7-Tanışma

1053 Words
      Aşiretimin onu kabul etmesi için önce kabul etmem gerekiyordu. Bu düşüncemle yavaşça yanına oturdum. Sert ve tek ton sesimle konuştum "Masal bir daha böyle giyinme" ne kadar sesimi sakin tutmaya çalışsam da tıslama gibi çıkmıştı. Bu durumda gözyaşları hızlanan küçük kızın kafasını çenesinden tutarak kaldırdığımda kalakalmıştım. O an teyzemin sözleri geldi kulağıma 'sırf sevdiğin kadına benziyor diye değdi mi ağam' haklıydı. O an "Baba" diye öyle bir bağırdım ki Konak yerinden oynamıştı. Babam panikle aşağı inince sinirden bir hal olmuştum. Ardından tüm Konak panikle aşağı inmişti. Babama sinirle baktım ve "Baba teyzem haklı mı bu kızı sırf anneme benzediği için mi buraya getirdin. Sırf karını karşında görmek için mi getirdin. Şimdi sen benim karımı da arzularsın" dediğinde sinirden gözüm dönmüştü. Ne dediğimi bilmiyordum şuan. Babam bu sözüme tepkisiz kaldı ve Sakince konuştu "Ne diyorsun sen miran. Nerden çıktı bu yoksa masal mı bir şey dedi. Ne dediyse yalandır bilesin" dediğinde sinirim daha da artmıştı. Masal bana Ne diyecekti ki babama baktığımda etekleri tutuşmuştu. "Benim kalbim taştan baba ama bu kıza karşı seninki de taştan olsun. O benim karım" dediğimde babam sinirle tısladı "Karım diyorsun ama ben onu öyle göremiyorum. O bu evin gelinidir ama senin karın değildir" dediğinde sinirim iyice katlanmıştı. "Baba sen ne diyorsun ne demek senin karın değildir" dediğimde bana baktı ve "Alıp koynuna kadının mı yaptın da senin karın olsun" dediğinde iyice sinirim artmıştı. Bu kızı koynuma alana kadar susmayacaklardı. O an düşünmeden sözcükler çıkmıştı ağzımdan "Tüm aşirete haber edin gelin bizimdir. Yarın istediğinizi alacaksınız" diyerek masalı oturduğu yerden kaldırdım ve peşim sıra çıkardım odama daha doğrusu odamıza. Tiz bir çığlık duymamla kendime geldim ve adımlarımı durdurdum. Arkama baktığım da Masal yerdeydi. Sinirle çok hızlı yürümüş olmalıydım.  Yerdeki Küçük kıza baktığımda eteği yukarı çıkmış saçı başı dağılmıştı. Gözlerim gene onu süzmeye başlayınca boğazıma oturan yumruyu zorlukla yuttum. Masala elimi uzattığımda bana şokla baktı. Gene o gözler her baktığımda bana annemi hatırlatan o gözler. Elimi tutmayıp yavaşça yerden kalktığında istemsizce sinirlenmiştim. Bana dolu gözlerle baktı ve arkasını dönüp bir adım atacakken ayağındaki ayakkabının topuğunun kırılmasından dolayı ayağını tekrar burkup birden kucağıma düştü. Daha doğrusu yeri boylamaması için onu yavaşça tuttum. Gözlerini bana çevirdiğinde gene dalmıştım. Büyük kahve gözleri ağladığından dolayı iyice büyümüş ve kocaman olmuştu. Bana baktığımda gene gözleri dolarken kucağımdan doğrulduğu anda acıyla inledi. Gene düşecekken onu tuttum ama bu sefer kaçmasına izin vermeden kucaklayıp yatağa yatırdım. Dışarı çıkıp iki katı indim ve tam mutfağa ilerleyecekken tüm ev bana bakıyordu. Onlara soru dolu gözlerle baktığımda Miraz gene dilini tutamamıştı ve lafı sokmuştu "Abi çok hızlısınız Maşallah" dediğinde başta anlamasam da masalın seslerinden yanlış anlaşıldığımız belliydi. Sinirimi bastırıp mutfağa ilerledim ve buzluktan bir buz torbası alıp ecza dolabından da ağrı kesici krem ve bandaj aldım. O kızı tanımıyordum ama küçüktü çok küçüktü. Belki ona sinirliydim ama cani de değildim. Acı çekmesi hoşuma gitmezdi. Salondakilere bakmadan hızla yukarı çıktım ve yatakta kıvranan masala yaklaştım. Elimdekileri görünce biraz şaşırsa da ses çıkarmadı. Ayağını dizlerime koyup ağrı kesici kremi sürüp biraz ovduktan sonra bandajı sardım. Yatağa bir yastık koyup bacağını da üzerine koyduktan sonra üzerine buzu da yerleştirip masala baktım. Yüzü biraz daha düzelmiş acısı hafiflemişti. Bir şey demeden banyoya ilerleyip güzel bir duş aldıktan sonra siyah eşofman altımı ve koyu gri sporcu atleti üzerime geçirip banyodan çıktım. Masal bana kaçamak bir bakış atıp gözyaşlarını sildiğinde içim bir garip olmuştu. Kızın ağzından tek kelime çıkmıyor sadece ağlıyordu. Yanına gidip yatağa oturdum ve bende onun gibi karşıdaki duvarı seyretmeye başladım. Onun konuşmaya niyeti olmadığını anladığımda sakince konuşmaya başladım "Bu Eve neden geldin" dediğimde ilk kez bana bakmıştı ama ben ona bakmamıştım. Bakarsam kafasını çevireceğine adım gibi emindim çünkü. Sessizce beni izledikten sonra kısık sesle konuştu "Baban beni tehdit etti ama bunu sana söylediğimi ona söyleme bana çok kızar" dediğinde bugünkü bilmem kaçıncı şokumu yaşamıştım. Kızın sesi küçük bir kız çocuğu kadar masum ve tatlıydı. "Babam seni neyle tehdit etti" dediğimde başını eğdi ve "Babamı hapse attırıp annemi işsiz bırakmakla" dediğinde sinir katsayım her geçen dakika artıyordu. "Babanlar nasıl izin verdi gelmene" deyince başını aşağı eğdi ve "Baban gece beni kaçırdı. Babamları bir ay sonra aradım. Sadece burada olduğumu söyleyebildim. Sonra Baban telefonu elimden aldı ve bir daha da konuşturmadı" dediğinde sinirim her geçen dakika artıyordu. Şuan sinirden yatak çarşaflarını sıkıyordum. Kafamı yavaşça ona çevirdiğimde gene ağladığını görmüştüm. Yüzüm düşmüştü. Babam anlaşılan bu kıza iyi çektirmişti ama bundan sonra öyle olmayacaktı. Ona bu evde herkes saygı duyacaktı. Ona karışanda kızanda sadece ben olabilirdim. Benim olana kimse karışamaz saygısızlık yapamazdı. Yavaşça ona yaklaştım ve "Kaç yaşındasın" dedim tek ton sesimle. Birkaç saniye süren bir bakışma sonunda başını eğdi ve "18 ağam" dedi. Yaşına mı şaşırsam yoksa ağam sözcüğüne mi bilemedim. Kaşlarım istemsizce çatılmış. Nefes alışverişim hızlanmıştı. Onu kadınım yapma fikri aklımdan tamamen uçmuş ve yok olmuştu. Ne demek ya 18 Nasıl bir yaş bu. "Nasıl ya" dedim sözcükler istemsizce çıkmıştı ağzımdan. Bu sözüme iyice başını eğince şokla baktım karşımdaki küçük bedene. Evet küçük gözüküyordu. Minyon bir hali vardı ama yaşının da bu denli küçük olacağını düşünmüyordum. Daha doğrusu düşünmek istemiyordum. "Masal yaşımı biliyor musun" dediğimde başını iki yana salladı ve ekledi "Bilmiyorum ağam ama benden yaşça büyük olduğunuzu tahmin ediyorum" dediğinde bu sefer kızmıştım. Bu kadın bana neden ağam diyordu. Tamam bu sözü fazlasıyla seviyordum ama kendi karımın kullanılmaması gereken bir kelimeydi. "Masal adım miran" dediğimde soru dolu gözlerle bana baktı ve "Biliyorum ağam" dedi duyduğum kelimeyle zaten sınırda olan sinirim taşarak "Peki neden ağam diyorsun" diye adeta tıslamıştım. Bu hareketimle karşımdaki küçük kız titremişti. Gözlerimi kapatıp biraz daha sakinleşince ona döndüm ve "Bana ağam deme" dedim. Bu sözümle bana baktı ve "Devran ağa böyle dememi söyledi" dediğinde sinirlerimi zorluyordu şuan. "Masal bundan sonra devran ağayı dinlemeyeceksin bir sıkıntın olunca bana geleceksin . Merak ettiğin bir şey olursa bana soracaksın. Yardıma ihtiyacın olunca bana danışacaksın" dediğimde bana baktı ve "Kaç yaşındasın m...mi...miran" dedi. Adımı söyleyememiş zorlanmıştı. Ona baktım ve "27"dedim. Gözleri kocaman açıldı ve başını sallayıp aşağı eğdi. Birkaç dakika sonra başını merakla kaldırdı ve "Ne iş yapıyorsun" dedi. Bu soruyu beklemediğim için şaşırmıştım. Ona baktım ve "Burada tarlalarımız var onlara bakıyorum. Bide Amerika'da, İstanbul'da ve burada inşaat ve tekstil şirketim var" dediğimde bana baktı ve tamam anlamında başını sallayıp durdu. Sonra o can alıcı soruyu sordu "Hasret Anne senin annen değil mi" bu kız nasıl iki aydır bu evde yaşıyordu acaba. Bu cümle kafamda dönüp dururken hüzünle karşımdaki duvara baktım. İşte acı gerçekleri anlatma vakti gelmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD