Gece boyu herkes aynı masada annesi ve annaannesi ise odalarında dönüp durdu. Zaman ilerlemiyordu. Kahveler, çaylar içildi ama uykunun gölgesi bile uğramadı. Ahu içinse gece daha da karanlıktı. Babasının yarın ki halini düşünmeden edemiyordu. “Hastaneden çıkacak… ama çıkışında onu bekleyen şey, ne kadar da ağır bir yük…” diye içinden geçirdi. Sessizce başını yanına dönüp Alaz’ın omzuna yasladı. Alaz başını hafifçe eğdi onun kafasına yasladı, saçlarını kokladı. Alaz fısıltıyla; “Güzelim.. Yanındayım, yanından hiç ayrılmayacağım.” Ahu hiçbir şey söylemedi. Gözlerinden yaş süzüldü, ama kalbinin çırpıntısı Alaz’ın omzunda yavaş yavaş dinginleşti. İkisi ve diğerleri de uyumadan sabahı buldular. Sabah olmuş, mutfaktan mis gibi kokular yükseliyordu. Ahu’nun annesi ve anneannesi erkenden

