Salonun kapısı açıldı. İçeri, Asiye Hanım’la aynı yaşlarda bir kadın ve benden bir iki yaş büyük genç bir kadın girdi. Azize Hanım’ın yüzü bir anda düştü; sanki gelenlerden memnun değildi. Yanımda oturan Zelal’in mırıldandığını duydum: “Geldi yine yüzsüz…” Sesi alçaktı ama bana kadar ulaştı. Diğerleri bu gelişe pek şaşırmadı. Asiye Hanım ise büyük bir mutlulukla ayağa kalktı. "Esma Hanım, Dilan kızım, hoş geldiniz!" Onları büyük bir içtenlikle karşıladı. Bir haftadır sinirle dolaşan o değilmiş gibi bir anda yüzü güldü. Ve itiraf etmeliyim, gülmek ona yakışıyordu. Ama ben biliyordum… Onun bu öfkesinin sebebi bendim. Bunu kabul etmek zor olsa da, buraya geldiğim günden beri hem onun hem de Dıjvar’ın tavırları canımı yakıyordu. Ama ne diyebilirdim ki? Benim de suçum yoktu. Hayatı zor geçm

