Melis yatağında uzanmış, kulaklıklarından yükselen müzikle kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Gözleri tavana dalmış, gün boyunca olanları düşünüyordu. Zeki’nin attığı mesajdan sonra ona bilerek daha fazla yazmamıştı. İçinden, o yazsın diye geçirmişti. Artık Zeki’nin peşinden koşan o aptal kız olmayacaktı. Ama saatler geçmesine rağmen telefonunda yeni bir mesaj belirmemişti. Elini yanındaki yastığa koyduğu telefonuna uzattı ve ekranı kontrol etti. Hâlâ sessizlik… İçini garip bir hayal kırıklığı kapladı. Zeki’nin ona yazmaması, onu umursamıyormuş gibi hissetmesine sebep oluyordu. Halbuki mesajı okuduğunda sinirlendiğini tahmin edebiliyordu. Peki, öfkesi bu kadar çabuk mu dinmişti? Yoksa gerçekten umurunda bile değil miydi? Düşünceleriyle boğuşurken aniden telefonuna bir bildirim düştü.

