25. Tarifsiz

3454 Words

"Hangi işimiz doğru gitti ki bizim ha hangisi!" Turgut Bey bağırmak bir yana adeta kükrüyordu. Yerime sinmiş ellerimi birbirine yapıştırdığım dizlerimin arasına koymuştum ve zeminde beyaz tahtalarda bakışma yaşıyordum. Mine'nin ne halde olduğuna bile bakmak için kafamı kaldıramıyor her an Turgut Bey'in bir kaplan edasıyla üzerine saldırmasından çekiniyordum. "Bu sondu! Berbat ettiğiniz son işti!" Diye bağırdığında bu defa sesi resmen kulağımda çınlamıştı. Alt dudağımı dişlerimle ezerken sıkmaktan beyazlaşmış eklemlerime baktım. Berbat haldeydim... Gelin size en başından anlatayım; "Aynı atmalı zaten..." İnsan aynı anda hem heyecanı hem de rahatlamayı yaşayabilir miydi? Zira şu an halimi açıklayacak tek cümle belki de buydu. Mine'nin bedenime sarılı kollarından, göğsüme yaslı kafasında

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD