Lordun odayı terk etmesiyle beraber Jane koşarak Norman’ın üzerindeki kafesten kurtuldu. “Sen kafayı mı yedin!” diye adamı sarsarak kaldırdı. Yanaklarından akan yaşlara aldırmıyordu. “Ölecektin lanet olası! Ölecektin…” diye fısıldadı. Elinde olsa şu an lordu çıplak elleriyle parçalayabilirdi. Bunu ona yaptığına inanamıyordu. Dmitriy kenarda onları izliyordu. “Siz aptallar ne yapıyorsunuz?” cüsseli adamdan çıkan ses öfke kokuyordu. “Henry’nin sizden şüphelendiği an gözünü kırpmadan öldüreceğini bilmiyor olamazsınız!” Jane nefretle Dmitiry’e baktı. Gözlerinde kıvılcımlar çakıyordu. “O cani adamdan bahsetme bana!” Odayı bir kıkırdama sesi sarmıştı. Taş zeminde dolaşmakta olan sıçan bir kenara çekilmiş, iğrenç bir şekilde tüy dökerek büyümeye başlamış, önce arka ayakları, ardından ön baca

