4-Sevil'i Hatası

1409 Words
Bir insan kendi kendini bitirebilir mi? Ben bunu dün yaptım. Zaten Müdire Hanım beni burada istemiyor. En azından burada kalmak da gitmek de benim elimde artık. Bunun kararını sadece ben verebilirim. Gitmeyi tabi ki de istemiyorum. Hem anca bir üniversite bulmuşum, annemi ikna edip gelmişim... Onun da hayallerini yıkmak istemiyorum. Hem de kendimi bu ajanlık meselesine fazla kaptırdım. Ayrıca ayağıma kadar gelen fırsatı neden yok sayayım ki? Benim yüzümden bir sürü insan kovulacağına ben giderim daha iyi. İç değilse vicdan azabı duymam. Ne olacak, gidecek miyim diye düşünmekten kafayı yiyeceğim. Yatakhanedeki kızların hepsi uyurken ben sessiz bir şekilde odadan çıktım. Bu gece okuldaki ilk ve son gecem olabilir. Ve bu önemli günü uyuyarak geçirmek istemiyorum.  Bir okulun geceleri nasıl olduğunu hep merak etmişimdir. Hani filmlerde olur ya... Esas kız karanlık ve sessiz okulda ağır ağır ilerlerken hiç beklemediği bir anda katil karşısına çıkar. Burada öyle bir şey olacağını sanmam. Koskoca ajan akademisinin güvenliği vardır herhalde. Bir zahmet olsun artık. Merdivenlerden aşağıya inmeye başladım.  "Gece gece ne yapıyorsun sen?" Arkamdan gelen sesle öyle korktum ki az daha merdivenlerden düşecektim. Korkmama biraz da aklıma gelen filmler sebep olmuştu. Kafamı çevirip baktığımda benim yanımda olduğunu belli eden ama ismini bir türlü öğrenemediğim okulun eğitmeniydi bana seslenen.  " Hocam sizin yatağınızda olmanız gerekmiyor mu?" Bir adama sap soruyorum utanmadan. " Aynı soruyu bende sana soracaktım. Senin yatağında olman gerekmiyor muydu?" dedi bana normal olarak. " Müdire Hanımla yaptığımız anlaşmayı duymuşsunuzdur. Bu gece son gecem olabilir. Uyumak istemedim. " Keyifle gülümseyip yanıma geldi.  " Müdire Hanımla konuştum, yaptığınız anlaşmayı anlattı. Açıkçası ağzım açık kaldı. Tehlikeli bir bahis oynadın. Ama her şeyi elinde tutuyorsun. Zekice bir hamle.”Benim yaptığımdan hoşlanmış gibi bir hali vardı. " Sağ olun. Zekice ama salakça bir hamle desek daha doğru olur. " Kendimi kandırmama gerek yok. Müdüre Hanımla girdiğim bu kumarda kaybeden ben olacaktım. " Yanlışlıkla da olsa senin bu akademide olman gerekiyor. İyi geceler. " deyip gitti yanımdan. Ben, bu okulda isteyen tek insan. Kıymetini bilmem lazım. Adını sormayı yine unuttum. Bahçeye çıkıp soğuk havayı içime çektim. Bir el hissettim omzumda, dönüp baktığımda üçüncü gruptan Oğuz'u gördüm. " Ne işin var bahçede gece gece ? " diye sordu. Gecenin sorusu da bu herhalde. " Bana sorana bakın hele. Senin ne işin var?"  " Uyku tutmadı. " sesi duygusal geliyordu. Birlikte bahçede banka oturduk. " Benim de son gecem olabilir. "  Tıslar gibi güldü. " Hee duydum. Yine yapmışsın yapacağını. "  " Bir şey yapmadım. Herkes de duymuş maşallah. " Bu akademide de her şey ne kadar çabuk yayılıyor. " Sen nasıl bir şeysin yaa?" Oğuz hayranlıkla baktı bana bir an için. "Onu bunu bırak da, sen dün neden istenmemek ne demek iyi bilirim dedin?" Aklımda kalmıştı. İşte Oğuz onda sonra efkarlandı. " Bilirim. Annemle babam öldükten sonra halamların yanında kalıyordum. Beni istemediler, bunu da bariz belli ettiler. Evden kaçacağım gün zarfı aldım. Sonunu düşünmeden kabul ettim.” Şimdi anlaşılıyordu ne demeye çalıştığı. İstenmemenin ne demek olduğunu biliyordu gerçekten. " Ailen için üzüldüm. Başın sağ olsun." Söyleyecek bir söz gelmiyordu aklıma. " Sen nasıl geldin? " İşte bu soruyla sabaha kadar konuştuk. Güvenilmez biri olduğunu düşünmüştüm ama öyle değilmiş. Ön yargılarımdan kurtulmam gerek.  *** *** *** Kahvaltı yapmak için giriş kattaki salona geçtik. Beş yıldızlı otellerde bile böyle kahvaltı yoktur. Tabi ajan akademisi olmak kolay değil. Mine'ye de içimden geçenleri anlattım. Gülmekten kahvaltısını bile yapamadı.  Panoya bakıp ders programını almam gerekiyor ama nasıl olsa kovulacağım için bakmasam da olurdu yani. Aylak aylak gezinirken Cengiz hocayı gördüm. "Senin derste olman gerekmiyor mu?"  " Nasıl olsa gideceğim için... " Lafımı bitirmeden araya girdi.  " Ama hala bu okulun öğrencisisin ve derslere gireceksin. " dedi ve ayaklarım geri geri gitse de dersliğin yolunu tuttum.  İçeride kimse yoktu. Önce panoya bakmak aklıma gelmedi. Panoda ilk dersimizin sağlık olduğu yazıyordu. Hemen ikinci kata çıktım. Kapıyı tıklatıp içeri girdim. Kadın iyi biriymiş de itiraz etmeden aldı beni derse.  Sağlık dersinden sonra laboratuvar dersine oradan da bilgisayar dersine girdim. Tabi hepsinin farklı katlarda olması koşturmama sebep oldu. Öğle arası molası bir saatmiş. Büyük salonda beklerken hoparlörden ses gelmeye başladı.  " Böyle bir şey olamaz. Kıza hiç bir şey söylemiyoruz. " Bu Sevil Hanımın sesiydi. " Olur mu öyle şey Sevil Hanım. Bir anlaşma yaptınız." Bu seste beni bu akademide isteyen tek kişiye aitti. " Başlatma anlaşmasından. O kız bu okuldan gidecek. Kimse de konuşmayacak." Emir kipiyle odadakilere istediğini yaptırmaya çalışıyordu belli ki. " Ben söz veremem Sevil Hanım. " Galiba benim hakkımda konuşuyorlar. Bana neyi söylemeyeceklerini az çok tahmin edebiliyorum.  " Sakın, tek kelime edersen seni de kovarım... Sesler yankı mı yapıyor... Kahretsin. " Sesler tiz bir şekilde son buldu. Müdire Hanım ve o iyi eğitmenin sesleriydi. Anladığım kadarıyla benim hakkımda konuşuyorlardı. Madem benim hakkımda konuşuyorlar benim de orada olmam gerek. Meraklı gözlerin arasından yukarı çıktım. Kapının önünde birisi bekliyordu. " İçeriye giremezsiniz. " diyerek uyardı beni. " İzin almadım ki. " Kapıdaki adamın boşluğundan yararlanıp içeriye daldım. Sevil Hanım beni görmeyi beklemiyor gibiydi. " Bu iki oldu. Bir daha odama... " Lafını bölüp konuşmaya başladım. " Neler olduğunu anlatacak mısınız yoksa bütün okulu ayağa mı kaldırayım?" Battı balık yan gider. Ne olacaksa olsun. Bu dediğimden korkmuş olacak ki sakinleşip koltuğuna oturdu.  " Bu okulda kalmaya devam edeceksin. Olay çıkartmak yok. Kurallara uyacaksın. Bir daha da odama bu şekilde girmeyeceksin. " Çıkmam için işaret yapınca çıktım. Bu okulda kalmayı anca başarmışım riske atamam. Demek ki hatayı gerçekten kendisi yapmış. Yoksa bu akademide kalmama asla izin vermezdi. " Tebrikler, başardın. " dedi benim burada kalmamı isteyen hoca.  " Sağ olun ama ben hiç bir şey anlamadım. " Sevil Hanım kendi hatası bile olsa bu kadar çabuk akademide kalıyor olmama razı olmazdı. " Karışık bir durum aslında. Şöyle anlatayım. Yıllar önce bu akademinin iki ortağı vardı. Biri Sevil Hanım diğeri de Emir Beydi. Aralarında bir anlaşmazlık oldu ve yollarını ayırdılar. Sevil Hanım bu akademiyi devam ettirdi, Emir Beyde başka bir akademi kurdu. Aslında seni o akademiden çağırmışlar ama sistem seni buraya yollamış. Sistemi de Sevil Hanım kurmuştu. " Hoca açıklama yapınca her şey kafamda netleşmeye başladı. "Yani her halükarda ajan akademisine geliyordum. Sadece yanlış yere gelmişim." Her türlü ajan olacakmışım yani. " Aynen, sen bu durumu anlatmayasın diye seni kabul etti. Eğer anlatırsan okulun itibarı yerle bir olur. Bu okulda kalmaya devam ettiğin sürece de kurallar gereği hiç bir şekilde konuşamazsın. Bizim akademimizin logosuyla Emir Beyin akademisinin logosu aynı. Sadece bizim rengimiz kırmızı, onun rengi siyah. Geriye kalan her şey aynı." Hoca konuştukça anlıyorum durumları. Sevil Hanım sırf kendisini kurtarmak için beni kabul etmiş.   " Neden ayrılmışlar peki. " Gittikçe daha da meraklanıyorum bak. " Orasını tam olarak kimse bilmiyor. Hadi bu durumun tadını çıkart. " dedi. Tam gidecekti ki durdurdum onu. " İsminiz neydi acaba ? "  " Zafer. " Sonunda adını öğrenebildim.  " Durup dururken hoparlör çalışmaz. Nasıl oldu? " Bu akademide her şeyin olabileceğini aklımın bir köşesine yazmalıyım. " Parmağım çarpmış olabilir. " deyip gitti. Benim okulda kalmam için benden çok uğraştı valla.  Müdire Hanım beni istemediği halde kabul ettiğine göre Emir denen eski ortağının ağzına laf vermek istemiyor demektir. Hee bu demek değildir ki istediğim gibi at koşturacağım. Tam tersi öyle bir çalışacağım ki keşke ben çağırsaymışım bu kızı diyecek o Sevil Hanım. Salona geri döndüğümde tüm gözler üzerimdeydi. Merakla bakıyorlardı. Oğuz bana doğru gelirken abim dibimde bitiverdi. " Neler olduğunu anlatıyorsun. Hemen. " Abime yaptığım her şeyi anlattım. " İyi seni hala tutuyor burda. Ben olsam... " diye devamını getirecekti ama onu durdurdum. " Sen olmadığına göre düşünmene gerek yok abi. Annemle konuştun mu ? Benim fırsatım olmadı da." Bunca hengamenin içinde annemi unuttum tabi. " Konuştum. Yurtta kaldığını sanıyor. Ekonomi-Finans okuduğunu sanıyor. Her şey yolunda yani. " abim benim yerime halletmiş sağ olsun. " Hadi görüşürüz. Benim yapmam gereken işlerim var. " deyip abimin yanından gittim. Mine'yle ve Oğuz'la kaş göz işareti yapıp yanıma çağırdım. Aklımdaki fikri onlara da anlatmaya başladım.  " Şimdi yardımınıza ihtiyacım var. Madem bütün grupların başkanıyım, her şeyi bilmem gerek. Mine, sen ikinci grupta bir şey olursa haber vereceksin, Oğuz sende üçüncü grupla ilgilen. Birinci ve beşinci gruba gelince oradaki bir kaç kişiyle arkadaş olup yanımıza çekmemiz gerek. En ufak hatamda beni yollayacaklar. Bana yardım eder misiniz?" Madem artık buradayım buranın kurallarına göre oynamayı öğrenmeliyim. " Ben senin yanındayım. " dedi Mine güler yüzle.  Oğuz’da omzuma vurdu yanımda olduğunu göstermek için. "Bende varım. Kimse kolay kolay gönderemez seni."  " Müdireyi sinir etmeye hazır mısınız?" dedim gülerek. Burada olmam onu zaten sinir ediyor, bir de her şeyi kontrolüm altına alırsam iyice sinir olur. Sevil Hanım bundan sonra korksun benden.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD