2. Bölüm 'Kaçırılma'
Beste Özler :)
Neredeyim ya da saat kaç bilmiyorum. Yanımda kim ya da kimler var onu da bilmiyorum. Çooook uzaktan ve boşlukta yankılanıyor gibi sesler geliyor kulağıma. Boynumda şiddetli bir ağrı var ve bir kolumu hissetmiyorum.
"Yok oğlum. Geleceğim dedi ya" dedi biri. Bu ses biraz daha netti öncekilerine göre. Sonra kapı sesi duydum. Hemen ardından da tanıdık ama bir o kadar yabancı bir ses geldi.
"Uyanmadı mı hala?" dedi.
"Hayır, efendim. Uyanmadı" dedi bir diğeri.
"Uyandırın!" diye emir verdi o tanıdık ama bir o kadar yabancı ses. Araya on saniye falan girdi ve bir anda yüzüme buz gibi bir su döküldü. Çığlık attım.
"Uyandı oyuncağım" dedi. Sonra biri ellerimi çözdü. O ana kadar kollarımın arkadan bağlandığını fark etmemiştim. Demek ki kollarım bağlı olduğu ve bir kolumun üstüne yattığım için öyleymişim.
Ellerim çözülünce önce ağrıyan bileklerimi ovuşturdum ardından da gözlerimi sildim.
"Bizi yanlız bırakın" dedi ve odadaki, beni bayıltan iri yarı iki adam çıktı dışarı. O siyahlı, çöp konteynerinin önünde adam öldüren kişi de karşımda oturuyordu. Gözlerimi sıkıca yumdum ve bekledim. Ben Biricik Karimova'nın kızıyım. Öyle çabuk pes etmem. Evet, belki ilk defa bir cinayete şahit oldum ve o anın şokuyla kendimi koruyamadım ama unutmamam gereken şeyler var. Ben yanlız bir insanım. Kendi kendimi korumazsam başkası beni hiç korumaz. Bir diğer şey ise annemin kabrini ve yaşadığı yeri görmek istemem. Kimseye pabuç bırakacak biri değilim ben. Hayat Teyzeyle büyüdüm ben. En az onun kadar dişliyim ve bu adama karşı da bir adım geri atacak değilim. Ya elinden kurtulurum ya da ölüp giderim. Elimde şu canım dışında bir şeyim kalmadı zaten.
"Ne var! Ne bakıyorsun?" diye diklendim.
"Ooooo! Bakıyorum da bir cesaret gelmiş sana" dedi.
"Boş yapma ve sal beni" deyip ayağa kalktım. Ben kalkınca o da ayağa kalktı ve kolumdan tutup yatağa itti.
"Oyuncaklarıma yumuşak davranırım ama eğer oyuncağım sert olursa ben de öyle olurum" dedi.
"Siksinler seni de oyuncağını da. Defol git bi!" deyip erkekliğine tekme attım yattığım yerden. İki büklüm oldu ve elini kasığına bastırdı. Biraz sonra;
"Bekle beni, geliyorum. Bu zamana kadar verdiğim en büyük ceza sana verilecek" dedi ve kapıyı açıp çıktı. Hemen peşinden kapıya yetişmek istedim ama kapandı. Üst üste elimi ve ayağımı acıtmadan bağırıp kapıyı tekmeledim, yumrukladım.
"Açın şu kapıyı! Açııınnn!" diye bağırdım üst üste. En son kapı açıldı ve kapının önündeki iki adamdan birinin elinde benim boynuma enjekte edilen şırınganın aynısı vardı.
"İki gündür zıbarıp yattığın gibi yat. Patron senin uyanmanı bu kadar sabırsızca beklemeseydi şimdi yine bunu sıkardım boynuna. Uslu dur ve itaat et!" dedi. Gözlerim kocaman oldu. Hem uyanmamı beklediyse neden iki gün bekledi ki?
"Ben iki gündür mü uyuyorum?" En son günlerden Çarşamba'ydı. Şimdi Cuma mı oluyor. Off! Hayat Teyze ve Furkan ile Azra beni çok merak etmişlerdir.
"Evet, inan buralar o kadar sessiz di ki anlatamam. Uyanalı şuncacık zaman oldu kafamızı ütüledin" diye cevap verdi diğer sarışın adam.
"Tamam işte beni bırakın ben de sizin kafanızı ütülemem"
"Patron istediğini almadan bırakmaz seni" dedi.
"Ne istiyor ki benden? O cinayet şeyi ise görmedim, duymadım, bilmiyorum" deyip elimle ağzıma fermuar çektim. Sarı saçlı olanı güldü.
"Sence konu şahit olduğun cinayet mi?" dedi sarışın.
"Ne yapar ki bana, nedir konu?" Kahverengi saçlı olanı sustu ama sarışın olanı konuştu.
"Seni her şekilde kullandıktan sonra salar. Eğer patronun çok hoşuna gidersen yanında daha da uzun süre kalırsın. Her şey acısız hallolsun istiyorsan itaat et ve istediği her şeyi yap yoksa canını çok yakar, acımaz" dedi. Kaşlarımı çattım.
"Bir şey anladıysam Arap olayım. Daha açık anlat, bir bok anlamadım"
"Senin ağzın ne bozukmuş! İçine erkek falan mı kaçtı?" dedi. Aslında sadece pençelerimi çıkarınca ağzım bozuk olurdu yoksa hak etmeyen birine asla küfür etmem. Ağır konuşmam. Ben dediysem hak ettiği için demişimdir.
"Sanane be! Soruma cevap ver yoksa seni patronuna şikâyet ederim canımı acıttı diye. Madem oyuncaklarına önem veriyor beni de önemsiyordur. Hadi dökül! Ne yapar mesela!" deyip kollarımı göğsümde birleştirdim ve ayağımın tekini yere belli bir ritimde vurmaya başladım.
"Seni önce becerir, sonra da işkence eder. Dayanıklı çıkarsan yanında daha uzun süre kalırsın. Kendince becerme yöntemleri var ama sen ona işkence de. Altına aldığı kadının bir yerlerine türlü türlü şeyler sokar hatta monte eder. Bazılarının saçını kestiriyor istediği şekilde. Bazılarına dövme yaptırır. Bazılarıyla sadece basit gece geçirip evine yollar. Bazılarının kasığına piercing taktırıp... Neyse yaşın küçük. Umarım basit bir gece geçirirsiniz" dedikten sonra korkudan donakalan bedenimi içeri doğru iteleyip kapıyı üstüme kapattı.
"Ne biçim bir psikopata bulaştım ben! Allah benim meraklı kafamın belasını versin. Ne olurdu oraya gitmeyip Hayal ablanın yanına gitseydim. Offfff!" Hem kendi kendime konuşup hem de odanın ortasında volta atıyorum. Kapı kapalı ve önünde ayı kadar kocaman iki adam var. Pencerelerde de korkuluklar var. Banyodaki pencereyi kontrol ettim son bir çare ama onun da korkuluğu var. Odanın içinde kendimi koruyacağım tek bir tane alet ya da başka bir şey yok. Sadece yatak ve kanepe var. Bir de az önce oturduğu sandalye. Dövüş eğitimim yok. Kendimi böyle bir yerde asla koruyamam. Ağlamak yok diye uyarıyorum kendimi. Ben Biricik Karimova'nın kızıyım. Kendi başımın çaresine kendim bakarım diye kendimi dolduruşa getiriyorum.
"Ben bir de adamın orasına vurdum ya!" diye sızlanıp yatağa oturdum. Üstüm başım ıslak. Bari üstüme su dökmeselerdi en azından kuruyum diye motive olurdum. Başımı ellerimin arasına aldım. Hayat Teyze napıyordur acaba. Polise mutlaka gitmiştir. Kesin Biricik'in ve babam olacak o adamın emanetine sahip çıkamadım diye düşünüyordur. Furkan ve Eslin de belki hastadır, gelmemiştir diye düşünüp beni aramışlardır ama ulaşamamışlardır.
Bu adam kim? Adı ne? Ne iş yapar? Neden mahsen adı verdiğimiz o kağıt toplayıcılarının mekanında birini öldürdü? Orada yaşayanlar gariban ekmek parası derdinde olan insanlardır. Ne yapmış olabilir ki kafasına sıktı? Bana ne yapacak? En büyük ceza dedi. En büyük cezası ne olabilir ki?
Ben tüm bu soruları düşünüp cevablarını bulamazken kapı açıldı. Az önceki iki adam girdi içeri. Sarışın olanının elinde yemek tepsisi vardı. Yatağın üstüne bıraktı. Karnıyarık, ayran, pilav, salata ve meyve tabağı vardı.
"Açsındır, ye bunları ve patronu bekle" dedi sarışın. Kahverengi saçlı olan ve sarışına göre daha da heybetli olan adam ise elinde iki tane kağıt alışveriş çantası ile geldi yanıma. Ayaklarımın dibine bıraktı.
"İçlerinden birini seç. Banyo orada" deyip banyoyu gösterdi. "Yaşamak istiyorum diyorsan sadece itaat et" dedikten sonra ikisi de çıkıp kapıyı dışarıdan kilitledi. Yemeği boş verip önümdeki alışveriş poşetine uzandım. İçinden elime ilk saten kırmızı bir gecelik çıktı. Askılarından iğrenerek tuttum ve havaya kaldırdım.
Çoğu dantel ve neredeyse yok denecek kadar açık. Onu yatağa fırlattım. Elime başka bir tanesini aldım. Bu bildiğin dantelli ip. Küfür ederek onu da yatağa fırlattım. Diğer baktığım her şey de gecelikti ve hepsi de açıktı. Midemin bulandığını hissettim.
İğrenç!
Yemeğe de dokunmadım. Bir yanım diyor ki suyuna git kurtul diyor ama diğer yanım diren ve kurtul diyor. Hayır deyip başımı sağa sola salladım hayır olmaz anlamında. Ben öyle tek zorlukta geri çekilecek bir insan değilim. Ne zaman kendimi savunmaktan vazgeçtim ki bugün de vazgeçeyim. Gerekirse yatak başlığını söker kafasına vura vura bayıltırım ama asla bana o adamların bahsettiği şeyleri yapmasına izin vermem.
Ben Biricik Karimova'nın kızıyım. Bunu asla unutmam. Annem Hayat Teyzenin dediğine göre doğumda ölüm riski olmasına rağmen doğurmuş beni. Annem beni başkaları hırpalasın diye doğurmamış. Başkaları canımı yaksın diye kendi canını yakmamış.
Diren kızım!
Sana da bu yakışır.
Kapı açıldı ve az önceki mal değneği girdi içeri. Dudaklarında pis bir sırıtma ile gelip karşıma geçti. Art nail ve takma tırnaklara bayılırdım. Tırnaklarımı da üç gün önce yapmıştım. İçimdeki yırtıcı şeytan diyor ki al bu uzun tırnakları onun gözlerine batır. Neyse şimdilik şeytana uymaya gerek yok.
"Bebeğim, neden hazırlanmadın?" diye sordu.
Cidden mi?
"Bulaşma bana yemin ederim seni pişman ederim" dedim. Bana doğru bir adım attı.
"Kırmızı severim. Hadi bebeğim. Söz, yumuşak olacağım" dedi. Kahkaha attım.
"Kırmızı mı seviyorsun?" deyip ayağa kalktım.
"Evet, hepsi sana özel yeni alındı. Üstünde görmek istiyorum" dedi. Arkamı dönüp yatağın üstüne attığım geceliklerden kırmızı olanını aldım. Göz temasımızı kesmeden gözlerinin içine baka baka kırmızı saten geceliği ortadan ikiye cart diye yırttım. Gözleri kocaman oldu.
Bir gecelik fiyatına mı üzüldü o??
Pinti ne olacak!
"Naptın sen?" diye çıkıştı.
"Aaah! Tüh bak. Kırmızı fantezi geceliğin yırtıldı. Sen kırmızı seviyordun değil mi?" dedim. Sinirlenmesini bekledim ama olmadı. Gözlerini yumdu sonra da açtı ve sandalyeye oturdu.
"Gecemiz uzun. Benden kaçamayacaksın Beste Özler."
"Siktirrr! Adımı nasıl öğrendin?" Gerçi belli nasıl öğrendiği.
"Küfür etmek yakışıyor." dedi yavşakça gülerek. Sabır çektim ve arkamda kalan tüm gecelikleri gözlerinin içine meydan okurcasına bakıp yırttım ama adam hala aynı. Sandalyede oturmuş bacak bacak üstüne atıp gülümsüyor.
"Hastasın sen farkında mısın?"
"Sana daha önce çok güzel olduğunu söyleyen oldu mu?" deyip başını sağa eğdi ve vücudumu süzdü.
Dik dur ve diren Beste.
"Güzelsem güzelim. Sana ne bundan?" diye tersledim.
"Yatağıma çok kadın aldım ama sende farklı bir şey var. Bilmiyorum ama seninle sevişmek isteyen bir tarafım olduğu gibi sana kıyamayan, canını acıtmak istemeyen bir tarafım da var. Nesin sen? Melek falan mı?" dedi. Gerizekalı bu adam. Fark etmeden bana çok büyük bir koz vermiş oldu.
Şimdi yaktım çıranı psikopat manyak.
Bir anda aklıma bir sürü kötü şey getirerek gözlerimi doldurdum ve elimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım yalandan. Yalandan hıçkırınca sandalye sesi duydum hemen sonra da bana sarıldığını hissettim.
"Bebeğim, neden ağlıyorsun?" diye sordu. Cevap vermedim çünkü yalandan ağlamakla meşguldüm. Salak belki senin paran var ama benim de aklım var dedim içimden. Boşuna endişe etmişim ben. İki mırın kırım edersem ve ağlarsam dokunmaz bana.
"Bebeğim, neden ağlıyorsun?" diye yeniden sordu. Yemin ederim ebenin amı dememek için çok zor duruyorum. Çok saf ve salak biri bu.
"K-Korkuyorum" dedim. Ben oyuncu mu olsam acaba. Annem şarkı söyleyen biriydi. Bana da onun kadar yetenekli ve başarılı olmak yakışır zaten. Neyse bunu sonra düşünürüz...
"Neyden korkuyorsun?" diyerek çenemden tutup kafamı yukarı kaldırdı. Üstüne kussam ne olur diye düşünüyordum ki aniden üç el silah sesi geldi. Hemen ardından O'nun sesini duydum. Doğu amcanın...
"VURAL SOYSUZ! ÇIK DIŞARI!" diye bağırdı. Sen şimdi hapı yutmadın mı VURAL SOYSUZ!!!