BÖLÜM 1: EVİN HAFIZASI

325 Words
Zeynep, anahtarı kilide çevirdiğinde ev sanki derin bir nefes aldı. Kapı yavaşça açıldı ve yılların biriktirdiği toz, anılarla birlikte havaya karıştı. Burası babasının evi değil, babasının sustuklarının mekânıydı. Salonun ortasında düzensizce yığılmış sandıklar vardı. İçlerinden taşan zarflar, farklı renklerde ve farklı el yazılarındaydı. Kimi sararmış, kimi yeni sayılırdı. Hepsinin ortak bir özelliği vardı: Hiçbiri açılmamıştı. Zeynep içeri adım attığında ayaklarının altında eski bir tahta gıcırdadı. O ses, ona çocukluğunu hatırlattı. Babasının akşamları eve geç gelişi, annesinin pencereden dışarı bakarak sessizce bekleyişi… Ve sonra bir gün, annesinin gidişi. Ardında ne bir mektup ne de bir açıklama bırakmıştı. Duvara yaslanmış duran eski saatin akrep ve yelkovanı durmuştu. Saatin üstünde ince bir toz tabakası vardı. Zeynep, babasının zamanı bile burada tutmaya çalıştığını düşündü. Sandıklardan birini açtı. İçinden onlarca mektup çıktı. Rastgele birini aldı, açtı ve okumaya başladı. “Bu satırları yazıyorum çünkü söylemeye cesaret edemedim. Eğer bu mektup ulaşırsa, her şey değişecek.” Zeynep’in elleri titredi. Bu bir aşk mektubu değildi; bir itiraftı. Satırlarda korku, pişmanlık ve suskunluk vardı. Babası bu mektubu neden saklamıştı? Ve daha önemlisi, kimden saklamıştı? Kapı gıcırtıyla açıldı. Zeynep irkilerek arkasını döndü. Gelen Leyla’ydı. Yıllardır kasabadan çıkmamış, yüzünde sürekli bir yorgunluk taşıyan çocukluk arkadaşı. — “Girdin mi sonunda?” dedi Leyla. — “Burası… çok ağır,” diye fısıldadı Zeynep. Leyla başını salladı. — “Çünkü bu ev herkesin sustuğu şeylerle dolu.” Zeynep ona mektupları gösterdi. Leyla bakmaktan kaçındı. — “Baban kimseyi incitmek istemedi,” dedi. — “Ama bazı gerçekler incitmeden de öldürür.” O gece Zeynep uyuyamadı. Mektupları tek tek okudu. İhanetler, gizli çocuklar, söylenememiş özürler… Babası insanların yükünü taşımış, ama kendi ailesinin yükünü taşımayı başaramamıştı. Sabaha karşı sandıkların en altında tek bir zarf buldu. Diğerlerinden farklıydı. Üzerinde titrek bir el yazısıyla tek bir isim vardı: Zeynep. Zarfı açtığında nefesi kesildi. “Annen seni terk etmedi. Gitmek zorunda kaldı. Ve bunun sebebi benim.” Zeynep mektubu göğsüne bastırdı. Artık bu evden çıkmak mümkün değildi. Çünkü ev, sonunda konuşmaya başlamıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD