Keyifli okumalar
Aslı Yılmaz
Sabahın güneşi yeniden doğmuştu. Karargahta işim biterken eve gideceğim zaman komutanın bana seslenmesiyle olduğum yerde öylece kaldım. Bakışları bana dönerken odaya çağırdı. İçeri girdiğinde bende arkasından girmiştim.
"Rahat ol."
"Komutanım sıkıntı yok değil mi?"
"Hayır yok ama senin atanman açıklandı."
Gözlerim parlıyordu. Ne zamandır bu haberi beklemiştim. Derin bir nefes alırken komutanın bakışları tekrar bana döndü. Bir şey diyecekti. İç çekerken dosyayı uzattı.
"Görev yerin Güney Kore."
Yüzüne şaşkınca bakıyordum. Her şehre gitmişliğim vardı. Ama hayatımda ilk defa ülke dışına gidiyordum. Timden Yaren ve Başak da geliyordu. İkisine nasıl diyeceğimi bilemedim.
"Komutanım bunun şaka olduğunu söyleyin."
"Üsteğmen askeriyede şaka olmadığını sen daha iyi bilirsin."
Başımı sallarken hazırlanmam için izin vermişti. Odadan çıkarken kızlar bana bakıyordu. Elimdeki dosyayı görünce şaşkınlık içinde kalmıştılar.
"Hazırlanın gidiyoruz."
"Komutanım nereye gidiyoruz?"
"Güney Kore."
İkisinin de ağzı açık kalmıştı. Nedense içimde başka bir şey vardı. Kerem bugün beni hiç aramadı. Başak bana döndü. Yaren hızlıca giderken Başak derin bir nefes almıştı.
"Komutanım nişanlınızı gördüm."
"Öyle mi? Nerede gördün yoksa geldi mi?"
"Komutanım başka bir kadınla birlikte gördüm."
Kaşımı kaldırıp bakıyordum. Gözleri dolarken derin bir nefes almıştı. Kafamın içinde aynı cümle dönüp dolaşıyordu. Başka bir kadınla birlikte onun ne işi vardı. Hızlıca telefonu elime aldım. Aradım çalıyor.. Çalıyor ama açmıyordu.
" Aradığınız kişiye ulaşılamıyor."
Araca binerken umarım bana hata etmedin diye kendi kendime konuşuyorum. Gaza bastığımda bizim için tuttuğum evde kalıyordu. Kapının önünde durunca araçtan indiğimde derin bir nefes almıştım. Anahtarla girdiğim anda yerde gördüğüm çamaşırla şaşkına dönmüştüm.
"Kerem yavaş acıyor."
"Acısın çok iyisin bebeğim."
Duyduğum sesle başımdan aşağı kaynar su döküldü. Odaya girdiğimde ikisini çıplak halde görünce dünya başıma yıkıldı. En yakın arkadaşım ve nişanlım benim evimde yatak odasında sevişiyordu. O an yutkunamadım. Ellerimle alkış yaptığımda ikisi de aynı şekilde bana bakıyordu.
"Aslı."
"Aslı ya Aslı ben sabaha kadar bizim için uğraşırken sen benim arkadaşımı yatağa atmışsın."
"Açıklamama izin ver."
"İkinizi görmek istemiyorum artık defolun gidin."
Sinirim tepeme çıktı. Evde ne varsa onu fırlattım. Bana bunu nasıl yapmışlardı. Gözlerimi açtığımda karşımda ki insana bakıyordum. Yüzüne bir tokat atmıştım. Yüzüğü fırlatıp önüne attım.
" Bu iş burada bitti. "
" Aslı hataydı. "
" Hata mı? Neyin kafasını yaşıyorsun sen? Siz ikiniz bana ihanet ettiniz. Sırtımdan vurdunuz."
"Aslı sen sürekli göreve gidiyorsun? Beni ihmal ediyorsun?"
"Ne yani bahanen bu kadar mı?"
İkisinin de kolundan tutup kapıya atmıştım. Herkes onlara şaşkınca bakıyordu. Evleneceği kadına ihanet eden iki karaktersiz birini gördüler. Gözlerim yavaştan dolmaya başladı.
"Ben gece gündüz demeden operasyona giderken siz bana ihanet ettiniz."
"Yeter sende beni bırakma kendini göreve adamışsın. Kaç kere vurulup ölümden döndün. Ama hala bırakmadın beni suçlama hakkın yok."
Herkes onun yüzüne tükürdü. Hala beni suçluyordu. Her zaman ki gibi kendisi suçlu değildi. Bu narsist insandı. Hatalarını kabul etmiyordu. Gözüme baka baka beni suçlaması şaka gibiydi.
" Sen hala konuşuyor musun? Biraz utanmanız olsun Allah belanızı versin sizin yazıklar olsun."
Arkama bakmadan aracıma bindim. Gözyaşlarım akarken eve gitmeye karar verdim. Seni ailenin yanında rezil edeceğim beni aldatmak ne demek göreceksin. Kapının önünde durunca koşarak önümü kesmişti.
" Aslı sakın deneme. "
" Seni nasıl rezil ediyorum izle."
İçeri girdiğimde öyle bir bağırmıştım ki annem mutfaktan korkuyla çıktı. Babam merdivenden inerken gözlerine bakarak ağlamaya başladım.
"Baba bak damadın ne yaptı bana beni en yakın arkadaşımla aldattı."
"Aslı ne diyorsun sen kızım ne demek aldattı."
"Söylesene babama hadi onu yatağa nasıl attığını söyle yine suçlu olanın ben olduğumu anlat."
Babamın bakışları ona döndü. Öfkeyle hareket etti. Oysaki onun için ailemi karşıma almıştım. Babamın karşısında konuşmaya cesareti yoktu. Gözyaşlarım akarken ona hayal kırıklığıyla bakıyordum.
" Konuşsana askerim ya ilgi vermiyorum ya hani o kadar. "
"Aslı."
Yüzüne bir tokat daha atmıştım. Canım hiç bu kadar yanmadı. Kalbimin acısı iliklerime kadar hissettim. Bana yapılan haksızlıktı. Kerem bana bunu da reva görmüştü. Babam kolundan tutup kapıya koydu. Kapıyı üstüne kapatırken gözyaşlarım akmıştı. Babam bana sarıldığında hıçkırıklarım arttı.
Odama geçerken sinir krizine girdim. Herkes benim sırtımdan vurdu. O kadar acımasızlardı. Aynaya bakınca acınacak hale geldim. Aynayı paramparça ederken odada ne varsa kırıp döktüm. Abim yanımda olsaydı bunlar olmazdı. Babamın endişeli sesini duydum.
"Aslı kızım aç kapıyı."
"Abi sana çok ihtiyacım var."
Komutanın dediği aklıma gelmişti. Abim Güney Kore de askerdi. Derin bir nefes alırken ayağa kalktım. Duyduğum kapı sesiyle arkama baktım. Babam endişeyle bakıyordu. Elimi ne ara kestiğimi bile anlamadım.
"Aslı kızım iyi misin?"
"Baba abimin yanına gidiyorum."
"Kızım görevin ne olacak."
"Sana diyemedim tayinim Güney Kore 'ye çıktı."
Babam hayatının ikinci şokunu yaşadı. İlk abimin tayini sonra benim ki çıkmıştı. Babam izin vermiyordu. Ama abim onu arayıp ikna etmişti. Üstümü değiştirdim annem gözyaşları içinde kalmıştı.
"Anne sende üzülme ben ne acılar çektim."
"Biliyorum güzel kızım her zaman güçlü oldun."
"Ben biraz dinleneyim anne yalnız kalmak istiyorum."
Başını salladığında beni odamda tek başıma bıraktı. Dolapta o gereksizin ne kadar aldığı eşya varsa hepsini camdan dışarı attım. İkisi de birbirine bakıyordu.
"Halecim al tepe tepe kullan seversin sen eskileri."
Kerem kolundan tutup çekti. Kapıma dayanacaktı. Annemin onu neden sevmediğini anlamıştım. Sırtımdan bir yük kalktı. Eşyaların hepsini fırlatıp atmıştım. Üstümü çıkarıp duşun altında canım çıkana kadar ağlamıştım.
Duşun ardından odama gelirken üstümü değiştirip saçlarımı kurutup bakımlarımı yapmaya başladım. Derin bir nefes aldığımda Yaren'e durumu anlatırken gözleri doldu. Kısa sürede sonra yengem aramıştı. Abimin nişanlısı
"Aslı duyduklarım doğru mu?"
"Yenge."
Görüntülü konuşma sırasında ağlamaya başladım. O kadar kızmıştı ki beni kaç kere uyardı. Ama ben dinlemedim. Bana teselli vermeye çalışıyordu. Aklıma geldikçe sinir oluyorum.
"Bak çiçeğim hayat devam ediyor. Senin mesleğin yüzünden böyle ihanet ediyorsa sorun sende değil onun karakterinde."
"Yenge yanınıza geliyorum."
"Nasıl yani anlamadım tayinin buraya mı, çıktı."
Başımı sallarken derin bir nefes almıştı. Abim olayları öğrendiği zaman kıyametler kopacaktı. Boğazım düğümleniyor Kalbimin acısı geçmiyordu. Telefonu aniden kapatıp kendimi yatağa atmıştım. Kendime gelmem zor olacaktı.
Bazen kendi halime gülüyorum. Bir meslek uğruna ihanete uğradım. Belki de yaradan onun ne mal olduğunu görmüştü. Gözlerim ağlamaktan yorulduğu için kapanmaya başladı.
...
Sabah erkenden kalkıp üstümü değiştirip hemen kahvaltı masasına geçerken babam bana bakıyordu. Elindeki gazeteyi bırakıp gülümsedi.
"Aferim sana kızım unutma sen subaysın her zaman dimdik ayakta ol."
"Babacım teşekkür ederim bana her zaman destek olduğun için."
"Her zaman yanındayım çiçeğim baban olduğu sürece kimse seni yıkamaz unutma seninle gurur duyuyoruz."
Gözlerim dolmuştu. Annemin bakışları bana dönerken gülümsedi. Elindeki ekmeğe sürülen tereyağ ve reçeli bana uzattı. Bir hafta sonra da abimin yanında olacaktım. Kahvaltıdan sonra Karargaha giderken Hale karşıma çıktı.
" Aslı konuşalım mı? "
" Çok isterdim ama maalesef vaktim yok."
Karargaha girdiğim zaman kızlar bana bakıyordu. Tugay komutanı gelmişti. Üstümü düzeltip komutanın yanına geldim. Selamı verdiğimde ikisi de aynı şekilde baktı.
"Aslı gel otur."
Hemen oturduğumda yeni görevim hakkında bilgi vermişti. Abim de orada olduğu için içim rahattı. Tugay komutanı bana bakıyordu.
"Aslı sen bizim en iyi askerimizsin Türk ordusunun gücünü göster."
"Emredersiniz komutanım."
Hazırlığı yapmadan önce arkadaşlarımla vedalaştık kızlar valizleri aldığında eve giderken aniden fren yaptığım da Başak korkuyla bakıyordu. Kerem karşıma dikilmişti.
"Aslı in konuşalım."
"Seninle konuşmak istemiyorum işim gücüm var."
"İn aşağı."
İçimden sabır çekerek aşağı indiğim zaman Yaren de inmişti. Kerem yanaşmaya çalışıyordu. Ama hareket etmesine izin vermiyordum.
"Aslı yüzüğü tak."
"Kerem ben gurursuz değilim. Beni aldatan insanla işim olmaz."
"Aslı o yüzüğü tak nişan falan bozmak yok."
Bu adam neden anlamıyordu. Dibime kadar gelip yüzüğü takmamı isteyecek kadar yüzü nasıl buluyordu. Yaren silahı alıp onu geriye iterken ters ters baktı.
"Bana bak lan geri bas sıkarım topuğuna."
"Hadi lan oradan cesaretini yesinler."
Yaren'in bakışları bana dönerken başımı salladım. Bacağına yakın sıkmaya başladı. Kerem geri adım atmak istedi. Başak karşısına geçip tehdit etti.
"Bana bak seni öldürürüm kızdan uzak dur."
"Sanane bundan çekil."
Benim sabrım kalmadı. Silahımı alırken alnına dayadım. Normalde böyle yapmam yasaktı. Ama onun anladığı dilden konuşmasam yakamı bırakmazdı. Derin bir nefes alırken gözlerim öfkeyle bakmıştı.
"Seninle olan bağım bitti. Bana ihanet edeni affetmem bunu en iyi sen bilirsin. Şimdi çekil önümden yemin ederim öldürürüm."
Kenara çekildiğinde araca binerken derin bir nefes almıştım. Eve girene kadar sinirlerim bozuldu. Valizi aldığım da içine eşyaları koydum. Böyle devam ederse abim onu öldürecekti. Sakin olup yeni görevime odaklandım...
Bölüm sonu...