ZERDA
Bir haftadır yapmadığımı bırakmadım, Destana.....
Acı biberleri, iç çamaşırına mı sürmedim.
Müshilli sütlaç mı yapıp yedirmedim.
Tuz çoru çorbayı mı içirtmedim!
Neler neler .....
Ama en komiği tam toplantıdayken , projeksiyonu yansıtmasıyla ekranda kendini görmesiydi.
Hemde ona uyku ilacı verdikten sonra uyuyunca, yüzüne makyaj yaptığım fotoğrafıydı.
O uyuduğun da telefonunun rehberine girip, sekreterinin numarasını almıştım.
Kendi telefonumdan mesaj çekmiş, kendimi tanıtmıştım.
Meğer birde çalışanlarla grupları varmış.
Beni de o gruba almazsa , Ömer Ali'ye dedikodu yaptıklarını söylemekle tehdit etmiş olabirim.
Sekreteri Sibel de, ''Zerda hanım sizi bütün personellerin olduğu duyuru gurubu yerine, sadece yönetim katındaki personellerle kurduğumuz arkadaş grubuna alayım ama siz de Ömer Ali Beye söylemeyin , lütfen. O grup sayesinde , Müdür yardımcısı Haluk beyle konuşma fırsatım oluyor'' dedi.
''Tamam'' dedim. Tabii bu bilgiyi de kafama not ettim. Günü geldiğinde kullanırdım.
Yazık Sibel'e benim yüzümden , patronundan çekeceği vardı.
Ama yapacak bir şey yoktu. Hedefime ulaşmak için her yol mübahtı ve o yol maalesef Sibel'den geçiyordu.
Neyse ki , bütün sınavlarım bitti.Ömer Ali olmuştu , benim için tekrar ama daha ona söylemiyordum.
Her ne kadar dediklerini unutmamamda , pişmanlığını görmüştüm.
Ve ona o kadar şey yapmama rağmen, her seferinde 'pes ediyor musun? ' dediğimde ,'Asla ölmek var , dönmek yok ' diyordu.
Dediklerine bağlı kalmıştı.Bende bu seferlik affetmiştim.Ama bir daha yaparsa , geri dönüşü olmayacağını söylemiştim.
Hadi o zaman , babası Mehmet amcayı kaybetmişti.
Her şeyle o uğraşmıştı.Babası hayattayken sorumluluğu başka, vefat ettikten sonra başkaydı. Sonuçta, bütün yükü taşımakta yalnızdı.Sonra da Dilan'ın kaçması , berdel olayı derken , kafasının karışması normaldi aslında, bu yüzdende hatasız kul olmaz diye bir şans daha vermiştim.
Ama aynı şeyi şimdi yapsa , bahanesi olamazdı..'Şuanda da kafam yerinde değildi' diyebileceği bir sorunu yoktu .....
..............
Bu akşam kına gecesi olcaktı.Her ne kadar yapmayalım dediysemde, Zühre teyze dinlemememişti.'Sen bana leyla'nın emanetisin.Kızım sayılırsın değil hatta kızımsın.İçinde ukte kalsın istemem 'demişti.
Bende onu kırmamıştım.
Konaktan , sınavdan sınava dışarı çıkabilmek ve ara ara uçuruma kaçmak dışında , hep evde olduğum için ....
Arkadaşım yoktu.
Daha doğrusu vardı. Ama okuldan alınınca kimseyle görüşemeyince , onlarda kalmamıştı geriye.
Bu yüzdende şuan odamda, yalnız başıma aynanın karşısında kendime bakıyordum.
Bindallımı giyinmiş, aynı renk şalımı takmış, hafifte makyaj yapmıştım.
Zümrüt yeşili seçmiştim, bindallımın rengini.Gözlerimle uyumlu olsun istemiştim.
Çok yakışmıştı.
........
Kapımın tıklanmasıyla , bakışımı aynadan çektim.
O tarafa doğru baktığımda ,sarışın uzun boylu , minik bir göbeği olan , gayet güzel giyinmiş , örtüsünü de çok güzel bağlamış, bir kadın girdi içeriye.
Sanırım yeni hamileydi.
'Merhaba ! Ben Sevgi. Ömer Ali'nin askerlik arkadaşı Mert'in, eşiyim.
Duydum ki gelin hanım yalnızmış , geleyim de bir bakayım. Hem de tanışalım dedim' dedi.
'Çok mutlu olurum. Bende Zerda , tanıştığımıza memnun oldum'dedim.
Sevgi bana yaklaşıp , 'Bu ne güzellik maşallah!
Ömer Ali az demiş Mert'e.
Sen anlattığından daha güzelsin. Bu arada ben 25 yaşındayım.Mert ile liseden beri beraberiz. Üniversite bitince evlendik ve beklemek istemeyip hemen çocuk sahibi olmak istedik.5 aylık hamileyim.Oğlumuz olucak.Maalesef bu gece istediğim kadar kurtlarımı dökemeyeceğim ' dedi.
Çok şen şakrak bir insan olduğu belliydi.Aklına ne gelirse hemen söylüyen birine benziyordu.Böyle insanlardan zarar gelmezdi.
''Bu arada bana abla deme! biliyorum benden küçüksün ama olsun.Bence aradaki yaş arkadaşlığa engel değil ve bir tek hitap şeklinden saygılı olunmaz.'Sonuçta akıl yaşta değil baştadır' dimi ama '' dedi.
Ben sadece dediklerinden son cümlesini anlamıştım.Ama iyiki vardı.Yüzümü güldürmüştü.
''İyiki gelmişsin, beni bugünümde yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim '' dedim.
''Ay ne demek canım , tabiki de gelcem.Madem onlar asker arkadaşı , bizde senle asker arkadaşlarının eşlerinin arkadaşlığı oluruz . Ay saçma bir cümle kurdum .Neyse sen anladın.Ya ben neye geldim ne yaptım.Zühre teyze aşağı çağarmıştı.Vakit geldi.Artık kına gecemiz başlasın'' diyerek, beni kolumdan tutup, dışarı çıkardı.Beraber bir yandan inerken bir yandan bir şeyler anlatıyordu.Ne dediğini anlamasamda sesi cıvıl cıvıl olduğundan, enerjim yükselmişti.
....
Aşağı indikten sonra , her şey hızlı gelişti .Misafirlere hoş geldin dedikten sonra , Kına gecesi için hazırlanmış tarafa geçip, tahta oturdum.
Ardından genç kızlar hep birlikte şarkılar söyleyerek oyunlara başladılar.bir yandan da def çalıyorlardı.
Ben, modernlik yerine, eski usul bir kına gecesi istemiştim.Bu yüzden tamamen kadınlara özeldi ve çalgı olarak sadece def ve güzel sesli kızlar vardı.
Bana böylesi daha samimi gelmişti.Daha unutulmaz.
Sevgi de yanımda oturuyordu.
Artık sıra kına yakmaya gelince ; Kına türküsü söylenmeye başladı.Kızlar ellerinde mumlarla, etrafımda dönerken, defi çalan kızda defini kenara koymuş çıplak sesiyle türküyü söylüyordu;
'KINAYI GETİR ANEY
PARMAĞIN BATIR ANEY
BU GECE MİSAFİREM
KOYNUNDA YATIR ANEY
..
TARLADA VAR ÇEPERLER
ÇEPERE SU SERPERLER
IRAK YOLDAN GELENİ
TERLİ TERLİ ÖPERLER
..
SİVİK UCU KUŞ DUNİ
OLDUM YARİN DÜŞKÜNİ
BAŞ AÇIK AYAK YALIN
YOLA DÜŞTÜM
KIŞ GÜNİ'
Türkü bittiğinde öyle ağlıyordum ki, olduğum yerden adeta soyutlanmıştım.
Zühre teyze de ağlaya ağlaya elime kına yakarken , diğer yanımda Sevgi de beni teselli etmeye çabalıyordu.
Ama ben hiç bir şeyin farkında değildim ki...
Ben annemi istiyordum.
Göğsüne bir kere bile yatamadığım annemi.Kokusunu bir kere bile koklayamadığım, o güzeller güzeli kadını..
Ne olurdu bir kerecik görseydim.
Her kızın ilk aşkı babasıdır derler.Ama ilk saçını okşayan annesidir .Hastalandığında başında bekleyen , onu binbir türlü acı çekerek dünyaya getiren kişi olduğunu ve bunlara rağmen bizi en çok seven o olduğunu unutan çoktur.Peki o unutan hayırsız evlatlar, benim gibi hiç annesini tanımasaydı ne yapardı.Tabi o zaman anlarlardı, nasıl acı çektiğimi, içimdeki boşluğun hiç bir şekilde yerinin dolmadığını....
Baktılar sakinleşemiyorum. Beni yerimden kaldırıp lavaboya götürdüler.Sevgi de yanımdaydı.Kız hamile haliyle beni teselli ediyordu.
Sakinleşmem gerektiğini anladım o an .
Karnındaki minicik bebeğinde , annesinin de üzülmesini istemezdim daha fazla .
Ben zaten alışmıştım artık ne kadar alışılırsa annesizliğe..
Sanırım her şeyin üst üste gelmesi ve benim de içimde tutmam sinirlerimi yıpratmıştı.
Türkünün sözleri de tuzu biberi olunca patladım.
Ama iyi gelmişti ağlamak.Hafiflemiştim.
Yanımda Sevgi'nin bağartısıyla daha da kendime geldim.Yüzümü yıkayıp kuruladıktan sonra ona döndüm.
''Sevgi ne oldu? Sancın mı var? '' dedim.
O da elindeki telefonda bir video gösterdi.Sosyal medya hesabında paylaşılmıştı ve ben de görünce elimi ağzıma kapattım .
Çünkü Ömer Ali ve yanında sanırım Sevgi'nin kocası Mert olan kişi , önlerinde dansöz kıvırıyor.Yüzleri bize dönük değil ama yan profilden görüyoruz onları ve gözlerinde güneş gözlüğü vardı.Galiba ortamdaki ışıklardan rahatsız olmadan , dansözü seyretmek istediler.Ortam baya şatafatlı idi.
Tabi başka kişiler de vardı ama bizi alakadar eden sadece iki kişiydi ve o iki kişi de bizimle evliydi.
Sevgi ''Mert yaktım çıranı!! Evli barklı adamların bekarlığa gece partisiyle ne işi olur ha Zerda, sen söyle ''dedi.
''Haklısın Sevgi, biz burda ağlarken onlar orada gülemez'' dedim .
Sevgi de '' Hadi o zaman baskın basanındır.Gidelim hesap soralım . Zaten sen fenalaşınca, Zühre teyze misafirleri yolcu etti.Allah'tan çok kişi çağarmamıştı.'Yarın düğüne de bekleriz ' deyip hepsini gönderdi.Hemen gidelim'' dedi.
Bekle beni Ömer Ali Destan , bu gece döktüğüm her göz yaşının hesabını senden çıkarıcam.