episode -21-

849 Words
Bölüm21 "Hoş geldin!" Annem resmen o yaşlı hali ile kollarıma atladı. Beni gerçekten özlemişti sanırım. Bende onu özlemiştim aslında. Sıkıca sarıldım ona. Geleceğimi söylediğim için, işe gitmemişti. Babam ise, önemli bir toplantısı olduğu için gitmesi gerektiğini söylemişti. Dina da Carol'a haber vermiş, beni ikisi birlikte karşıladı. Carol koşa koşa gelip sarılırken, Dina arkasında beni izliyordu. Tabi ki de kardeşler her ne kadar birbirlerini özleseler de asla sarılmazlar. Carol'dan ayrılıp, ona doğru yürüdüm ve kocaman sarıldım. Bu sanırım ilkti ve bana sarılmak yerine ittirmeye çalışıyordu. "Iyy ne zamandan beri duş almıyorsun sen. İğrençsin, iğrenç!" Yüzüne ters ters baktım. "Şaka yapıyorsun değil mi?" Evet, iki gündür duş alacak vakit bulamıyordu Lavinia ancak bu durum beni ırgalamaz. Ne de olsa Carlo'nun yanına gitmeden duş almıştım. Bu da dün sabah oluyordu mantıken. "Şaka şaka be. Gel şuraya." Diyerek kollarını açtı. Güldüm ve tekrardan ona kavuştum. Güzel bir özlem giderdikten sonra odama gitmek için ayrıldım ve en çok özlediğim soğuk yatağıma bıraktım kendimi. Hala içimde Carlo'ya ait bir burukluk olsa da önceki gibi üzülmüyordum. Ursula'nın ölümüne üzülmüştüm ancak sadece Lavinia için. Sonuçta o kız ile bir alakam yoktu. Lavinia güçlü bir kızdı ve tekrardan onun bedenine geçene kadar atlatırdı bu durumu. Carlo'nun aklıma gelmesi ile her ne kadar biraz moralim bozulsa da beni uyutmayacak kadar değildi. Gözlerimi kapattım ve bekledim. Uyuyormuş numarası yaparak bekliyorduk uyumayı ve bu durumu ne zaman düşünsem bir sonuca varamıyordum. *** Gözlerimi saatin gürültülü sesi ile maalesef ki açtım. Henüz aydınlığa alışamamışken, saate bakmaya çalıştım. Evet, sadece üç saat uyuyabilmiştim ve saat ona yaklaşıyordu. Ayağa kalkıp, antrenman için hazırlandım. Merak ediyordum, onu görünce bende neler değişecekti. Sahaya vardığımızda annem ile vedalaşıp arabadan indik. Bugün işe gitmediği için bizi o bırakmıştı idmana. Bu yorgunluk ile zor olurdu zaten buraya kadar yürümek. Arabadan inince tekrardan Carol'a sarıldım. Cidden özlemiştim biricik arkadaşımı. Ondan ayrılıp ikisinin de koluna girdim ve o şekilde soyunma odasına yürüdük. Üzerimize formalarımızı giydikten sonra, hala devam eden basketbol antrenmanını izlemek için salonun tribününe çıktık. Tabi benim için zor oldu bu. Görmek istemediğimi son anda fark edip, soyunma odasına doğru geri dönmek istedim ancak arkadaşlarım buna izin vermedi. Tribüne kadar beni ittirmeye çalıştıklarında, rezil olmamak adına onlardan kurtulup, antrenmanı bekleyen diğer takım arkadaşlarımın yanına gidip oturdum. Sahaya bakamıyordum. Onun yerine, kızlara odaklanıp, onları dinliyomuş gibi yapıyordum. Lucia'nın gelmediğini fark ettim. İçim bir yandan rahatlarken diğer yandan onu dövemeyecek olmamın hissiyati ile öfkeyle doldu. Daha fazla kafamı üç yüz altmış beş derece çevirmeye dayanamayınca sahaya döndüm. Seslerden de anlamıştım ancak görünce daha çok emin oldum. Maç yapıyorlardı ve tabi ki hepsi ayrı bir ciddiyet ve ayrı bir sinirle oynuyordu. Anlamıyordum neden bu kadar mal gibiydiler. Alt tarafı maç. Gözlerimi her ne kadar başkalarının üzerinde tutmaya çalışsam da, benden habersiz bir şekilde, Carla'ya doğru kaydı. Oynuyor, aynı zamanda göz ucuyla beni izliyordu. Kafamı çevirdim. Etrafa bakmaya başladım ancak salak gibi gözüktüğümü düşünerek bunu yapmayı kestim ve nihayetinde aklıma zekice bir fikir gelince gülümsedim. Taytıma sıkıştırdığım telefonumu çıkartıp sayfalar arası gezinmeye başladım. Bu şekilde meşgul gözükebilirdim sanırım. Birkaç dakika bu şekilde geçirdikten sonra, istemsiz bir şekilde gözlerim Carlo'yu arıyor, bulunca da gerilip telefona geri dönüyordum. Lanet olsun ki hala onu seviyordum. Unutamamıştım. Pekala, giderken ben bunu planlamamıştım. Beni aptal düşüncelerimden sıyıran, sahadan gelen bağırış sesleri oldu. Kavga ediliyorduç Ah tabi. Erkeklerin hangi maçında kavga olmazdı ki? Pota altında bir tarafta Carlo, diğer tarafta ise Ursula'yı gördüğüm gün alış veriş merkezinden karşıma çıkan o ilginç çocuk vardı. Bu çocuk buraya ne zaman başlamıştı ve nasıl maça girecek kadar iyi bulmuştu koçları. Ben gideli dört beş gün olduğunu düşünürsek en fazla beş günlüktü ve koç bunu beş günde maça aldıysa cidden bir cevher vardı bu yakışıklıda. Kızlar hemen tribünden atlayıp, kavgayı ayırmaya çalıştılar. Tanrım, ne bu ilgi merakı anlamıyorum ki. Tribünde sadece benle Dina kalınca, Caroline'ı aradım. Kavganın yakınlarında, olanları izliyordu. "Senin ne işin var orda varoş. Gelsene buraya." Diyerek bağırdım. "Dur tatlım, burdan daha kolay duyuyorum. Ayrılca kavga olursa kim dövecek onu daha yakından görmek istiyorum." gülümsedim. İşte benim kızım! "Bu çocuk kim?" Dina sorum ile sonunda kafasını telefondan kaldırdı. 'Kim' der gibi kafasını sallayınca, elimle gösterdim. Kavgayı yeni görmüştü sayemde. Gözlerini kısarak üç saniye falan izledi. Sonra gözlerini devirerek telefonuna geri döndü. "Adını hatırlamıyorum, kızlardan birine sorarsın. Hepsi köpeği olmuş durumda. Üç gün önce geldi antrenmana. Amerika'dan gelmiş sanırım. Orada dabasketbol oynuyormuş. Bu kadarını biliyorum. Dediğim gibi kızlara sor, CV'sini çıkarsınlar." Gözlerimi devirdim. Antrenmanları nihayetinde bitmişti. Son olarak bende tribünden atlayacak, voleybol toplarının olduğu kafese doğru gidip bir top aldım. Antrenman başlayana kadar biraz ısınabilirdim bununla. Topu kalabalığa doğru attığımda, yeni çocuk tek elini kaldırıp topu tuttu. Şaşırdım ve bunu belli etmekten kaçınmadım. "Biliyor musun? Amerika da, Amerikan Futbolu da oynamıştım." Çocuk bana yaklaşarak konuştu. Herkesin gözü bir anda bize dönünce gülümsedim. "Çok amaçlı bir Amerikalı'ymışsın demek ki." Güldü ve aramızda bir metre kalana kadar yanıma geldi. Topu uzattı ancak ben tutmadan yere attı. Meydan okuma mıydı bu? Elini hala uzatmış bir şekilde beklerken konuştu. "Adım Jacop, prenses." Sırıttım. "Alacakaranlıktaki mi?" Gözlerini devirdi. Bu komik şakayı bir çok kez duyduğuna eminim. "Bende Alicia." Elini sıktım. Bunu yaparken kalabalığa doğru göz attım. Gözlerim Carlo'yu bulunca, ayırmadım. Bana öfkeyle bakıyor, aynı şekilde karşılık veriyordum. BölümSonu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD