3. Bölüm 'Kurtarılış'

1888 Words
3. Bölüm 'Kurtarılış' Beste Özler :) Doğu Amcanın sesini duyunca ister istemez rahatladım. Kendisi bir çok konuda kurtarıcımız olduğu için burda olmasına da şaşırmadım aslında. Yurtta tek kişilik odada kalmak istediğim zaman onun sayesinde olmuştu bu isteğim. Ya da Feyza abla reşit olmasına rağmen ev bulana kadar kalayım dediğinde o Feyza ablaya ev bulmuştu. Her zaman yurdumuza yüksek meblada bağışlar yapıp eksiklerimizi gideriyor. Kendisine olan hayranlığım her gün artıyor. Hem kendisi hem de kız kardeşi Hayat Teyzenin üzerimde emeği çok fazla. Yanımdaki VURAL SOYSUZ denilen şahıs önce duyduğu sesle kaşlarını çattı hemen ardından çenemdeki elini çekip ayağa kalktı bir hışımla. Doğu Amcaya buradan bol bol teşekkür ediyorum şuan. Ağlayarak kandırıp bir şekilde kurtulmaya çalışacaktım ama beni bu dertten de kurtardı. Her zamanki gibi... "Ne oluyor lan!" diye yükseldi ve belindeki silahı çıkardı. Silah görünce irkildim ama silaha bakmayıp sakinleşmeye çalıştım. Kapıya doğru gidip açtığı an geri geri adımladı. Doğu Amcanın adamı olduğunu düşündüğüm siyahlara bürünmüş biri Vural denen bu salağın alnına silah dayamıştı. Koruma göz ucuyla bana baktı. "İyi misiniz?" "İyiyim" dedim ve koşarak yanına gidip kocaman gövdesinin arkasına sığındım. "Çekil lan buradan. O kız benim. Beste yanıma gel." dedi. Koruma ayağıyla Vural salağının elindeki silaha tekme atıp düşürdü. İşte şimdi tamamen savunmasızdı. Doğu Amca; "Şimdi sana ne yapmalı Vural SOYSUZ?" diyerek ortama giriş yaptı. Ben hemen arkasında saklandığım korumadan uzaklaşıp Doğu Amcanın yanına gittim. Varlığı zarar değil güven veren insanlardandı. Kollarımı sıkıca beline doladım. O da başımı okşadı. "İyi misin kızım?" dedi. "İyiyim." dedim. "Kızı arabaya götürün. Ben geliyorum." dediğinde ondan ayrıldım. Arkamda kalan koruma ile birlikte dışarı çıktık. Lüks ve ömrü hayatımda sahip olamayacağım bir evdeymişim. Ben tek katlı bir ev falan bekliyordum. Benim fakirlik seviyesi... Aslında fakir sayılmam. Notlarım yüksek olduğu için girdiğim bursluluk sınavlarını kazanıyorum. Okuduğum Özel İlihan Koleji'ne de bursluluk sınavında ikinci olduğum için bulunuyorum. Bursumun yanında okula herhangi bir ücret ödemiyorum. Listedeki ilk üç öğrenciye tam burs ve ücretsiz iki yıl eğitim görme şansı tanıyorlardı. Zaten bu sene mezun oluyordum. Mayıs'ın beşi cumaydı. Haziran'ın on üçünde alan sınavım, on dördünde de ikinci sınavım var. Sonrasında ver elini yaz tatili. Yaz tatilinden sonra da hayalini kurduğum üniversite yani Hacettepe Üniversitesi. Ama bu arada çok yapmak istediğim, yapmak için ölüp bittiğim bir şey var. Annem... Onun yanına gitmek ve oradaki ailesini görmeyi çok istiyorum. Ne pahasına olursa olsun bunu yapacağım. Ben öyle dalmış düşünürken önce evden iki el silah sesi geldi. Korkudan irkildiğimde koruma ile göz göze geldik. Arabadaki mini bardan su çıkarıp ağzını açtı ve bana uzattı. "Buyrun." "Teşekkür ederim." diyerek aldım elinden ve hepsini içtim. İki gündür uyuduğum için galiba bu kadar susamıştım. Yurda dönüp güzelce yıkanmak ve karnımı doyurmak istiyorum. Doğu Amca bir iki dakika sonra geldi. Bu adama her anlamda bayılıyordum. Her küçük kızın bir kahramanı vardır. Benim bir babam ya da abim olmadı. Bilmiyorum belki de bir yerlerde kan bağımın olduğu bir erkek vardır ama bu yaşıma kadar gelmeyen o kişiler bir zahmet gelmesin bu saatten sonra. Ancak babam olacak o adam yani Furkan'ın deyimiyle babam olacak o soysuz beni güya (!) düşmanlarından korumak için buraya bırakmış. Beni başka şekilde de koruyabilirdi. Başka bir aileye evlatlık olarak da verebilirdi mesela ama yapmamış işte. Ama neredeyse şu son dört yıldır bana bir baba gibi davranan Doğu Amca gerçek anlamda benim kahramanım. "O pu... Sana bir şey yaptı mı?" diye sorduğunda başımı sağa sola salladım hayır anlamında. "İki gündür uyuyormuşum. Artık nasıl bir ilaç verdilerse uyanmamışım hiç. Uyanalı çok olmadı ki siz geldiniz." dedim. "Merak etme bir daha sana yaklaşamaz. Olurda yaparsa haberim olsun." dedi. "Bir şey mi yaptın ona?" diye sordum. Kısas düşüncesini savunan insanlardandım. Benim için kana kan dişe dişti her şey. Biri saçımı çekerse onun saçını çekmekten geri kalmazdım. Ama Doğu Amcanın benim yüzümden böyle bir şeye dahil olmasını istemiyordum. "Hak ettiğini aldı diyelim. Kimse benim kızımı kaçıramaz. Eğer ölmezde yaşarsa bile sana dokunmaz. İçin rahat olsun." dedi ama ben benim kızım dediği yerde takılı kaldım. Benim bir babam vardı evet ama sadece hayata gelmeme katkısı vardı. Üstümde hiç hakkı yoktu hatta en büyük beddualarımı bile hak ediyordu. Bir insan tanımadığı ve kendisi ile ilgili hiç bir şey bilmediği bir insandan nefret eder miydi? Ben ediyordum. Beni bu kadar yanlız bir hayata mahkum ettiği için ondan ölesiye nefret ediyordum. Doğu Amca şoföre; "Eve sürün." dediğinde kabul etmedim. "Yurda bıraksanız beni daha iyi olur. Üstüm başım kokuyor zaten." dedim. "Önce yurda gidelim o zaman." dedi şoföre ardından bana döndü; "Akşam Hayat ile evime davet ediyorum sizi. Hayal da gelecek hem. Ne dersin?" dedi. Normalde olsa reddederdim ama adam bugün hayatımı kurtarmışken reddedemedim. "Olur, geliriz." dedim. Beni yurda bıraktıklarında bahçede Hayat Teyze, İlayda ve Çiçek'i gördüm. Çiçek ve İlayda koşarak yanıma geldiler. Birbirimize sıkıca sarıldık. "Gerizekalı! Çok korktuk." dedi İlayda. "Bana olan sevgi dolu sözcüklerinden dolayı hayran kaldım sana şuan. Ne kadar da iyi bir arkadaşsın!" dediğimde omzuma vurdu. Boynum hafiften sızladı. Sanırım o şırıngayı direk batırdıkları için hala acıyordu. "Sen İlayda'yı boşver. İyi misin?" dedi Çiçek. "Arkadaş gibi arkadaş." diyerek göz ucuyla İlayda'ya bakıp Çiçek'e sarıldım. Sonra da Hayat Teyzenin yanına gittim. "Şeyy... Biraz kötü kokuyorum o yüzden sarılmayacağım ama duş alınca söz aşağıya gelip sarılırım." dedim ama o kollarını bana doladı ve başımdan öptü. "Hala mis gibi kokuyorsun." dedi. Sıkıca sarıldım. Ev gibi hissettiren nadir insanlardandı. İlayda, Çiçek, Azra, Furkan ve Hayat Teyze... Bana gerçek anlamda ev gibi hissettiren insanlardı. Onların yanındayken kendim gibi oluyorum. Çok rahatım. Bir de Hayal abla ve Doğu Amca var. İşte benimde ailem bu insanlar. Aslında yanlızım ama değilim de. "Hadi şimdi git duşunu al ve dinlen. Akşam abimlere davetliyiz." dediğinde tamam deyip on birinci kattaki odama çıktım. Önce kapıyı kilitledim ardından duşa girdim. O soylu mu soysuz mu her neyse bana dokunduğu için iğrenç hissediyordum. Her zamanki cilt bakımı da yapıp bornozumu giydim ve çıktım banyodan. Perdeyi kapatıp dolabımdan siyah iç çamaşırlarımı, koyu kahverengi tişörtümü ve siyah eşofman altımı çıkardım. Giyindikten sonra saçlarıma bakım yağlarımı ve serumlarımı sürüp saçımı kuruttum. Saçlarımı tararken kapım çaldı. Kilidi çevirip kapıyı açtığımda İlayda ve Çiçek girdi içeri. İlayda'nın elinde bir tepsi vardı ve içi yemek doluydu. Çiçek'in elinde ise çantam vardı. "Demin de geldik ama açmadın. Galiba banyodaydın." dedi. "Hıhı, banyodaydım." dedim. Saçlarımı omzumdan arkaya attım. "Hadi gel, yemekler senin." dedi. Bir sürü yemek vardı. Yatağa oturdum ve elime kaşığımı aldım. "Patlıcanlı bir şey var mı?" diye sordum. Aklıma bana getirdikleri yemek geldi. Karnıyarık getirmişlerdi. "Yok yok, bunları Hayat Teyze senin için pişirdi. Rahat rahat ye." dedi Çiçek. Ben yine de sebze yemeğini kaşıkla karıştırıp kontrol ettim çünkü benim patlıcana ölümcül derecede alerjim vardı. Bir keresinde yemeği kontrol etmeden yemiştim ve o yemekte patlıcan vardı. Ben yemeği yuttuktan sonra patlıcan tadı almıştm. Ama iş işten geçmişti. Zor gelmiştim kendime. "Kim Doğu Amcaya haber verdi kaçırıldığımı? Neler oldu anlatın hadi." dedim. İlayda; "Sen geç saatlere kadar gelmedin ve biz seni aradık ama ulaşamadık. Arıyoruz ama cevap veren yok. Hayat Teyze de abisine söyledi. Doğu Amca telefonunu son sinyalinden buldu. Mahsenin orada düşürmüşsün. Mahsende kameralar yoktu. O da mahsenin oralardaki her yerin kameralarına baktı sonra da Hayat Teyzeyi arayıp seni bulduğunu söyledi." "Ben orada bir cinayete tanık oldum. Lütfen mahsenden biri ölmüş olmasın." dedim. Oradaki insanlar ile aram iyiydi. Özellikle de Zefo ile. "Yok, yok. Ölen kişi mahsende saklanıyormuş galiba. Bu seni kaçıran soysuz da adamı orada tutup öldürmüş. Bizimkiler sağlam." dedi. Rahatladım. Yemeğim bitince kızlar beni yanlız bıraktı dinlenmem için. Çantamdan telefonumu çıkarıp Azra ve Furkan ile olan grubumuza ses attım. "Çok fazla arama ve mesaj var ikinizden. Ben iyiyim. Merak etmeyin beni sağ salim yurda döndüm. Pazartesi görüşmek üzere. Öptüm..." Sesi attıktan sonra telefonumu şarja taktım ve annemin o eşsiz şarkılarını dinlemeye başladım. Ayrı odaya geçmek istememin bir sebebi de annemdi. Dört kişilik odada kaldığım zaman istediğim gibi müzik açıp annemin fotoğraflarıyla konuşamıyordum. Bu odaya ilk geçtiğimde yaptığım şey annemin fotoğraflarını kocaman tablolara yerleştirip yatağımın karşısına asmak oldu. "Biriciğim... Keşke beni yaşatmak için kendini öldürmeseydin..." diye mırıldandım. Yatakta tamamen yayılıp pikeyi üstüme örttüm. "Ay aman aman anneciğimmm! Boynum ağrıyor!" diye sızlandım. Cidden boynum ağrıyordu. İnşallah uyuyup uyanınca geçer dedim ama her ihtimale karşı da kas gevşetici krem sürdüm sonra uyudum. ~~~~ Uyandığımda saate baktım ilk. Saat on yediyi kırk iki geçiyordu. Yatakta genleşip gözlerimi ovuşturdum. Esneyerek yataktan kalkıp banyoya girdim. Yine her zamanki gibi iki gözümde kocaman olmuştu. Çocukluğumda geçirdiğim o talihsiz günden sonra neden bilmiyorum ama her uykudan uyandığımda iki gözümde iri iri olur. Elimi yüzümü güzelce soğuk suyla yıkayıp kuruladım ve banyodan çıktım. Telefonumu sessizden çıkarıp müzik açtım. Hiç kaçırıldım da zor kurtuldum havalarına giremem. Benim vaktim de moralim de değerli. Bazı insanlar ergence der, bazı insanlar da iyi yapıyorsun der bu hallerime. Ben annemin röportajlarını izleyerek, dinleyerek büyüdüm. Ben annemin kızıyım. Kimse Biricik Karimova'nın kızını üzemez. Üzerse de karşılığını alır. Hiç üzemem kendimi. Hem şarkıya eşlik edip hem de dolaptan kıyafet ayarlıyordum kendime. Bana deli diyenin aklı Kime göre doğru Seni buralara kim attı Çok güzel oldu Yandın yavrum yandın sen Bak elime kaldın Çok geç aydın duruma Hoş geldin sana da günaydın Aşk savaşında ele geçirildin Ben tarafından dize getirildin Hani sen kimselere yenilmezdin Demek sonunda yola gelebildin Bi dakika bir şey söyliycem Seni var ya acayip sevicem Ne zamandır kaybettiğin o Kalbin yerini sana göstericem Ne giyinsem karar veremedim. Cicili bicili bir şeyler giyecek yaşta değilim. Kot pantolon gömlek giymek de olmaz. O yüzden de koyu yeşil rengindeki dizlerimde biten kollu elbisemi giydim. Hem yaşıma göre hem de usturuplu olur. Ayrıca kolumun omzuma yakın yerindeki yarayı da kapatıyor. Elbisemi giyinip saçlarımı düzleştirdim ve makyajımı yaptım. Abartı makyajı ben de sevmezdim. Alt tarafı eve davet edildiğimiz için abartı makyaj yapmadım. Elbisemin altına düz taban spor ayakkabı giydim. Küpelerim fiyonk şeklindeydi. Değiştirmedim. Elimde annemin elindeki yüzüğün aynısı vardı. Onu da değiştirmedim. Parfümümü sıkıp çantamı aldım ve aşağı indim. Hayat Teyzenin kapısına gelip tıklayacaktım ki içeriden; "Beste de geliyor. Ona göre ayarla. Bu kadar yıl korudum onu. Bu saatten sonra olmaz. Ben doğurmadım ama ben büyüttüm o kızı, abi. Sakın!" diyen sesi geldi kulağıma. Kaşlarımı çattım. "Abi yapma-" diyordu ki daha fazla dayanamadım ve kapıyı çaldım. Gel dediğinde içeri girdim. "Kapatıyorum." dedi ve telefonunu kapatıp bana döndü. "Ben hazırım." dedim. Eğer öğrenmem gereken bir şey ise mutlaka Hayat Teyze bana anlatır diye az önce kiminle ne konuştuğunu sormadım. "Ben de biraz daha gelmesen seni arayacaktım." dedi. "Uyumuştum biraz. Yeni kalktım ve hazırlandım." dediğimde telefonunu çantasına attı ve bana doğru geldi. "Yüzüne renk gelmiş bebeğim." dedi. Tip tip baktım. "Teyze hala bana bebek diyorsun. On sekiz olmama beş altı ay falan var." "Ben senin reşit halinle ilgilenmiyorum bebeğim. Sen hala benim küçük kızımsın." dedi. Seviyordum ya Hayat Teyzeyi. Bana yanlışı yoktu. Benden sakladıkları yoktu. Mesela babam kim diye sorduğumda babam hakkında bildiklerini söylemişti ama o da bir şey bilmiyordu. Beni ben olarak kabul eden insanlardandı. Zaten benim hayatım şu insanlardan ibaretti: Hayat Teyze, İlayda, Çiçek, Furkan, Azra, Zefo, Doğu Amca ve Hayal abla. Başka kimseyi sevmem de hayatıma dahil etmem de. Hayat Teyze ile Doğu Amcanın bize gönderdiği araca bindik. İlk defa başka bir evde bir aile yemeğine katılacağım. Aile kavramı benim için çok uzak bir kavram. Ailem olmadı hiç. Aile sıcaklığı görmedim. Annem başımı okşamadı, babam bana harçlık vermedi, beni kıskanan ve zorbalayan bir ablam ya da abim olmadı ya da eşyalarımı gelişigüzel dağıtan yaramaz bir kardeşim olmadı hiç. Kan bağımın olmadığı insanları aile bildim, edindim. Ama yetmiyor işte. Gerçek aile gibi hissettirmiyor. Bugün bir aile yemeği yiyeceğim ve eminim ki bu konudaki eksikliğimi sonuna kadar hissedeceğim. Nerden bilebilirdim ki ailemin yanı başımda olduğunu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD