı, satan sattı.Eee seni ben aldığıma göre de , saçların umrumda bile değil. Hem sen çok yerleşme bence buraya... Çünkü gerçek bir karı koca olmayacağız. Hem demin, ihtiyaçlar dedim ama ondan da vazgeçtim.İçim almaz.Bir süre evli kalırız. Çocuk olmayınca, aşiret kuma der. Ama, ne ben, ne ailem böyle bir şeye izin vermez.İçin rahat olsun.Her ne kadar berdel olsakta, çocuk olmayınca karışamaz kimse. Boşanmaya sebebimiz olur. Destanların sözü senettir.'' dedim. ''LÜTFETTİN AĞAM! '' diye haykırdı, yüzüme. Allah'tan teras katı bizimdi ve biz yukarıdayken de, çağırmadan kimse gelemezdi. Beni omuzumdan itekledi ve ''Bugün burda söylediğin her şeyi,sana sözüm olsun.Bir Bir yediricem, burnundan getiricem.Sen, daha kimle aşık attığını bilmiyorsun; Destan ağa... Bundan sonra benim için, soyadını taşıdığım DESTANSIN. Sen o güzel iki ismi haketmiyorsun. Destanlaşmış bir DESTANSIN, artık benim için. Şunun farkına varsan iyi olur.Senin bu tavrına sustuysam, oda başta Zühre teyze ve diğerleri içindir.Yoksa, yalnız kaldığımız her dakika sana azap çektiricem.'' dedi. Sanırım bu kez haketmiştim.Beni beklemeden kapıyı açıp çıktı.Yerimden bir kaç saniye kımıldayamadım.Ama sonra, bende dışarı çıkmak için hareket ettim. Merdivenlerden aşşağı inerken, yetiştim ona ve aynı anda girdik salona. Herkesin sırayla elini öptük.Ardındanda kahvaltıya geçtik.Kahvaltıdan sonrada, işe gitmek için ayaklandım. Dış kapıya doğru giderken, arkamdan ayak sesleri geliyordu. Sanırım, Zerda beni, yolcu etmeye geliyordu.Dönmedim arkamı. Ayakkabımı giyip, dış kapıyı açtığım anda , arkamdan seslendi. '' DESTAN İşin rast gitsin . '' Tebessüm ettim bu dediğine. Sanki o kadar ağır sözü ben söylememişim gibi. Odadakiler hiç yaşanmamış gibi. Ama tabii Zerda durur mu ? Yüzümü düşürücek sözü söyledi hemen. ''AMA İÇİN RAHAT ETMESİN''. Sonra döndü arkasını, içeriye gitti. Sanki ben bostan korkuluğuyum, hahhh sanki senin yolculamana, güzel sözlerine ihtiyacım var, haspam. ‘Ama bozuldun, Ömer Ali kabul et’, dedim kendime. Hakikaten keyfim kaçmıştı. O gün ve diğer günler de birbirinin aynısıydı. Her sabah kalkıyor ,hazırlanıyor , beni yok sayıyor. Sonrada annemlerin yanında, mükemmel gelini oynuyordu.Bedduaları ilede yolcu etmeyi eksik etmiyordu sağolsun. Sabrımın son raddesindeydim. İlk sabah ağır konuştum diye, suçluluk duyduğumdan, ses çıkarmıyordum ama, bu böyle devam etmezdi. 1 hafta olmuştu.Biz birbirini, heran boğazlıyabilecek düşmanlardık, sanki. Ama o sabah, kahvaltıda bişiler değişti.Duyduklarımla kalbime öküz oturdu âdeta… Her zamanki gibi kahvaltı yaparken, dedem Zerda' ya; '' Zerda kızım, sen lise mezunuydun değil mi ? Zühre, üniversite sınavlarına hazırlandığını söyledi. Biz her daim arkandayız.Okumak istersen, tüm desteğimizle, maddi manevi yanındayız'' dedi. Artık okumaya ihtiyacı kalmadı,diyemedim.Ne de olsa zengin koca bulmuştu. Yani beni …. Ama onun söylediklerini duyunca , çayımda olan bakışlarım, hızla gözlerini buldu.Yalan söylüyordu dimi, yalan. Zerda; ''Evet Mahmut dede . Lise mezunuyum ama dışardan bitirdim.Lisedeyken babaannem vefat edince, Arife hanım; dedemin acısından, kendi kabuğuna çekilince, fırsattan istifade edip, beni okuldan aldırdı. Babam beni dinlemedi .Kız kısmı okumaz dediler. Ama, dedem ‘bari dışarıdan liseyi bitirsin’ dedi. Buna bişi diyemediler.Bende hem ev işi, hem dersler zor olsada, dedem için çok çalıştım. Ve sınavları geçtim.Biraz uzun sürdü ama olsun. Üniversite sınavlarına da çalışıyordum ama malum olanlar'' dedi. Ama ben gerisini dinlemedim.Ceketimi, sandalyeden aldığım gibi fırladım.Sofradaki herkes bana baktı. Aniden kalkışıma, anlam vermeye çabaladılar ama, ben daha fazla duramadım. 'Acil bir toplantım olduğu aklıma geldi, geç kaldım ' diye yalan söyledim.Çabucak oradan çıktım.Hangi ara ayakkabımı giyip, dışarı çıkmıştım.Hangi ara arabaya binip, çalıştırmış, hatta yola çıkmıştım,bilmiyordum. Boğuluyordum.. Gömleğimin üst düğmelerinden bir kaçını açtım. Nefes alamıyordum. Hala Zerda ' nın ''Liseden aldılar.'',''liseyi dışardan bitirdim'' sözleri kulağımdan gitmiyordu. Dilan 'lise son da neredeyse, zengin koca buluyordu' demişti. Dilan' lisede bütün erkekleri elden geçirdi ' demişti. Hangisi yalan söylüyordu.Zerda liseden alındıysa, nasıl lisedeki erkeklerin her biriyle sevgili olsun.Kafamda hiç bir şey oturmuyordu. Ve bunların doğrusunu kimden öğreneceğimi biliyordum. Zamanında yapmam gerekeni , şimdi yapıcaktım.Belki geç kalmıştım.Ama zararın neresinden dönersen kârdır.Umarım daha fazla zarar etmezdim. Ve eğer Dilan bana yalan söylediyse, o zaman korksundu, benden !!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD