bc

Patronun İmzası

book_age18+
2.7K
FOLLOW
32.6K
READ
BE
family
HE
fated
sporty
heir/heiress
drama
sweet
lighthearted
serious
campus
city
office/work place
childhood crush
superpower
like
intro-logo
Blurb

Bazı hayatlar vardır, zor… Ama bazı yollar da vardır; o zor yolu seçip hayatını en güzel şekilde güzelleştiren. Benim hayatımı değiştiren sadece bir imza mı olacak? Evet… Bazı imzalar vardır; yalnızca bir kâğıdı değil, hayatınızı da tamamıyla değiştirecek tek bir imza.Benim hayatım, o imzayla değişebilir.Ama peki, nasıl?“Diktatör, fazlasıyla akıllı, zeki, kurnaz bir patronun en zor ve sert kurallarına uyarak.”Başarabilir miyim?..Yapabilir miyim bunu?.. Yoksa bu da elimden kayıp gidecek bir şansın sonu mu olucak ..

chap-preview
Free preview
“TANITIM BÖLÜMÜ”
Bazı hayatlar vardır, zor… Ama bazı yollar da vardır; o zor yolu seçip hayatını en güzel şekilde güzelleştiren. Benim hayatımı değiştiren sadece bir imza mı olacak? Evet… Bazı imzalar vardır; yalnızca bir kâğıdı değil, hayatınızı da tamamıyla değiştirecek tek bir imza. Benim hayatım, o imzayla değişebilir. Ama peki, nasıl? “Diktatör, fazlasıyla akıllı, zeki, kurnaz bir patronun en zor ve sert kurallarına uyarak.” Başarabilir miyim?.. Yapabilir miyim bunu?.. Yoksa bu da elimden kayıp gidecek bir şansın sonu mu olucak .. Bölüm 1 – Arayış Ahu, 22 yaşındaydı. İnce, zarif, alımlı bir silueti vardı. Uzun boylu sayılmazdı ama yürüdüğü yerde dikkat çekmeyi başarırdı. Koyu kestane saçları omuzlarına dökülür, güneş vurduğunda içinde altın kahverengi ışıltılar belirirdi . Gözleri… belki de en farklı yanıydı. Koyu ela rengi, ışığa göre yeşile çalardı. Kaşları doğal kavisliydi; bakışları manalı, kimi zaman sert, kimi zaman da kırılgan. Dudaklarının kenarında çoğu zaman belli belirsiz bir gülümseme olurdu,naif yumuşak tatlı ama gerektiğinde tek bakışıyla soğuk duvarlar örebilirdi. Ten rengi buğday tonundaydı; ne çok beyaz ne de çok bronz. Zarif elleri, uzun parmakları ve ince bilekleri, onu olduğundan daha narin gösterirdi. Ahu’nun hayatı kolay değildi. Anne ve babası ayrıydı. Annesi ve anneannesiyle birlikte kalırdı. Babası ise kendi hayatını kurmuş, başka bir kızı daha olmuştu nadirden de olsa babası ile de görüşmeyi ihmal etmezdi her ne kadar annesi ile babası yollarını ayırmış olsa da Ahu’nun kalbinin bir köşesinde babasının daima bir yeri vardı her ne kadar ayaklarının üzerinde dururken annesini ve anneannesini kimseye muhtaç etmemek isterken bunun içinde babası da dahil .. Yine de baba figüründen vaz geçemiyordu onun için babasının gölgesi bile yeterdi . Üniversitesi öğrencisiydi Ahu Üniversitenin son yılıydı ve derslerden arta kalan zamanlarını çalışarak geçirmek zorundaydı. Borçlar, kira, kitaplar, anneannesinin pahalı ilaçları… Her şey üst üste binmişti. Çaresizliği boğazına düğümleniyor, tek çıkış yolu iyi bir iş bulmaktan geçiyordu. Ve tam da o çıkışı ararken, kader kapıyı araladı. En yakın arkadaşı Banu’nun karşısına çıkan iş ilanı her şeyi değiştirebilirdi: Elissa Holding’de dış hizmetler yönetici asistanı alınacaktı. Banu heyecanla telefonu Ahu’ya uzattı. “Bak! İşte bu senin için!” Ahu’nun içinde tarifsiz bir kıpırtı oluştu. Kalbi hızlandı, gözlerinde umut kıvılcımları parladı. Bu defa olacaktı… öyle hissediyordu. Hiç vakit kaybetmeden yola çıktılar. Holding yolunda Banu, Ahu’nun elini tuttu. “Bu defa olacak arkadaşım. Buna canı gönülden inanıyorum, hissediyorum, biliyorum.” Ahu suskundu ama içinde fırtınalar kopuyordu. Korku, umut, heyecan… Hepsi birbirine karışmıştı. Ve nihayet karşılarında yükseldi: camdan yapılmış devasa bir kule. Gökyüzünü delip geçiyor, sanki bulutları bile aşacakmış gibi duruyordu. Önünde dizili lüks arabalar, kapıda bekleyen şoförler… Her şey kusursuzdu. İçerideki düzen bile dışarıdan hissediliyordu. Resepsiyonun arkasında dev bir pano vardı. “ELISSA HOLDİNG” yazısı tüm ihtişamıyla gözlerine çarpıyordu. Koridorlarda yürüyen insanlar sessizdi; adımlar bile ölçülü, nefesler bile dikkatliydi. Burada hava disiplin kokuyordu. Sanki duvarlar bile kurallara uymayanları dışarı atmak için inşa edilmişti. Ahu, gözlerini dev binadan ayırmadan düşündü: “Burada yapabilir miyim gerçekten?..” Banu fark etti değişimi. “Ne oldu Ahu’c*m, neden böyle donup kaldın?” Ahu dudaklarını araladı ama bir şey diyemedi. İçindeki anlamsız soğukluk kelimelere dökülemiyordu. “Bir şey yok.” diyerek sustu. Banu gülümsedi, yanaklarından öptü. “Hadi, bitirelim şu işi. Alalım bu işi.” Beraber yönetime çıktılar. Başvuru formunu verdiklerinde yönetimden şu sözleri duydular: “Eğer kabul edilirseniz, yüz yüze görüşme için biz sizi arayacağız.” Çıkışta Ahu’nun kalbi deli gibi çarpıyordu. Banu koluna girdi. “Şimdi bekleyeceğiz.” dedi sakin bir sesle. Ama Ahu’nun aklını tek bir soru kemirip duruyordu: “Acaba çağrılacak mıyım Banu?” “Umarım güzel arkadaşım… Öyle umut ediyorum, umarım.” dedi Banu, ama içindeki ses onunki kadar güçlü değildi. Ve Ahu, hayatını değiştirecek o imzanın kapısında, çaresiz bir bekleyişin içine girdi. Burda aramalarını beklemeyeceksin sanırım Ahu dedi Banu . Hadi gidelim artık güzel bir yerde kahvemizi içip havamızı değiştirelim artık dedi . Patron ALAZ ; Alaz, çevresine hükmetmeyi bilen, soğuk ama etkileyici bir otoriteye sahipti. Çalışanları arasında “diktatör” olarak anılmasının sebebi yalnızca sert kuralları değildi; zekâsını kullanarak her hamleyi önceden görmesi, kimsenin ondan bir adım öne geçememesi, onu daha da zeki kılıyordu. Kurnaz, analitik ve daima kontrolü elinde tutan bir adamdı. İnsanların zayıf noktalarını kolayca fark eder, gerektiğinde bu bilgiyi ustaca kendi ve holding’i için kullanırdı. Dış görünüşü ise karakteriyle uyum içindeydi. Uzun boyu ve dimdik duruşu, girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çekerdi. Keskin hatlara sahip yüzünde en çok göze çarpan şey, bakışlarının derinliği ve sertliğiydi; siyah gözleri adeta karşısındakinin ruhunu okur gibi bakardı. Koyu, geriye taranmış saçları ona daha resmi ve karizmatik bir hava katıyordu. Genellikle koyu ve açık renk farketmeksizin kusursuz dikilmiş takım elbiseler giyerdi; her zaman şık, her zaman kusursuz. İnce ama güçlü parmaklarıyla tuttuğu kalem bile bir otorite sembolü gibi görünürdü. Onun yanında olmak, bir yandan güveni temsil ederken diğer yandan ürkütücü bir baskıyı da hissettirirdi. Çünkü Alaz’ın olduğu yerde hata yapma şansı kesinlikle ama kesinlikle yoktu. Diğer gün Ahu, Banu’nun okuduğu Üniversite’nin bahçesinde oturuyordu. Buraya her geldiğinde onunda burda okuduğu hayaline kapılıyordu . Bu zamana kadar dışardan okumak zorundaydı çünkü . Çalıştığı hiçbir yer öğrenci olmasını kabul etmezdi . Bir anda Ahu’nun telefonu çalmaya başladı irkildi . Ekranda yazan isim, Elissa Holding’di. Ahu’nun büyüyen gözlerinden ve heyecanından durumu hemen anlayan Banu, telaşla konuştu: “Elissa Holding’den mi arıyorlar? Açsana Ahu, neyi bekliyorsun!” Ahu panikten telefonu açamadı, Banu eline alıp cevapladı: “Alo?” Karşıdan ciddi ama kısık bir ses geldi: “Alo, merhaba. Ben Elissa Holding yönetiminden arıyorum. Başvurunuz kabul edildi. Deneme sürecinizin ardından kesinleşip işe başlayıp başlamayacağınız netleşecektir. Yarın sabah saat 07.00’de holding binasında sizi bekliyoruz efendim . Hoşça kalın.” Telefon bir anda kapandı. Ahu ile Banu birbirlerine bakıp çığlık atarak sarıldılar. “İlk adımı attın! Sırada o işi kesinleştirmek var!” dedi Banu heyecanla. Evin yolunu tutup koşarak Ahu’nun odasına çıktılar. Yarın ne giyeceğine karar vermeleri gerekiyordu. Ahu’nun heyecandan gözü hiçbir şey görmüyordu: “Ne giyeceğim? Hiçbir şeyim yok! Bunun altına giyecek topuklum yok… Çanta, aksesuarlar… Allah’ım, ben yarın ne yapacağım?” Banu hemen sakinleştirmeye çalıştı: “Önce derin bir nefes alacaksın. Sana en çok hangi renk yakışıyor, ona karar verelim. Sonra o kıyafete yoğunlaşırız. Daha sonra ayakkabı ve çantayı kombinleriz olur biter bu kadar kasma kendini kızım rahatla .” dedi . Ahu elleri titreyerek, yerinde duramadan konuştu: “Bana en çok yakışan renk lila… En sevdiğim renk de o. Ama yarın ilk günüm. Resmiyet gerekmez mi yaaa.. En çok da siyah resmiyetin rengidir. Ne yapacağım ben Banu yaaa?” Banu gülümseyerek araya girdi: “Onu da hallederiz. Kendini nasıl mutlu rahat ve iyi hissedeceksen, onu giyeceksin. Bu her zaman için geçerli! Boş ver resmiyeti. Hadi kalk, elbiseni al! Hemen deniyoruz, kombinini yapıyoruz. Tam o sırada Ahu’nun annesi, İlkay Hanım içeri girdi. Yüzünde yumuşak bir gülümseme vardı. “Yarına hazırlık sanırım,” dedi tatlı bir sesle. “Harika görünüyorsun kızım. En sevdiğin rengi ilk iş gününde giyeceğini düşünmen çok ince bir hareket olmuş. Bu seni daha da iyi hissettirecektir.” Kıyafetinin ona çok yakıştığını annesinden duyan Ahu, bir nebze olsun rahatladı. “Tamamdır,” dedi kararlı bir sesle. “Başka bir şey denemek istemiyorum. Kafamı kurcalamak yerine, kararımı verdim.” Bütün kombinlerini tamamladıktan Banu’yu yolcu etti sonra hızlıca duşunu aldı ve yatağına geçti. Başını yastığa koyduğunda gözleri tavana kilitlendi. Yarın olacakları düşünmeden edemiyordu. “Acaba beni nasıl bir gün bekliyor? Her şey istediğim gibi olacak mı?” Düşünceler zihninde dönüp dururken, farkında bile olmadan uykuya dalmıştı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.0K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
555.8K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
3.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.9K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
46.6K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.5K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook