"Uğur sana aşık!" Mutfağa sinen sessizlik kendimi bir saygı duruşunda gibi hissetmemi sağlarken beynimde işlevini sürdüren taraf kaçmam için baskı kuruyordu. Tuğba'nın gözleri şokla açılırken Uğur'un gözleri sinirle kısılıyordu. Ve belki de az sonra hayatımın en hızlı ve en uzun cümlesini kurarak kendimi kurtarmaya çalışacaktım. "Bu... Bu yani..." Tuğba ne diyeceğini bilemez bir halde Uğur'un omzunda duran ellerini çekti önce. Havada kalan ellerini nereye koyacağını bir süre düşünmüş ardından onları saç karıştırmak için kullanmıştı. "Özgün..." Uğur'un sesiyle gözlerim ona çevrilirken yutkunmak zorunda hissettim kendimi. "Efendim..." Sesimdeki masumane tavır, belki bu işten sesin aracılığı ile yırtarsın diyordu. Ona hadi ya, demekten başka bir seçenek bulamıyordum kendimde şu saatten s

